sondakika.com
Son Dakika

Kallikles, Gılgamış ve ‘merhametli monarşi’ - Suat Dülger

MÖ beşinci yüzyılda yaşamış sofist filozof Kallikles, yasaların alt sınıfları, ezilenleri korumak için güçlülere karşı oluşturulduğunu savunur.

Fotoğraf: Cumhuriyet

MÖ beşinci yüzyılda yaşamış sofist filozof Kallikles, yasaların alt sınıfları, ezilenleri korumak için güçlülere karşı oluşturulduğunu savunur. Ona göre üst sınıflar, aristokratlar zayıflara göre daha zeki, üretken ve iradelidir. Zayıflar bu eksiği kapatmak, güçlüleri sınırlandırmak için yasaları yapmışlardır.

Ona göre doğaya uygun olan güçlünün, zayıfa efendi olmasıdır. Çünkü hâkimiyet kurma, daha çok kazanma ve içgüdülerini serbestçe gerçekleştirme doğaya uygun olandır. Bu hakla yasalar, güçlülerin önünde bir engel, yeteneksiz zayıflara avantaj sağlayan doğaya aykırı yapıdır.

Kallikles’in bu düşüncesinin arkasında, kendi çağında yaşanan siyasal dönüşüm de vardı. Theseus, Agamemnon ve Odysseus gibi kahramanlık çağı yöneticilerinin ardından Solon, Peisistratos ve Perikles gibi güçsüzden yana yasalar yapan yöneticilerin ortaya çıkmasını eleştiriyordu. Ona göre güçlülerin yönetme hakkını sınırlayan bu anlayış, insanlığın gelişimini olumsuz etkiliyordu.

Buna karşılık antik Yunan’da özellikle Sparta ve Atina’da farklı yönetim modelleri gelişti. Örneğin, Likurgus, Sparta’da kral sayısını ikiye çıkarmış, senato kurmuş ve krallar ile senatoyu denetleyen Ephor sistemini kurarak mülkiyete sınırlama getirmiş, tarihin ilk sosyalist sayılacak devletini kurmuş ve kuvvetler ayrılığını insanlığın gündemine sunmuştur. Atina’da ise yönetici Arkhon, halk meclisi ve Areopagos gibi kurumlarla yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrıldığı bir yönetim anlayışı ortaya çıktı.

Oysa Kallikles bunun yerine bir zengin monarkın idaresini daha doğru buluyordu. Batı, Ortaçağ dinsel yönetiminden kurtulduğunda Rönesans, Fransız Devrimi ve Aydınlanma yoluyla antik Yunan’ın demokrasinini geliştirerek günümüzdeki çoğulcu demokrasi ve hukuk devletine ulaşmıştır. Batı’da çoğu kez, Kallikles’in düşündüğünün tersi olmuştur.

Ortadoğu ve sömürü Ortadoğu’da ise tarihsel gelişim, demokrasi, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devletine ulaşamamış, -Kallikles’in önerdiği gibi- tek adam yönetimini, otoriter toplumsal yapıyı aşamamıştır. Ortadoğu’nun eski tarihine baktığımızda, Sümer Ur sitesinde Urugakina dışında zayıflardan yana bir siyasi oluşuma rastlamıyoruz. Urugakina güçlü rahiplerin tüm mahsüle el koymasına karşı ihtilal yapmış, fakirleri koruyan yasalar ilan etmiştir.

Ancak sonrasında Sümer, Asur, Akad, Babil ve İsrailoğulları devletlerinde, Firavunlar Mısır’ında yasalar hep güçlülerden yana olmuştur. Zayıflar için Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi dinler başlangıçta olumlu uygulamalar getirecek, zamanla güçlüler dini yapıları ele geçirmiş ve herhangi bir demokratikleşmeye, alt sınıfları koruyan yasalar yapmaya izin vermemiştir. Aslında Gılgamış Destanı bize Ortadoğu gerçeğini en iyi şekilde anlatmaktadır.

