Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası, hekimlere yönelik artan yüksek meblağlı tazminat davaları ve ceza yargılamalarına ilişkin dün İTO’da ortak bir basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, hekimler hakkında açılan davaların ve verilen kararların artık bireysel birer hukuki uyuşmazlık olmaktan çıktığı, hekimlik mesleğini ve sağlık hizmetine erişimi olumsuz etkileyen yapısal bir soruna dönüştüğü belirtildi. İstanbul’da özel bir hastanede görev yapan bir çocuk hekimine 50 milyon dolar tutarında tazminat davası açıldığı ve geçmişte 100 milyon TL'yi aşan tazminat kararlarının verildiği anımsatılarak, mevcut tablonun hekimler açısından öngörülemez sonuçlar doğurduğuna dikkat çekildi.
ADİL BİR YAKLAŞIM DEĞİL Sağlık hizmetinin yapısı gereği her tıbbi müdahalenin belirli riskler taşıdığı ifade edilen açıklamada, tıbbi süreçlerde karşılaşılan komplikasyonlar ile kusurlu uygulamaların birbirine karıştırılmaması gerektiği vurgulandı. Eksik personel, yoğun iş yükü, yetersiz muayene süreleri ve sağlık kuruluşlarının altyapı yetersizlikleri gibi sistemsel sorunların doğrudan hekimin şahsi kusuru olarak değerlendirilmesinin adil bir yaklaşım olmadığı kaydedildi. Cezai ve hukuki süreçlerdeki bu baskının, hekimlerin riskli vakalara müdahale etmekten kaçınmasına neden olan defansif tıp uygulamalarını artırdığı ifade edildi.
Artan hukuki ve mali riskler nedeniyle Kadın Hastalıkları ve Doğum, Beyin Cerrahi ve Çocuk Sağlığı gibi yüksek risk barındıran uzmanlık alanlarının genç hekimler tarafından tercih edilmediği, bu durumun ilerleyen dönemde kritik branşlarda hekim açığı yaratacağı uyarısı yapıldı. Kamu ve özel sektörde çalışan hekimler arasındaki hukuki güvence farklılıklarına dikkat çekilen açıklamada, özel sektörde görev yapan hekimlerin de yasal koruma altına alınması gerektiği savunuldu. İNCELEMELER BAĞIMSIZ KURULLAR TARAFINDAN YAPILMALI Meslek örgütleri; Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve TBMM’ye çağrıda bulunarak, hastaların uğradığı zararların adil ve hızlı biçimde karşılanmasını sağlayan, hekimleri ise bireysel mali yıkımdan koruyan kamusal bir mesleki sorumluluk sisteminin kurulmasını talep etti.
Bilirkişi değerlendirmelerinin bağımsız uzman kurullarca yapılması ve mesleki mali sorumluluk sigortalarının daha etkin hale getirilmesi gerektiğinin altı çizildi.