Japon şirketleri yapay zekâyı kullanmakta neden yavaş davranıyor?
- Yazan,Michael FitzpatrickUnvan,Teknoloji muhabiri
- Yazan,Michael Fitzpatrick
- Unvan,Teknoloji muhabiri
- Yayın tarihi10 dakika önce
- Okuma süresi 4 dk
Ciddi işgücü sıkıntısı, yaşlanan nüfus ve kronik verimlilik sorunlarıyla karşı karşıya olan Japon şirketlerinin yapay zekâyı benimsemek için son derece elverişli bir ortamda olması beklenebilir. Ancak birçok işyerinde yapay zekâ kullanımı, ABD ve İngiltere ile karşılaştırıldığında hâlâ yavaş ve temkinli ilerliyor.
Japonya'nın yapay zekâya yaklaşımı, ülkenin ağır ilerleyen geleneksel Noh tiyatrosu oyunlarından birini andırmaya başladı.
Sahnedeki maskeli karakterlerin tamamı harekete geçilmesinin acil olduğu konusunda hemfikir ve bu çağrı ciddi bir mutabakatla sürekli tekrarlanıyor. Buna rağmen oyuncular oldukları yerde donup kalıyor.
Dramatik gerilimi artırmak için harika, ancak ülkenin acil sorunlarını çözmek için son derece kötü bir yöntem.
Yapay zekânın işyerlerindeki kullanımına ilişkin veriler, Japonya'nın geride kaldığını gösteriyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) geçen yılın sonunda yayımladığı rapora göre Japon çalışanların yalnızca yüzde 8,4'ü işlerinin bir parçası olarak yapay zekâ kullanıyor.
Buna karşılık, ayrı istatistiklere göre bu oran ABD'de yüzde 50, İngiltere'de ise yüzde 32. Yapay zekâ kullanımında Birleşik Arap Emirlikleri'nin ardından dünyada ikinci sırada ve Asya'da ilk sırada olduğu belirtilen Singapur'da çalışanların yüzde 56'sının yapay zekâyı "haftada birkaç kez" kullandığı ifade ediliyor.
- Bülent Arınç'ın gözünden AKP'nin 25 yılı: 'Sistemi düzeltin, ehliyete, liyakate, istişareye önem verin'
- 'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi?
- Çerçeve yasa sonrası Erdoğan ile İmralı heyeti arasında ilk görüşme
- Mabel Matiz'e 'Ha Leylim' şarkısı için 'müstehcenlik' soruşturması
Peki Japonya neden bu kadar ağır davranıyor?
ABD merkezli Kuse AI adlı girişimin kurucu ortaklarından Austin Xu'ya göre bunun nedeni, Japon şirketlerinin muhafazakâr ve riskten kaçınan bir yapıya sahip olması.
Şirketi kısa süre önce yapay zekâ sistemlerini ülkedeki firmalara satmak amacıyla Japonya'da bir ofis açtı.
Xu, "Süreçlerin ve uzlaşma kültürünün işleri gerçekten yavaşlattığı kuruluşlar var" diyor.
"Özellikle müşteriye dönük işlerde yapay zekânın hata yapmasına yönelik tolerans neredeyse sıfır. Bazı şirketler, bir işi makineye yaptırmaktansa o pozisyonu boş bırakmayı tercih ediyor."
Xu, ABD'deki durumun çok farklı olduğunu ve bazı şirketlerin verimliliği artırmak için yapay zekâ araçlarına şimdiden çok daha fazla hareket alanı tanıdığını söylüyor.
"ABD'de yapay zekâ iş arkadaşları önce yardımcı olarak sürece dahil oluyor, ardından yavaş yavaş iş akışının bir parçası hâline geliyor. ABD'li yöneticilerin yaklaşımı çoğunlukla 'Bırakalım denesin, sonra düzeltiriz' şeklinde."
Xu, Japon şirketlerinin yapay zekâya kullanacak kadar güvenmeden önce daha fazla kanıt görmek istediğini de sözlerine ekliyor.
Kyoto İleri Bilimler Üniversitesinde uluslararası yönetim profesörü olan Parrisa Haghirian da birçok Japon şirketinin yapay zekâya yönelmek için fazlasıyla riskten kaçındığı görüşünde.
"Yapay zekânın benimsenmesinde yaşanan zorluklar, Japon şirketlerinde herhangi bir değişikliğin hayata geçirilmesinde karşılaşılan zorluklarla aynı. Yapay zekâ kullanımının, özellikle iş yerlerinde, hâlâ oldukça sınırlı ve temkinli olmasının nedeni bu."
Haghirian da Japonya'daki yaklaşımı ABD'nin daha girişimci kültürüyle karşılaştırıyor ve Japon şirketlerinin hatalara, belirsizliğe ve itibar riskine karşı son derece hassas olduğunu savunuyor.
"Üretken yapay zekâ henüz tamamen güvenilir olmadığı için Japonya'da daha çok metin yazma, özet çıkarma veya bilgi toplama gibi düşük riskli işlerde kullanılıyor. Temel operasyonlarda, karar alma süreçlerinde veya genel işleyişin iyileştirilmesinde ise çok daha az tercih ediliyor" diyor.