Destana göre, Sümer’in Uruk şehrinde kral olan Gılgamış, önceleri şehrinin güçlü başka şehirlerden bağımsızlığını sağlamış, aşılmaz surlar yaptırmış, şehri mamur hale getirmiş ve refah sağlamıştır. Ancak kendini sınırlayan kurum ve yasalar olmadığı için halka baskı yapmıştır. Halk çaresiz kalınca tanrılara yalvarmış ve tanrılar onu dengelemek için eşdeğeri güçte vahşi Enkidu’yu yaratmıştır.

Amaç Gılgamış’a karşı denge sağlamaktır. Ancak Gılgamış ile Enkidu ilk karşılaşmada kavga etse de kısa sürede arkadaş olup güçlerini birleştirmişlerdir. Böylece kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetler birliği, monarşi uygulanmış ve Ortadoğu halklarına tarihin başından beri kuvvetler birliği miras kalmıştır.

Ancak büyük değişimi Atatürk, Cumhuriyet ile yapmış; demokratik toplumun temellerini atmış, bu açıdan tüm Ortadoğu’yu etkilemiştir. Tek derdi sömürmek olan emperyalizm, Atatürk gibi devrimci devlet adamları yerine Ortadoğu’da her zaman dinsel-mezhepsel ve gelenekçi monarşileri desteklemiştir. Günümüzde ABD’de iktidar olan Trump ve yönetimi, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan gibi devletlerde açıkça “merhametli monarşi” istemektedir.

Bu muhalefetsiz, örgütsüz ve keyfi uygulanan bir devlet-iktidar sistemidir. Biliyoruz ki tek adamın merhameti, muhalefeti görene kadardır. Asıl amaç bir çeşit dehşet dengesi ile ABD, AB ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek müttefikler ve liderler bulmaktır.

DİNSEL SOSLU MERHAMETLİ MONARŞİ Monarşinin merhametini son iki yılda ülkemiz iktidarının muhalif belediyelere ve Ekrem İmamoğlu’na açtığı davalardan da iyi anlıyoruz. “Fakire din, zengine kredi” demek olan merhametli monarşi”de “tek adam” ve çevresi istediği kararı alacak, halk yoksullaşacak ve iktidarın demokratik yollardan değişimi olanaksız hale gelecektir. İktidar denetlenmeyecek ve iktidar sahibi ölene kadar iktidarda kalacaktır.

Bunu kolaylaştırmak için Anayasa Lübnanlaştırılacak, kimlik siyaseti ülkeyi sürekli kutuplaştıracaktır. Trump gibi, yasaları hiçe sayan; Panama Kanalı, Grönland ve Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı yapmaktan bahseden monarkın Türkiye gibi ülkelere huzur getirmesi mümkün değildir. Nitekim içeride sıkı bir Filistinci olan Türkiye’deki iktidarın en büyük dostu Trump’ın bir diğer büyük dostu da Netanyahu’dur.

Bu da Filistin konusundaki samimiyetin göstergesidir. DEM Parti çizgisinin monarşi ile statü elde etme çabasını tarihe göndererek emperyalizmin, Atatürk Cumhuriyeti yerine dinsel soslu “merhametli monarşi” önerisini, Türkiye’nin demokrasi savunucuları birleşip engelleme potansiyeline sahiptir. Sağ-sol, Türk, Kürt, Sünni, Alevi diye atomize olur, muhalifler olarak hukuk devletinin ortadan kaldırılmasını önemsemez ve ilk seçimde güçlü bir ittifak oluşturamazsak; ülkemiz sosyal, ekonomik ve demokratik olarak uçuruma sürüklenir.

Batı bugünkü gücünü monarşiye değil, kuvvetler ayrılığı olan demokrasiye borçludur. Bize önerilen, “tek kişinin kuvvetler birliği” biçimindeki monarşik yapı ile gideceğimiz yer bir tür ortaçağdır. Bu nedenle yeniden demokratik, hukuk devleti ve özgürlükçü Türkiye için bir araya gelmeliyiz.

Bu konuda öncülük, YENİ Parti ve lideri Özgür Özel’e düşmektedir. Ve hiçbir muhalif, demokrat bu görevden kaçamaz. Tercihlerimiz kaderimiz olacaktır.

Kurtuluş yok tek başına... SUAT DÜLGER ESKİ ERZURUM CHP İL BAŞKANI

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü