Değişim İçin Avukatlar adayı ve mevcut İstanbul Barosu Başkanı Avukat Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, dün (15 Eylül) Baro binasında düzenlediği basın açıklamasında adaylığını duyurdu.
İstanbul Baro Başkanı Kaboğlu, çerçeve yasayı yorumladı: Adı konulmamış örtülü bir af
İstanbul Barosu iki yıl aradan sonra 24-25 Ekim’de seçime gidiyor. Avukatlar yeni başkanı seçmek için sandık başına gidecek.
Değişim İçin Avukatlar grubunun başkan adayı Avukat Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, İstanbul Baro Başkanlığı için tekrar aday olacak.
Baro binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Avukat Büşra Çakır, “Bugün burada, İstanbul Barosu’nun geleceğine ilişkin irademizi bir kez daha hep birlikte ortaya koymak üzere bir aradayız” ifadelerini kullandı.
Çakır, baskılara rağmen toplumsal barışı desteklediklerini söyledi.
Geride bırakğımız iki yıl; yargının siyasal müdahalelerin aracı hâline gerilmeye devam ettiği, seçme ve seçilme hakkına müdahalelerin yaşandığı, temel hak ve özgürlüklerin giderek daha fazla sınırlandırıldığı bir dönem oldu. Tüm baskılara rağmen toplumsal barışı destekledik, baromuzu demokrak toplum mücadelesinin bir parçası kılmaya çalışk. Ve bütün bunlar yaşanırken savunma yine hedefteydi. Bu nedenle İstanbul Barosu’nu hiçbir zaman yalnızca idari işlerin yürütüldüğü bir meslek kuruluşu olarak görmedik. İstanbul Barosu aynı zamanda bir mücadele örgütüdür. Bu anlayışla Baroyu binasından çıkardık. Meslektaşımızın hakkı ihlal edildiğinde adliyede, gözalna alındığında nezarethane önünde, tutuklandığında cezaevi kapısında olduk.
Çakır’ın ardından kürsüye davet edilen Kaboğlu, İstanbul Barosu başkanlığı için aday olma sürecini anlattı.
2014 yılında bana bir heyet gelmişti; tıpkı iki yılda bir olduğu gibi Marmara Üniversitesi’ne, baro başkanlığı için. Ve 'Hayır', ‘Üniversite öğretim üyeliği ağır bir görevdir, baro başkanlığı ise çok daha sorumluluk getiren bir görev ve ben bu iki görevi birlikte yürütemem’ demiştim. O sırada dikkat edin, İstanbul Barosu belki de bugünkü üye sayısının yarısı kadar vardı ve Türkiye ise parlamenter rejimle yönetiliyordu. Ama bunu iki yıllık deneyimimde gerçekten benim 40 yıllık üniversite öğretim üyeliğim, 5 yıllık yasama meclisi üyeliğim sonrasında İstanbul Barosu'na harcadığım zaman, verdiğim emeği hiçbir görevde harcamadığımı ve bunu bir eleştiri olarak değil, baro başkanlığının İstanbul Barosu gibi bir baroda hukuku etkili kılmak amacıyla yapılan yönetimin çok ağır görev ve sorumluluk gerektirdiğini ifade etmek için bunu dillendirdim.
Kaboğlu, hukuku etkili kılmaya devam edeceklerini söyledi.
Bu yıl İstanbul Barosunun 148’inci yılını kutladık. Tabi bütün bu yaşadığımız deneyimler İstanbul Barosu'nun 150’inci yılına artık hiçbir biçimde, tıpkı 23 Şubat 2025'te Genel Kurulda da dile getirdiğim gibi; 'biz' değil, artık 'hepimiz', hep birlikte... Zira İstanbul Barosu’nun bütün önemli etkinliklerine 2 kategoriyi, İstanbul Barosu’na, kurumsallaşmasına emek vermiş meslektaşları davet etmeyi hiç ihmal etmedim: Bir, önceki başkanları; İki, Ekim 2024'te bizimle yarışan grup temsilcilerini. Dolayısıyla, katılımcı, kapsayıcı ve kurumsal gelişimci anlayışımızla hep birlikte bütün bileşenleri hukukun ortak paydası yolunda yürümeye ve Türkiye'de hukuku etkili kılmaya davet ediyorum.