Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi adı verilen çerçeve yasa, TBMM Adalet Komisyonu 'nda kabul edildi. TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen çerçeve yasanın Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmelerine yarın başlanacak. Kanun teklifinin görüşmelerine yarın başlaması öngörülen Meclis Genel Kurul, saat 11.00'de toplanacak.
TEKLİFİN AYRINTILARI Teklife göre, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç, düzenleme kapsamına giren suçlardan, toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 5 yıl süreyle, toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 10 yıl süreyle infaz hakiminin kararıyla ertelenecek. Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi, düzenlemenin Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'nden müteşekkil Kurul tarafından yapılacak. Örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınacak.
TERÖRİSTLERE SİYASET YOLU MU AÇILACAK? Düzenlemenin uygulanması Milli Güvenlik Kurulu’nun PKK/KCK ile bağlantılı yapıların feshedildiğini ve silahların tamamen bırakıldığını tespit etmesi şartına bağlanıyor. Teklife göre, kasten öldürme suçu işleyen hiçbir biçimde kanundan faydalanamayacak.
2005 öncesinde ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis gerektiren bir suç işleyenler de kapsam dışında olacak. Ancak bu tarihten sonra söz konusu cezaları da gerektiren suçları işleyen, örgüt yöneticileri ve üyeleri, kasten öldürme suçu işlememişlerse kanundan faydalanabilecek. Teklife göre, cezaları ya da dava ve soruşturmaları ertelenenler siyasete de oluşturulacak kurul kararıyla dönebilecek.
Ceza ve davaları 5 yıl ertelenenler iki, 10 yıl ertelenenler üç yıl geçtikten sonra kurul kararıyla siyasi partilere üye olabilecek, aday gösterilebilecek. HUKUKÇULARDAN PEŞ PEŞE TEPKİ Maddeleri tartışmaya açılan söz konusu teklife, hukukçulardan tepki gelmeye de devam ediyor. Yasayı eleştiren isimlerden biri Avukat Tolga Şirin oldu.
HAYLİ AMATÖRCE KALEME ALINMIŞ BİR METİN X'ten bir paylaşım yapan Şirin, Çerçeve Yasa Tasarısı hayli amatörce kaleme alınmış bir metin. Görünen o ki hazırlanırken profesyonellerle çalışılmamış dedi. Şirin, Örneğin bütün düzenleme hapis cezaları esas alınarak kurgulanmış.
Ancak anılan suçlardan adli para cezasına mahkûm edilenlerin durumu belirsiz bırakılmış ifadelerini kullandı. Tolga Şirin, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: Çerçeve Yasa Tasarısı hayli amatörce kaleme alınmış bir metin. Görünen o ki hazırlanırken profesyonellerle çalışılmamış.
Örneğin bütün düzenleme hapis cezaları esas alınarak kurgulanmış. Ancak anılan suçlardan adli para cezasına mahkûm edilenlerin durumu belirsiz bırakılmış. 'Cezanın infaz edilmiş sayılması' için terör suçu mu, yoksa herhangi bir suç mu işlememek gerektiği de tartışmaya açık biçimde kaleme alınmış. Soruşturma ve kovuşturma evresinde hak yoksunluğu doğmamasına rağmen, bu evreler bakımından hak yoksunluklarının kaldırılmasından söz edilmesi gibi tuhaflıklar da var.
Bunların dışında daha pek çok belirsizlik ve tutarsızlık bulunuyor. Bu konularda ayrıca yazacağım. Fakat özellikle anayasal açıdan dikkatten kaçmaması için şimdiden kaydetmek isterim: Tasarı (m.
3/3), bazı suçlar bakımından soruşturma açılmasını yürütmenin takdirine bırakıyor. Anayasa’nın 129/6. maddesi, bir soruşturmanın idari merciin iznine tabi tutulmasını “memurlar ve diğer kamu görevlileri” bakımından öngörmüştür. Bu kuralın amacı, kamu görevlilerinin gereksiz soruşturma tehdidi altında kalmasını ve bu yolla kamu hizmetlerinin aksamasını önlemektir. (Kamusal hizmet görenler bakımından bu imkânın sınırları için bkz.
AYM, E.2022/90, K.2023/201, 30/11/2023.) Bu kural, suçun mağdurunun gerçek kişiler olmadığı bazı durumlarda bir ölçüde esnetilebilir. (Örneğin TCK m. 301 bağlamında bkz. AYM, E.2009/25, K.2009/57, 7/5/2009.) Buna karşılık, kamu hizmetiyle ilgisi bulunmayan ve suçun mağdurunun gerçek kişiler olduğu hâllerde bu tür izin mekanizmaları, etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesinin önünde yeni bir engel oluşturur.
Üstelik Kurulun bu konudaki yetkisi, herhangi bir ölçüt öngörülmediği için son derece geniştir. Bu denli geniş ve ölçütsüz bir takdir yetkisi, pek çok temel hakkın usul boyutunu ihlal etme potansiyeli taşımaktadır. Dahası, ölçüt yokluğu yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki sınırları da belirsizleştirmekte; bu yönüyle diğer anayasal güvenceleri de zedelemektedir.
