Ergenekon sürecinde yargılananlardan avukat Hüseyin Buzoğlu, hukuka aykırı olarak verilecek her bir tutukluluğun devamı kararının “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu” oluşturduğunun önemle dikkate alınması gerektiğini belirtti. Buzoğlu, Ergenekon soruşturma ve yargı sürecinde görevlendirilen hakim ve savcılar hakkında açılan ve Yargıtay 8 inci Ceza Dairesi’nin 26.06.2024 tarih ve E: 2018/7, K: 2024/43 sayılı dosyasında verilen kararda; haksız olarak verilen her bir tutukluluğun devamı kararının “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu” oluşturduğu gerekçesiyle bu kararlarda imzası bulunan hakimlere 20 yıl 3 ay ceza verildiğine değindi. Yargıtay’ın Ergenekon hakimlerinin yargılandığı dosyaya ilişkin kararında özetle şu hükme yer verildi: “Sanıkların, 05/08/2013 tarihine kadar sürekli olarak 27/07/2012 tarihli ara kararlarına atıf yaparak aynı gerekçeleri göstermek suretiyle yargılanan tüm tutuklu sanıklar yönünden tutukluluklarının devamına karar vermek şeklindeki eylemleri incelendiğinde sanıkların tutukluluk durumunu inceleyen heyetlerin dosyanın geldiği aşamayı göz önüne almaksızın, birbirini tekrar eden, formül gerekçelerle mağdurların özgürlüklerinden yoksun kalmalarına neden oldukları görülmektedir.
Sanıkların etkin bir inceleme yapmaksızın tutukluluğun devamına ilişkin verdiği kararlarıyla kusurlu oldukları, Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettikleri, uzun bir süre birbirini tekrar eden ve bireysel olmayan gerekçelerle hareket eden sanıkların eylemlerinin açıkça hukuka aykırı olduğu, bu eylemin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma sonucunu doğurduğu ve bu hukuka aykırılıkta ısrarcı davranmaları karşısında takdir hakkında yanılmadan bahsedilemeyeceği, sanıkların aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda ve birden çok kişiye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri ve bu nedenle TCK'nın 109/1, 109/3-b,c,d ve 43/1-2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, madde, fıkra ve bentleri uyarınca cezalandırılmaları, TCK'nın 53. maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan kısıtlanmaları ile TCK'nın 58/9 maddesi uyarınca cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Koruma tedbirlerinde gözetilmesi gereken dengeyi gözetmeyen, adli kontrol tedbirlerinin niçin yeterli olmayacağını somut olarak gerekçelendirmeyen ve tutuklu sanıkların kişisel durumlarını ve dava dosyasındaki delilleri ve tutuklama sebeplerini somut olarak dikkate almayan, tahliye taleplerini soyut, formül ve önceki kararlara atıf yapan görünüşte gerekçelerle reddedildiği anlaşılmaktadır. Benzer şekilde, sanık sıfatıyla tutuklu olarak yargılanan her bir katılana ilişkin isnatlar farklı olmasına rağmen bu husus göz ardı edilerek tutuklama sebeplerinin bireyselleştirilmeden karar verildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın soyut nitelikteki ve suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanığın, bu suretle hukuka aykırı şekilde katılanların tutukluluk hallerinin devamına dair kararlar vererek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği sabit görülmüştür.”