sondakika.com
Son Dakika

Kalabalıksız şehir kaçamakları: Avrupa'nın öne çıkan ikinci şehirleri

Avrupa’nın ikinci şehirlerindeki bitmeyen kuyrukları atlayın. Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısından Kuzey Fransa’ya uzanan bu duraklar kalabalıksız kültür, tarih ve yerel cazibe sunuyor.

Fotoğraf: Euronews

Tıkabasa dolu başkentler, turist vergileri ve sembol haline gelmiş yapıları görmek için bitmeyen kuyruklar, ihtiyaç duyulan tatilden bütünüyle vazgeçmeyi bile düşündürebiliyor.Avrupa’nın popüler başkentlerine akın etmek yerine, birçok turist cazibesi giderek artan, “ikinci şehir” olarak anılan yerlere yöneliyor.Bu trend üzerine çalışan gözlemciler, gezginlerin artık alışıldık rotaların ötesine baktığını söylüyor. Bunun yerine, daha kişisel, bağ kurmayı kolaylaştıran ve keşfetmesi daha tatmin edici yerler arıyorlar.İster Barselona’ya daha sakin bir alternatif arıyor olun, ister Londra'nın hareketli caddelerini daha yavaş, daha rahat bir seyahat temposuyla değiştirmek isteyin, bu destinasyonlar kalabalıklardan uzak biçimde yerel yaşamı, ülkenin zengin mirasını, kültürünü ve yeme içeğini daha güçlü bir biçimde hissettiriyor.“İkinci şehir” nedir?Bir ülkenin en popüler şehri, bölgesi ya da yöresi dışında kalan; ziyaretçilere yerel kültürle bağ kurma ve kendine özgü deneyimler yaşama imkânı sunmasına rağmen çoğu zaman gözden kaçan destinasyonlardır.Terim ilk bakışta, bir ülkenin en ünlü ya da en kalabalık ikinci şehrini anlatıyormuş gibi görünse de, HuffPost (kaynak İngilizce) bunun artık daha genel olarak “daha az bilinen destinasyonları” da kapsayacak biçimde genişlediğini belirtiyor.Zincir restoranlar yerine aile işletmesi lokantalar, küçük sanat galerileri, tarladan sofraya lezzetler sunan yerel pazarlar ve tüm bunlara eşlik eden etkileyici manzaralar hayal edin.Büyük turizm merkezlerinin ışıltılı cazibesi elbette çekici; ancak ikinci şehirlere seyahat etmek, kalabalık sokaklardan ve sevilen restoranlarda yer bulma mücadelesinden uzak durmayı sağlıyor. Ayrıca, sıradan turistik merkezler yerine dokunulmamış mahalleleri keşfetme fırsatı artıyor.İkinci şehirler genellikle bütçe dostu oluyor; konaklama, yeme içme ve eğlence çoğu zaman daha uygun fiyatlı.Avrupa’da görülmeye değer başlıca ikinci şehirlerGastronomi ve yaratıcılık merkezlerinden manzaralı kıyı kentlerine uzanan Avrupa’nın ikinci şehirleri arasından, seyahat planlarınızda ilk sıraya koymanız gereken 10 adresi seçtik.Split, CroatiaKorunmuş Diocletianus Sarayı’nın göz alıcı mimarisi etrafında şekillenen Split, 2 bin yıllık tarihi Adriyatik yaşam tarzıyla harmanlıyor.

Ziyaretçiler, Roma İmparatorluğu döneminden kalma sokaklarda dolaşıp deniz kıyısındaki promenade’lere ve samimi kafelere ulaşabiliyor.Şehrin manzarasını görmek için yeniden inşa edilen Aziz Domnius Katedrali’nin çan kulesine çıkmak kaçırılmaması gereken bir deneyim.Bu Hırvat sahil kenti, plajlar, bisiklet yolları, spa ve wellness merkezleri açısından da son derece zengin; böylece tek bir seyahatte pek çok farklı deneyimi bir araya getirmek mümkün oluyor.Cork, Irelandİrlanda’nın güneybatısında yer alan Cork, yürüyerek kolayca gezilebilen şehir merkezine pek çok deneyim sığdırıyor.Ziyaretçiler, 1788’de kurulan tarihi Cork English Market’te yerel ürünler satın alabiliyor. Taze tutulmuş balık, şekerlemeler, baharatlar ve meyve sebzeyi burada bulmak mümkün. Ardından St Patrick’s Street boyunca yürüyerek, Cork Halk Müzesi’ne birkaç adım mesafedeki Fitzgerald's Park’a kadar dolaşabilirsiniz.Cork aynı zamanda, renkli liman kasabaları ve çarpıcı deniz kayalıklarıyla Atlantik manzaraları sunan İrlanda’nın güney sahiline açılan bir kapı niteliğinde.Graz, AustriaGraz, Rönesans avluları, eklektik mimari ve canlı bir gastronomi sahnesini buluşturan bir şehir.1894’ten bu yana hizmet veren ikonik füniküler Schloßbergbahn’a binerek, 3,30 avroluk bir biletle Eski Şehir dahil Graz’ın benzersiz manzaralarını seyredebilirsiniz.Öte yandan, yüzen ada şeklindeki futuristik Murinsel, ziyaretçileri Mur Nehri ile buluştururken içinde bir amfitiyatro ve kafe barındırıyor.Hamburg, GermanyHamburg, Almanya’nın en büyük liman kenti ve denizcilik mirasını canlı bir sokak sanatı sahnesiyle birleştiriyor.