Çerçeve Yasa Tasarısı hayli amatörce kaleme alınmış bir metin. Görünen o ki hazırlanırken profesyonellerle çalışılmamış. Örneğin bütün düzenleme hapis cezaları esas alınarak kurgulanmış.
Ancak anılan suçlardan adli para cezasına mahkûm edilenlerin durumu belirsiz bırakılmış.… pic.twitter.com/x6IyCNCLQi — Tolga Şirin (@tolgashirin) August 9, 2026 ESKİ YARGITAY SAVCISI EMİNAĞAOĞLU: PKK MENSUPLARI İÇİN ‘KAYYIM KURULU’ KURULUYOR 'Çerçeve yasa'ya tepki gösterenlerden biri de eski Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu oldu. Eminağaoğlu, “AKP, bu sefer de PKK mensupları için Külliye'de ‘kayyım kurulu’ kuruyor. PKK'yı, AK'lıyor!
Dağdan inene aynı gün siyaset yolu... İhanete hayır!” dedi. DAĞDAN İNENE AYNI GÜN SİYASET YOLU...
Ömer Faruk Eminağaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “AKP, BU SEFER DE PKK MENSUPLARI İÇİN KÜLLİYE'DE KAYYIM KURULU KURUYOR. PKK'YI, AK'LIYOR! DAĞDAN İNENE AYNI GÜN SİYASET YOLU...
İ H A N E T E H A Y I R! AKP iktidarının çıkardığı yeni Türk Ceza Yasası, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu yasa döneminde suç işleyen yönetici dahil tüm PKK mensuplarına, Dağdan indikleri üstelik aynı gün, Ceza değil siyaset ve seçilme yolu!
Dağdan inenler hakkında, haliyle yokluklarında ifade alınamadığı için yargılama ve mahkümiyet kararı zaten olamaz. O HALDE... 1- Haklarında hiç soruşturma açılmamışsa, Külliye'de çalışan ve yasanın 7’nci maddesi ile kurulan Cumhurbaşkanının emrindeki (fiilen PKK Kayyım Kurulu olan) Kurul, Bu kapsamda kalan kişiler hakkında soruşturma açılması artık izne bağlı olduğu için, soruşturma izni vermeyecek.
Bu kişiler böylece hiçbir engelle karşılaşmadan doğrudan siyasi hayata atılacak. Can Atalay'a yaşatılanları bile yaşamadan... 2- Dağdan inenler hakkında soruşturma ve/veya kesinleşmemiş bir yargılama var ise, Soruşturma ve/veya yargılamalar ertelenecek. (Md.
3) 3- Önceden dağdan inmiş, soruşturma ve/veya yargılama söz konusu olmuş, Bu süreçte tutuklanmış ve/veya ceza almış ancak cezalar kesinleşmemiş ise, Bu kararlar bozulup bu kişiler salıverilecek. (Md. 4) Dosyalar/cezalar kesinleşemeyeceği için bu kişilere ASLA siyaset yasağı söz konusu olmayacak! (Anayasa md 76) 4- Yasa'da 7’nci maddeye göre oluşturulan Kurul'un, canı istediğinde ve herhangi bir süre de beklenmesine gerek kalmadan, Bu konularda yargı organlarından hak yoksunluğunun kaldırılmasını isteyebileceği belirtiliyor ki (Md. 7/4-a), Mahkeme bu kararı verse de vermese de zaten Anayasa md 76'ya aykırı bir hak yoksunluğu söz konusu değil...
Hemen siyaset yolu yok gibi bir göz boyama yapılsa da gerçekler tam aksine... SONUÇ OLARAK... YENİ TCK DÖNEMİNDE SUÇ İŞLEYEN VE DAĞDAN İNEN PKK'LAR, Külliye'deki Cumhurbaşkanı'nın himaye ve emrindeki (PKK mensupları konusunda görevli) Kayyım Kurulu'nun lütfetmesiyle istenirse AYNI GÜN siyasi hayata...
NOT: UNUTMAYALIM Kİ; 1- 01.06.2005 öncesi örgüt adına işlenen adam öldürme, ayrıca alınan ömür boyu hapis ve ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezaları hükümlülerinin kapsam dışı olduğu belirtilmek yoluyla, Öcalan dosyası ve şehitlerin olduğu dosyaların kapsam dışı olduğu ifade edilmek istenmiş ise de, Bu sınırlamaları Anayasa Mahkemesi iptal edecek olup, Bu kapsamdakilere de yasadan yararlanma ve de siyaset yolu açılacaktır!.. 2- (Olası bir Anayasa Mahkemesi kararı öncesi de zaten) 01.06.2005 öncesi veya sonrası her düzeydeki diğer hükümlü PKK mensuplarının cezalarının infazı ertelenip, salıverilecekleri, Kurul isterse infazın ertelendiği tarih sonrasında, 7’nci maddede öngörülen 2 yıl veya 3 yıllık süreler geçince yargı organından hak yoksunluğunun giderilmesi kararı verilmesini istediğinde, Yargı organlarının da bu kararı vereceği belirtilmiştir. (Md. 7/4-b) Bu düzenleme açıkça (mahkûmiyet kararları varlığını sürdürdüğü için) Anayasa'nın 76’ncı maddesine aykırı ve Anayasa delinerek, Olası bir Anayasa Mahkemesi kararı öncesinde de her düzeydeki diğer hükümlü PKK'lılara ise, 2-3 yıl geçince siyaset hakkı tanınmaktadır!) İ H A N E T E H A Y I R!
