Istanbul Concept Gallery, 2026–2027 sanat sezonunu 12 Eylül’de sanatçı Elena Papadimitriou’nun “MUTE” başlıklı kişisel sergisiyle açıyor. 10 Ekim 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek sergi, sessizlik, hafıza, doğa ve dönüşüm kavramlarını kadın figürünün başağa dönüşen dili üzerinden ele alıyor. Yanındayız Derneği ise sergide Toplumsal Etki Ortağı olarak yer alıyor.Istanbul Concept’in 20. yılına denk gelen 2026–2027 sezonu, aynı zamanda Istanbul Concept Gallery’nin 10. sezonu olma özelliğini taşıyor.
Galeri, 12 Eylül 2017’de “sanatın özgür alanı” olarak açılmış ve ilk sezonunu “Şimdi Bize Yeni Hikâyeler Lazım” sergisiyle başlatmıştı. Kuruluşundan bu yana her yeni sezonunu 12 Eylül’de açan galeri, bu geleneği 10. sezonunda da sürdürüyor.Papadimitriou’nun önceki serisi “Bouche Fermee”de doğrudan kadın figürü üzerinden ele aldığı sessizlik, “MUTE”ta doğanın diline dönüşüyor. Kadın figürleri ortadan kaybolmak yerine başaklara dönüşüyor.
Toprağa kök salan ve ışığa yönelen başaklar, kadın bedeninin yanı sıra bereket, direnç ve yaşamın sürekliliği için de bir metafor olarak kullanılıyor.Papadimitriou, sergideki başakları “Bazen tek başlarına, bazen gruplar hâlinde duruyor; rüzgâra, zamana ve ışığa açıklar. Eğiliyorlar ama kırılmıyorlar” sözleriyle anlatıyor.Serginin küratörü Işık Gençoğlu ise “MUTE”un sessizliği kutsayan bir sergi olmadığını belirterek, “MUTE’un önerdiği şey susmak değil; suskunluğun içinden yeni bir ses kurmak” diyor.Sergi, sessizliği bir geri çekilişten ziyade durup bakma, gözlemleme ve yeniden söz kurma alanı olarak ele alıyor. Akdeniz’in iki yakasında farklı diller ve kültürler içinde şekillenen ortak hafızaya da odaklanan “MUTE”, kuşaklar boyunca aktarılan roller ve suskunlukların yanı sıra sevinç, yas, iyileşme ve yeniden başlama biçimlerini de ele alıyor.Toprak, su, ekmek ve sofralar gibi gündelik yaşam unsurları üzerinden ortak hafızaya açılan sergi, yalnızca ortak yaralara değil, yaşamı sürdürme, iyileştirme, paylaşma ve kutlama biçimlerine de odaklanıyor.Istanbul Concept’in “Hiçbir yaşam bir diğerinden üstün değildir” yaklaşımıyla kesişen sergi, kadınları, farklı görülenleri, sesi bastırılanları ve doğa ile yaşamdan yana duran herkesi kapsayan bir çerçeve sunuyor.