Geçen yazımda IQ Money iddianamesini anlatmıştım. Savcılığın tespitine göre sınırlı sayıdaki hesapta 155 milyar lirayı aşan para trafiği vardı. Faaliyet izni iptal edilmişti ama sistem durmamıştı.
Şimdi önümde ikinci bir iddianame var. Bitmiyor. Şirketin adı Klon Ödeme Kuruluşu AŞ...
Markası; PaybyMe. Dosyayı okuyunca şu soruyla karşılaşıyorsunuz: IQ Money gerçekten kapandı mı, yoksa başka bir şirketin içine mi taşındı? Çünkü isimler aynı.
Akın Demir, Bahar Öte, Gökhan Bulut, Mustafa Duran, Nuran Duran... Savcılığa göre teknik altyapı ve işleyiş de aynıydı. IQ Money’nin altyapısının Klon’a kurulması istendi; faaliyet izni iptal edildikten sonra işlemlerin Klon üzerinden sürdürüldüğü ileri sürüldü.
Aslında iddianamedeki değerlendirme açık: Klon ve IQ Money, ayrı tüzel kişilikler olmalarına rağmen fiilen aynı organizasyonun parçaları olarak işletildi. Klon’un resmi sahibi Müjdat Deyiş ’ti. Oğlu Eren Deyiş yönetimdeydi.
Ancak savcılık, şirketin fiili hâkimiyetinin Mustafa Duran ve ekibine geçtiğini öne sürüyor. Bu sürecin nasıl başladığı da iddianamede anlatılıyor. 2025 yılı haziran ayında Batuhan Çolak ile Mustafa Duran, Beykoz’daki Lacivert isimli mekânda baş başa görüşüyor.
İddianameye yansıyan beyana göre Çolak, toplantının ardından çevresindekilere: “Bu kişi bizi borçlardan kurtaracak, kurtulduk” diyor. Ertesi gün Allianz Tower’da ikinci toplantı yapılıyor. Bu kez toplantıda Eren Deyiş ve Murat Karabova da bulunuyor.
Ardından şirketin pay defteri, API anahtarları ve banka erişim bilgileri Mustafa Duran’ın tarafına teslim ediliyor. Savcılık, şirketin fiili hâkimiyetinin ticaret siciline yansıtılmadan bu görüşmeler sonucunda el değiştirdiğini değerlendiriyor. Mustafa Duran neden şirketi resmen üzerine almadı?
İddianamedeki beyanlara göre Klon’un ağır borçlarını üstlenmek istemiyordu. Ayrıca IQ Money nedeniyle kendisinin ve eşinin mali güvenilirliğinin zedelendiğini, Merkez Bankası’nın resmi devir sırasında sorun çıkarabileceğini düşünüyordu. Bu nedenle Müjdat ve Eren Deyiş’e boş pay devir belgeleri imzalatıldığı ileri sürülüyor.
Yani resmi sahip başka, fiili yönetici başka. Neden Klon? Çünkü şirketin çok sayıda bankada hesabı vardı.
Her IBAN yeni bir para toplama kanalı demekti. 23 GÜNDE MİLYARLAR Dosyadaki Excel kayıtlarına göre yalnızca Ağustos-Ekim 2025 arasında yaklaşık 51 milyar liralık işlem yapıldı. Kasımın ilk 23 gününde ise 23 milyar liradan fazla para hareket etti.
Yaklaşık dört ayda 74 milyar lirayı aşan trafik... Hesaplanan komisyon 742 milyon liradan fazla. Akıl alır gibi değil.
İddianameye göre bu rakamlar şüphelilerin tuttuğu günlük tablolardan çıkarıldı. Dosyanın en çarpıcı bölümlerinden biri Müjdat Deyiş’in banka hareketleri. Deyiş, Fly Group adlı şirkete “33 SC 793 plakalı araç bedeli” açıklamasıyla 18 milyon 50 bin lira gönderiyor.
Plaka sorgulanıyor. Araç bir Dacia Sandero. Gönderilen paranın çok altında değeri olan bir otomobil.
