Hegel’in Türkçeye “Tinin Fenomenolojisi” olarak çevrilen eseri bilinç felsefesinin baş yapıtlarından biridir. Hegel, fenomenolojide duyusal kesinlik, algı, kuvvet ve anlama gibi epistemolojik (bilgi temelli) analizlerden efendi-köle diyalektiği gibi sosyal-ontolojik (varlık ve toplumsallık temelli) bir yapıya geçiş yapar. Bu geçişin neden yapıldığını anlamak önemlidir.
Özet geçeyim: Duyusal kesinlikte bilinç nesneye en saf haliyle yönelir ama “şu şey” dediği anda onu genelleştirir ve doğrudanlığı kaybeder. “Şu gördüğüm nedir, kesin midir?” Dediğimde hiçbir şey fark etmesem sadece bir bakış açısı üzerinden, öznel olarak bunu deneyimlediğimi fark etmem bile duyumsanın kesinliğine zarar verir. Bu aşamadan sonra bilinç nesneleri artık özellikler toplamı olarak algılar.


