Su ürünleri yetiştiriciliği artık insan tüketimi için balık sağlayan en büyük kaynak; dünya genelinde avcılıkla elde edilen balığı geride bıraktı.Ancak sektörün gözden kaçan bir sorunu var: özellikle somon gibi çiftlik balıkları etçil; omega-3 yağ asitlerine ihtiyaç duyuyor ve bu omega-3’ün neredeyse tamamı, yine vahşi balıklardan elde edilen balık yağından geliyor.“Şu anda okyanuslardan sürdürülebilir biçimde çekip alabileceğiniz miktarın sınırına gelinmiş durumda,” diye anlatıyor MiAlgae’nin kurucusu ve CEO’su Douglas Martin Euronews Earth’e. “Denizlerden fiziksel olarak daha fazla balık çıkaramazsınız.”Sonuç, yetiştiriciliğin çevreci kimliğini zedeleyen bir döngü yaratıyor: su ürünleri yetiştiriciliği büyüdükçe, zaten baskı altında olan vahşi balık stokları üzerindeki yük de artıyor.Omega-3’ün kaynağına geri dönmekMartin’in yanıtı, besin zincirinde daha aşağıya, mikroalglere kadar inmeyi öneriyor. Yağlı balıklar aslında omega-3’ü kendileri üretmiyor; yedikleri alglerden biriktiriyor.
MiAlgae bu aradaki basamağı tamamen ortadan kaldırıyor.“Omega-3’leri aslında üretenler algler,” diyor Martin Euronews Earth’e. “Eğer bu algleri üretebilir, büyütebilirseniz, tüm besin zincirinden geçmek zorunda kalmadan omega-3 elde edebilirsiniz.”Yıllardır araştırmacıları zorlayan asıl mesele maliyet olmuştu. Algleri yüksek kaliteli ham maddelerle büyütmek, ucuz vahşi balık yağıyla rekabet etmeye kalkınca ekonomik olarak sürdürülemez hale geliyor.
MiAlgae’nin çözümü ise, algler için gıda kaynağı olarak düşük değerli endüstriyel yan ürünleri kullanmak; özel olarak da İskoç viskisi damıtımevlerinden çıkan sıvı atıkları.Viskinin üretimi sırasında yüzde 8 alkollü bir bira elde ediliyor; damıtımcılar bu karışımdan alkolü çekip alıyor. Geriye kalan yüzde 92’lik kısım ise – İskoçya genelinde her yıl milyarlarca litre üretiliyor – büyük ölçüde düşük değerli bir atık olarak kalıyor.MiAlgae, bu sıvıyı büyük paslanmaz çelik tanklardaki alg hücrelerine veriyor ve ortaya çıkan biyokütleyi balık unu ve balık yağına bire bir ikame bir ürün olarak hasat ediyor.“Biraz bira üretimine benziyor,” diye açıklıyor Martin. “Çok az sayıda alg hücresi alıyorsunuz, tüm viski yan ürünlerini ve birkaç başka bileşeni bu büyük paslanmaz çelik tanklara koyuyorsunuz ve alglerin o besleyici içeriğin tamamıyla beslenmesine izin veriyorsunuz.”Kurutulmuş alg üretimini büyütmekMiAlgae’nin mevcut ürünü, kurutulmuş algler.
Bunlar paketlenip, vahşi balık bileşenlerinin yerine doğrudan kullanılmak üzere su ürünleri yemi ve evcil hayvan maması üreticilerine gönderiliyor. Şirketin şu anki ana pazarı evcil hayvan maması sektörü; su ürünleri yemi müşterileri de sırada.Şirket şu anda ilk tam ticari üretim tesisini kuruyor. Martin’e göre tesis, yılda binlerce ton ürün verecek; bu kayda değer bir miktar olsa da küresel talebin hâlâ yalnızca küçük bir bölümünü karşılayacak.“Omega-3 dünyasında bu iyi bir başlangıç ama devede kulak,” diyor Euronews Earth’e.
“Dolayısıyla kurtaracak daha çok balığımız var.”Fiyat rekabetçiliği konusunda Martin, mevcut ölçekle balık yağı maliyetine yetişmenin zorluğunu kabul ediyor; ancak karşılaştırmayı, sağlanan birim omega-3 başına değer üzerinden yapıyor. “Dünyanın herhangi bir yerinden çıkan balık yağıyla maliyet açısından başa baş olmayı hedefliyoruz,” diyor.MiAlgae, şirketin itibarını güçlendirdiğini söylediği Earthshot Ödülü’nde 2024 yılında finale kaldı. “Arkadan Earthshot Ödülü’nün desteğini almak bizim için büyük bir kazanım oldu,” diyor.Ticari ölçekli üretim ufukta görünürken ve sektörel ilgi artarken MiAlgae, su ürünleri yetiştiriciliğinin en köklü – ve en az göze çarpan – sürdürülebilirlik sorunlarından birine sistemik bir alternatif olarak konumlanıyor.