Onkolojive nörolojidünyasında kanser hastalarının yaşam kalitesini baştan sona değiştirecek devrim niteliğinde bir bilimsel başarıya imza atıldı. Kansertedavisinde kullanılan platin bazlı kemoterapi ilaçları, hastaların yaklaşık yüzde 60'ında "periferik nöropati" olarak bilinen; ellerde ve ayaklarda iğnelenme, şiddetli yanma hissi ve kalıcı sinir tahribatına neden oluyordu. Saygın bilim dergisi Sciencebünyesinde yayımlanan klinik araştırma, sihirli mantarlarda bulunan psikoaktif bileşik psilosibinin, kemoterapi öncesinde uygulandığında bu ağır tabloyu tamamen önlediğini belgeledi.
HÜCRESEL DÜZEYDE "NÖRON AÇLIĞI" ENGELLENİYOR
Kemoterapi ilaçları, cildin dış katmanlarına kadar uzanan duyusal sinir hücrelerindeki mitokondri hareketini durdurarak nöronların enerjisiz kalmasına ve zamanla çürümesine yol açıyor. Yapılan deneysel çalışmalarda, sekiz aylık kemoterapi süreci öncesinde uygulanan sadece iki doz psilosibinin, sinir hücrelerindeki mitokondri akışını koruduğu ve sinir uçlarının ölmesini engellediği saptandı.
Bileşiğin, kemoterapinin tümör küçültme yeteneğine veya kanserle mücadele gücüne hiçbir olumsuz etki yapmadan doğrudan duyusal sinir liflerini koruma altına aldığı kaydedildi.
HALÜSİNASYON DENEYİMİ YAŞAMADAN TEDAVİ İMKANI
Araştırmayı yürüten MD Anderson Kanser Merkezi uzmanları, psilosibinin bu koruyucu etkisini beyinde psikoaktif bir süreç ("trip") yaratmadan da sağlayabildiğini ortaya koydu. Aynı reseptörleri aktive eden ve halüsinasyon etkisi bulunmayan "tabernantalog" maddesiyle yapılan testlerde de benzer seviyede yüksek sinir koruması elde edildi.
Yöntemin insan dokuları üzerindeki etkisini incelemek amacıyla cerrahi operasyon geçiren 29 hastadan alınan sinir dokuları mikroskop altında incelendi. Psilosibin uygulanan dokularda kemoterapinin yarattığı hücresel duraksamanın yaşanmadığı ve organel hareketliliğinin eksiksiz sürdüğü kanıtlandı.
Elde edilen başarılı sonuçların ardından tıp dünyası hızlı bir takvim belirledi. Kanser hastalarında kemoterapi öncesi psilosibin kullanımının güvenliğini ve etkinliğini ölçmeyi hedefleyen insanlı klinik denemelerin ilk safhası başlatılıyor.
Uzmanlar, kanser tedavilerinin gelişmesiyle birlikte hastaların yaşam sürelerinin uzadığını, ancak tedavi sonrası kalan kronik yan etkilerin hayatı çekilmez kıldığını hatırlatıyor. Yöntemin hem nörolojik koruma sağlaması hem de kanser hastalarında sıkça görülen depresyon ve anksiyeteyi geriletmesi nedeniyle çifte tedavisel avantaj sunacağı vurgulanıyor.