Japonya'nın sağlık sektörünün yapay zekâya yönelme konusunda özellikle yavaş olduğu belirtiliyor. Bazı hastanelerde hasta dosyalarının dijital ortama aktarılması bile henüz tamamlanmış değil.
Adının açıklanmasını istemeyen bir Japon hastane çalışanı, "Kâğıt belgeler inanılmaz bir hızla birikiyor" diyor.
Japon hükümeti, yapay zekânın yeterince benimsenmemesinden kaynaklanan bu daha geniş çaplı sorunun farkında ve daha fazla şirketin bu teknolojiyi kullanmasını sağlamaya çalışıyor. Ülkenin Yapay Zekâyı Teşvik Yasası geçen yıl parlamentodan geçti.
Yasa, hafif düzenlemeler yoluyla şirketleri yapay zekâya daha fazla yatırım yapmaya teşvik etmeyi amaçlıyor. Tokyo yönetimi, Japonya'nın "yapay zekânın geliştirilmesi ve kullanılması konusunda dünyanın en elverişli ülkesi" olacağını vadediyor.
Hükümet, yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasının Japonya'nın verimliliğini artırmasına yardımcı olacağına inanıyor.
Japonya, gelişmiş ülkelerden oluşan G7 grubu içinde hâlen en düşük verimlilik seviyesine sahip.
Japonya Maliye Bakanlığı, şirketlerde yapay zekâ kullanımının şimdiden önemli ölçüde arttığını ve beş yıl önce yüzde 11 olan kullanım oranının bugün yüzde 75'e ulaştığını belirtiyor.
Ancak eleştirmenler, bu şirketlerin her birinde çalışanların yalnızca çok küçük bir bölümünün yapay zekâ kullandığını ve kullananların da teknolojiden son derece sınırlı ölçüde yararlandığını savunuyor.
Meiji Üniversitesinde Japonya'nın toplumsal sistemi ve teknoloji üzerine çalışan Prof. Yasushi Ogasawara, işgücünde teknoloji konusunda yeterli bilgiye sahip insan bulunmadığını söylüyor.
"Japonlar akıllı telefon gibi teknolojik cihazlarla uğraşmayı sevse de burada dijital okuryazarlık düşük" diyor.
Bu durum, yılın başında yayımlanan ve Japonya'nın 2030 yılına kadar yaklaşık 800 bin bilişim uzmanı açığıyla karşı karşıya kalacağını belirten bir raporda da ortaya kondu.
Birçok şirketin güncelliğini yitirmiş bilgisayar sistemleriyle mücadele ettiği de belirtiliyor. Bu sistemlerin yaklaşık yüzde 60'ı 20 yıldan daha eski.
Ogasawara ayrıca, Japon şirketlerinin yapay zekâ geliştirmekten ve bunun sonucunda ortaya çıkabilecek iş kayıplarından ziyade, işsizliğin artmasını önleme konusunda daha fazla baskı altında olduğunu söylüyor.
"Hükümet yapay zekâdan, çalışanlara yeni beceriler kazandırmaktan ve dijital yetkinliklerden söz ediyor. Ancak gerçekte insan kaynağını dijital becerilere uyarlamak zor, çünkü en büyük öncelik tam istihdamı korumak" diyor.
Bununla birlikte işe alım uygulamalarında bir değişim yaşanıyor. Bazı şirketler, yeni mezunları işe alırken artık "yapay zekâ okuryazarlığına" öncelik veriyor.
Özel sektörde, büyük bir genel ticaret şirketi olan Kanematsu gibi büyük firmalar, nisanda işe başlayan Uta Yamaguchi gibi teknoloji konusunda yetkin mezunları istihdam ediyor.
İş yerinde yapay zekâyı oldukça sık kullandığını dile getiren Yamaguchi, "Çalışma arkadaşlarımın çoğu da onu çok sık kullanıyor. Yöneticime e-posta yazarken, karmaşık belgeleri özetlerken, toplantıları kaydederken ve toplantı özetleri hazırlarken yararlanıyoruz" diyor.
Ancak Yamaguchi, ABD'den farklı olarak, çok aşamalı işleri bağımsız biçimde yürütebilen yapay zekâ sistemlerinin Japonya'da hâlâ neredeyse hiç görülmediğini söylüyor.
Bununla birlikte ileri görüşlü yaklaşımıyla tanınan işvereni artık bu sistemleri kullanmaya başlamış durumda.
Ogasawara, "Japonya'daki değişim sınırlı" diyor ve ekliyor:
"Japon toplumu sancısız bir reform bekliyor. Bu nedenle köklü bir reform gerçekleştirmenin en hafif ifadeyle zor olduğu söylenebilir."
Japonya'da "sarsıcı değişim" hoş karşılanmayan bir kavram olabilir. Ancak bu değişim yaşanmadığı takdirde ülkenin ihtiyaç duyduğu verimlilik artışı ulaşılması güç bir hedef olarak kalabilir.
Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti.Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.