AKP, BU SEFER DE PKK MENSUPLARI İÇİN KÜLLİYE'DE KAYYIM KURULU KURUYOR. PKK'YI, AK'LIYOR! DAĞDAN İNENE AYNI GÜN SİYASET YOLU...
YENİ Partili Sezgin Tanrıkulu 'nun paylaşımını alıntılayan Poyraz, Sayın Sezgin Tanrıkulu, bu kanunun amacının sorunları çözmek değil, Erdoğan'ın önünü açmak olduğunu bilmemek mümkün değil. Mevcut anayasa ve yasalara uymayanlardan demokrasi ve adalet beklemek (bana göre) safdilliktir. İkinci 'YETMEZ AMA EVET' dönemi hayırlı olsun notunu düştü.
Sayın @MSTanrikulu Bu kanunun amacının sorunları çözmek değil, Erdoğan'ın önünü açmak olduğunu bilmemek mümkün değil. Mevcut anayasa ve yasalara uymayanlardan demokrasi ve adalet beklemek (bana göre) safdilliktir. İkinci YETMEZ AMA EVET dönemi hayırlı olsun. https://t.co/SKT36cFrq9 — Uğur Poyraz (@av_ugurpoyraz) August 8, 2026 ÜMİT KOCASAKAL'DAN TEPKİ: 'YALNIZCA BİR BAŞLANGIÇ...' İstanbul Barosu'nun eski başkanı, Prof.
Dr. Ümit Kocasakal da, Cumhuriyet için kaleme aldığı yazıda çerçeve yasaya ve içeriğine tepki gösterdi. Kocasakal, ilgili yazsısında, Sürecin başından itibaren sözde kendini fesheden terör örgütünün ve onun yasal görünümlü uzantılarının, örgüt elebaşısının 1923 Cumhuriyeti’ni, Lozan’ı reddeden, zafer kazanmış edasıyla küstah açıklamaları ortadadır.
Bu yaklaşımla toplumsal bütünleşme ve dayanışma olamaz. Bir cümleyle altını çizelim ki bu kanun ile Şeyh Sait isyanı sonrası çıkarılan 14.05.1928 tarihli 1239 sayılı kanun arasında gerek dönemsel şartlar gerekse amaç ve içerik bakımından bir bağlantı ve benzerlik bulunmamaktadır. O kanunun üçüncü maddesinde yer alan “af/aman dileme, teslim olma” (dehalet) şartı dahi bu hususu göstermeye yeter ifadelerini kullandı.
Kocasakal, Cumhuriyet için kaleme aldığı yazıda şunları kaydetti: Cumhuriyet ve Atatürk alerjisi olanlar tarafından 1924 Anayasası’nın atlanarak 1921’e gidilmesi, Lozan’ın hedefe konularak reddi de bu yaklaşımın açık göstergesidir. En son Tom Barrack tarafından da açıkça dile getirildiği üzere, ulus devletin ve üniter yapının emperyalizme verdiği sıkıntı gözetildiğinde; 'Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın öncesini referans alarak ortak vatan ve Kürt-Türk halklarının kurucu öğe olduğu demokratik Türkiye Cumhuriyeti' perspektifinin gerçekte kimlerin projesi olduğu da ortaya çıkmaktadır. Terör örgütü yöneticibi, üye ve yandaşlarının açıklamalarına bakılırsa süreç ne yazık ki etnik temelli bir 'zihinsel bölünme' sürecine gittiği gibi, 'Terörle bir yere varılamaz' klişesini de ortadan kaldırmaktadır.
Görüldüğü üzere sözde 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi'ne dair kanun teklifini yalnızca kendi içinde ele almak ve değerlendirmek hatalı olup bu yalnızca bir girizgâhtır ve amaç öncelikle toplumsal tepkiyi yumuşatmak ve asıl amaca zemin hazırlamaktır. Nitekim bölücü başının yasayı bir 'ilk adım', 'tarihsel bir sorunun çözümü için yola çıkma', 'demokratikleşme sürecinin başlangıcı' olarak nitelemesi de bu yüzdendir. Bu yasa yalnızca bir 'başlangıç' olup ara sıcaklar (!) ve sıcak yemekler (!) henüz servisi edilmemiştir!