Dahası, araç Müjdat Deyiş’in üzerine geçmiyor. Resmi satış kaydı da bulunmuyor. Şimdi soralım: Araç alınmadıysa 18 milyon 50 bin lira neden gönderildi?
“Araba bedeli” açıklaması, paranın gerçek kaynağını ve yönünü gizlemek için mi kullanıldı? Bir başka dikkat çekici iddia 72 kilogram altınla ilgili. Şirketin özkaynakları yetersiz bulununca altınlar banka kasasına konuluyor ve giriş belgesi oluşturuluyor.
İddianameye göre altınlar ertesi gün kasadan çıkarılıyor. Üstelik fiziki altının alındığı yer de tanıdık: Kadıköy’deki Duran Döviz. İddianameye göre altınlar buradan alınıp VakıfBank Hasanpaşa Şubesi’ndeki kasaya götürülüyor.
Ertesi gün ise Bahar Öte tarafından kasadan çıkarılıyor. Amaç neydi? Şirketin mali yapısını gerçekte olduğundan güçlü göstermek mi?
Duran Döviz’in dosyadaki rolü bununla da sınırlı değil. Savcılık, Klon üzerinden tahsil edilen yüksek hacimli tutarlar ile komisyonların Mustafa ve Nuran Duran’a ait olduğu belirlenen Duran Döviz’e elden götürüldüğünü ileri sürüyor. İddianameye göre paralar buradan Kapalıçarşı’daki işletmelere aktarılıyor, dövize ve nakde çevriliyor; bir bölümü Dubai ve Almanya’ya gönderiliyor, bir bölümü ise doğrudan Duran Döviz’e teslim ediliyor.
Savcılık bu hattı, suç gelirinin kaynağının gizlenmesi ve katmanlandırılması amacıyla işletilen bir aklama zinciri olarak tanımlıyor. Daha da dikkat çekici olan şu: Duran Yetkili Müessese AŞ, Kadıköy’de hâlâ faaliyet gösteriyor. Şirketin yüzde 100 hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olarak Mustafa Duran’ın eşi Nuran Duran görünüyor.
Bu müessesenin IQ Money iddianamesinde de “malen sorumlu” olarak gösterildiğini hatırlatalım. Yani iddianamede para ve altın hareketlerinin merkezinde gösterilen döviz şirketinin kapısında bugün hâlâ döviz alınıp satılıyor. IQ Money dosyasında sermaye görüntüsü oluşturmak için aynı paranın hesaplarda döndürüldüğü ileri sürülüyordu.
MANTIĞI AYNI Klon dosyasında ise bir günlüğüne kasaya konulan altınlar var. Şirket farklı. Yöntemin mantığı aynı.
Operasyon öncesinde çalışanların telefonlarının toplandığı, yeni cihazlar verildiği, WhatsApp gruplarının sildirildiği ve bilgisayarların işyerinden çıkarıldığı yönündeki ifadeler de dosyada. IQ Money ile Klon arasında bağ yoksa telefonlar neden değiştirildi? Bilgisayarlar neden çıkarıldı?
Elbette iddianamedeki suçlamalar yargılama sonunda hükme bağlanacak. Ancak kamu kurumlarının yanıtlaması gereken sorular ortada: IQ Money’nin lisansı iptal edildikten sonra aynı kadroların başka bir ödeme kuruluşuna geçtiği nasıl fark edilmedi? Birkaç ayda 74 milyar lirayı aşan hareket hangi ticari faaliyetle açıklandı?
Açılan banka hesapları ve günlük milyarlık trafik neden zamanında durdurulmadı? Ve iddianamede para ile altının güzergâhında gösterilen döviz bürosu nasıl hâlâ faaliyet gösterebiliyor? Mesele yalnızca iki ödeme şirketi değil.
Mesele, aynı sistem başka bir şirkete taşındığında lisans iptalinin anlamsızlaşması. Mesele vatandaşın cebini, emeğini sömüren karapara düzeni. IQ Money kapatıldı.
Ama savcılığın iddiasına göre sistemin kendisi duruyor. Sadece “Klonlandı.”