İsviçre’de sol, feminist ve ekolojist çizgide siyaset yapan BastA!’nın (Basel’in Güçlü Alternatifi!) Genel Sekreteri ve Basel Şehir Büyük Konseyi üyesi Franziska Stier, Türkiye’de LGBTİ+ dernekleri, aktivistler ve hak savunucularına yönelik geniş kapsamlı operasyonlara ilişkin olarak sorularımızı yanıtladı.
Stier, Türkiye’de son günlerde gerçekleştirilen baskınların LGBTİ+ bireyleri hedef almakla kalmadığını, örgütlü sivil toplum alanını da baskı altına aldığını belirtti. Operasyonların “insanların kendi yaşamları hakkında karar verme özgürlüğüne ve demokratik sivil topluma yönelik bir saldırı” olduğunu söyleyen Stier, İsviçre ve Avrupa’nın yaşananlara sessiz kalmaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’deki operasyonların “aile ve çocukları koruma” söylemi üzerinden meşrulaştırılma gayretlerini değerlendiren Stier, LGBTİ+ bireylerin toplum ve aile için bir tehdit olarak gösterildiğini belirtti.
“Güncel baskınlar, ‘Ailem Güvende’ başlığı altında tamamen çarpıtılmış durumda. LGBTİ+ insanlar aile için bir tehdit olarak gösteriliyor ve böylece haklarından mahrum bırakılmaları meşrulaştırılmaya çalışılıyor.”
“Tercihleri nedeniyle insanları gözaltına alıyorlar”
Stier, LGBTİ+ bireylerin gözaltına alınmasını ve tutuklanmalarını “aileyi ve çocukları koruma” gerekçesiyle açıklayan yaklaşımı da eleştirdi:
“İnsanları farklı tercihleri nedeniyle keyfi biçimde gözaltına almak ve tutuklamak hiçbir aileyi ve hiçbir çocuğu korumaz. Tam tersine huzuru bozar”
Gerçek anlamda aileleri ve çocukları korumak isteyenlerin namus cinayetleri ve ötekileştirmeyle mücadele etmesi, güvenli alanlar oluşturması gerektiğini belirten Stier, devletin bireylerin yaşam biçimleri üzerindeki kontrolünün insan hakları açısından kabul edilemez olduğunu vurguladı.
“LGBTİ+ özgürlüğü ve kadın özgürlüğü birbirinden ayrılamaz”
BastA! Genel Sekreteri, Türkiye’deki gelişmeleri yalnızca LGBTİ+ hakları çerçevesinde değil, ataerkil düzen ve toplumsal cinsiyet politikaları üzerinden de değerlendirdi.
Türkiye’deki yaklaşımın diğer otoriter sağ hareketlerle benzerlik taşıdığını savunan Stier, beden, cinsellik ve toplumsal cinsiyet kimliği üzerindeki kontrolün ataerkil iktidarın araçlarından biri olduğunu belirtti:
“Kim hangi yaşam biçimlerinin meşru olduğuna karar vermek istiyorsa, bütün insanların kendi yaşamları üzerindeki karar hakkına saldırıyor. LGBTİ+ özgürlüğü ve kadın özgürlüğü bu nedenle birbirinden ayrılamaz.”
Stier, LGBTİ+ hakları ile kadın hakları arasındaki ilişkinin yalnızca dayanışma düzeyinde değil, ataerkil düzenin sorgulanması bakımından da birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti.
“Türkiye’de eşcinselliği yasaklayan bir yasa yok”
İsviçreli siyasetöi, Türkiye’de eşcinselliği yasaklayan bir yasanın bulunmadığını hatırlattı. Buna rağmen devlet politikalarının LGBTİ+ varoluşunu fiilen suç kılan bir noktaya geldiğini söyledi. Stier, LGBTİ+ örgütleri ve hak savunucularına yönelik baskıların yalnızca gözaltı ve operasyonlarla sınırlı olmadığını, dijital alanın da bu baskının bir parçası haline geldiğine işaret etti.
Stier, Türkiye’deki gelişmeler karşısında İsviçre ve Avrupa ülkelerinin yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi gerektiğini belirterek, “İnsan hakları müzakere edilemez. Sözde geleneksel aile değerleri adına bile olsa” dedi.
İsviçre’nin Türkiye’ye yönelik sınır dışı politikalarına da dikkat çeken Stier, özellikle kadınlar, LGBTİ+ bireyler ve insan hakları savunucuları açısından Türkiye’deki risklerin dikkate alınması gerektiğini belirtti:
“İnsanların zulüm, işkence veya başka ağır insan hakları ihlalleriyle karşılaşma riski bulunan Türkiye’ye gönderilmemelerini güvence altına almak gerekiyor.”
BastA!: Basel’e özgü radikal sol-yeşil parti
BastA! (Basels starke Alternative), merkezi ve asıl faaliyet alanı İsviçre'nin Basel-Stadt kantonu olan yerel bir sol parti. Parti kendisini sosyal, ekolojik, feminist ve hareketlerle iç içe bir çizgide konumlandırıyor; uygun fiyatlı konut, ücretsiz ya da daha ucuz toplu taşıma, güçlü kamu hizmetleri, göçmen ve mülteci hakları, iklim adaleti ve ayrımcılıkla mücadeleyi temel görevleri arasında sayıyor.
BastA!, Basel’de uzun yıllar Yeşiller ve genç Yeşillerle birlikte Grünes Bündnis/Yeşil İttifak çatısı altında seçim işbirliği yaptı ve federal seçimlerde de bu yakınlığı sürdürdü. 2024 Basel-Stadt Büyük Konsey seçimlerinde BastA! ve genç Alternatif ortak listesi yüzde 6,7 oyla 100 sandalyeden 6’sını aldı. Bu oran partiyi kantonun büyük partilerinden biri yapmaya yetmese de Basel siyasetinde kalıcı ve ölçülebilir bir ağırlık kazandırıyor. BastA!’nın 2024 kanton hükümeti adayı Oliver Bolliger ilk turda 14 bin 566 oy aldı; seçilemedi ama İsviçre'nin en büyük sağ partisi İsviçre Halk Partisi (SVP) adayının biraz üzerinde oy topladı.
Parti özellikle konut, kentsel dönüşüm, toplu taşıma, göçmen hakları ve feminist/LGBTİ+ hareketlerle ilişkisi üzerinden etkili oluyor. Partinin federal düzeydeki en tanınmış ismi uzun süre Türkiyeli genç kadın siyasetçi Sibel Arslan’dı. Arslan 2015’ten başlayarak Basel'i Ulusal Konsey’de temsil etti, ancak Ocak 2026’da BastA!’dan Yeşiller’e geçti.