St Pauli, Schanzenviertel ve Karoviertel gibi semtlerde çok sayıda duvar resmi ve yerleştirme bulunuyor.Berlin’in currywurst’u, Bavyera’nın simidi varsa, Hamburg’da ise balık sandviç baş tacı.İster mütevazı ringa, ister uskumru, ister yengeç olsun; taze tutulmuş balığın bir ekmek arasına yerleştirildiği bu sandviç, son derece popüler bir atıştırmalık. Hamburg Tourismus (kaynak İngilizce), bu yerel lezzeti tatmak için Goedekens Kombüse restoranına uğramayı öneriyor.Brno, CzechiaÇoğu zaman Prag’ın gölgesinde kalsa da, Brno’nun ortaçağdan kalma yapıları ve gizli yeraltı geçitleri, yaya olarak rahatça gezilebilen bir şehre yüzyılların tarihini sığdırıyor.Špilberk Tepesi’nin zirvesinden, Brno Kent Müzesi’ne ev sahipliği yapan Špilberk Kalesi’ni görebilirsiniz. Kalede konserler, tiyatro gösterileri ve festivaller de düzenleniyor.Şehrin sokaklarının altında ise labirentleri ve yeraltı su depolarını keşfedebilirsiniz.

Bunlar arasında yer alan Žlutý Kopec Su Depoları’nda gezi, en eski depodan en yeniye uzanan tarihi anlatan üç ayrı deneyim olarak düzenleniyor.Ypres, BelgiumBirinci Dünya Savaşı tarihiyle yoğrulmuş Ypres, Belçika’nın Flamanca konuşulan Flanders bölgesinde bulunuyor.Yper Müzesi, arkeolojik buluntular, haritalar ve el sanatlarından oluşan koleksiyonuyla Ypres ve çevresindeki Westhoek bölgesinin 11 yüzyıllık tarihini anlatıyor. Müze ayrıca ziyaretçilere şehir merkezinde eğlenceli bir “kedi avı” rotası sunuyor.Bisikletliler ve yürüyüşçüler, koruma altındaki siperlerin, anıtların ve yeşil manzaraların içinden geçen gelişmiş rotalar ağından da keyif alabiliyor.Cambridge, EnglandYüzyıllara uzanan üniversitesiyle tanınan Cambridge, Londra’dan yapılacak bir günübirlik geziden çok daha fazlasını sunuyor.Şehrin içinden geçen Cam Nehri üzerinde, küçük punt kayıklarıyla yapacağınız sakin bir gezinti, ünlü Cambridge College Backs manzaralarını gözler önüne seriyor.Bağımsız kitabevleri, müzeler ve yeşil alanlarla dolu şehir, yürüyerek keşfetmek için ideal.Ziyaretçiler, her cumartesi sanat eserleri, takılar ve seramiklerin satıldığı All Saints Garden pazarı başta olmak üzere hareketli pazarları da gezebilir.Selanik, YunanistanBizans kiliselerini, Roma dönemine ait kalıntıları ve huzurlu atmosferiyle tablo gibi bir sahil şeridini birlikte düşünün.Şehrin tarihini anlatan Galerius Kemeri, Aristotelous Meydanı ve Selanik’in simgesi Beyaz Kule gibi mutlaka görülmesi gereken pek çok yapı bulunuyor.Selanik’e gitmişken mutlaka tatmanız gereken lezzetler arasında susamlı halka ekmek koulouri, ince hamurdan yapılan börek türü bougatsa ve içi ipeksi bir kremayla doldurulmuş çıtır trigona tatlıları sayılabilir.Basel, Switzerlandİsviçre’nin Fransa ve Almanya ile kesiştiği noktada yer alan Basel, kıtanın en etkileyici sanat sahnelerinden birine ev sahipliği yapıyor.1970’teki ilk edisyonunda 90 galeriye ve 16 bin ziyaretçiye ev sahipliği yapan Art Basel fuarının doğduğu şehir olan Basel’de, bugün de yaratıcı zihinleri buluşturan bu prestijli etkinliğe katılmak mümkün.Öte yandan Kunstmuseum Basel, 1661’e uzanan dünyanın en eski kamuya açık sanat koleksiyonunu barındırıyor; koleksiyonunda 300 binden fazla eser bulunuyor.Ren Nehri kıyısındaki şehir, aynı zamanda komşu ülkelere kolay erişim sağlıyor.Lille, FranceLille’in kendine özgü Flaman mirası, kentin mimarisinde ve mutfağında kendini gösteriyor. Zarif meydanlar, renkli şehir evleri ve canlı bir sanat sahnesi de şehrin cazibesine katkıda bulunuyor.Bu arada, Vieux-Lille’in taş döşeli sokakları, piknik yapmak ya da gün boyu gezdikten sonra gün batımını izlemek için ideal bir su kenarı noktası olan tablo gibi Quai du Wault’a doğru keyifli bir yürüyüşe davet ediyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Euronews sayfasına gidin.

tr.euronews.com · Haberi kaynağında oku

Dünya haberleri

Tümü