sondakika.com
Son Dakika

"Keko biz seni hep burada bekledik"

"Bir insanın özgürlüğünden alınan her günün geri verilmesi mümkün değildir. Çünkü takvim yaprakları yeniden yaşanmaz."

Kapak görseli son-dakika.com tarafından üretildi

Bazı insanları ilk tanıdığınız anın üzerinden yıllar geçse de, o ilk karşılaşmanın duygusu hiç değişmez.

Dr. Selçuk Mızraklı’yla yıllar önce, bir arkadaşımı muayeneye götürdüğüm bir gün tanışmıştım. O gün onu bir doktor olarak tanıdım. Hastasına gösterdiği özen, yüzündeki samimi tebessüm, insanı dinlerken kurduğu içten bağ…Bazı insanlar mesleklerini yaparlar, bazıları ise yaptıkları işe insanlıklarını da katarlar. Selçuk, benim için o gün ikinci gruptandı.

Hayat hepimizi başka yolların, başka mücadelelerin, başka sınavların içine savurdu. Ama bazı dostluklar zamanın yaptığı aşındırmaya karşı direniyor. Çünkü dostluk bazen birlikte geçirilen zamanla değil, birbirinin hayatında bıraktığı izlerle ölçülüyor.

Bizim dostluğumuz da o ilk muayene odasından bugüne kadar geldi.

Ve şimdi, bugün Selçuk Başkan tahliye oluyor.Edirne'de cezaevinin önündeyim)

İnsan, bazen bir tahliye haberinin neden bu kadar derin bir duygu yarattığını kendine soruyor. Çünkü özgürlük, onu kaybetmeyenler için çoğu zaman sıradan bir kelimedir. Sabah istediğin saatte uyanmak, bir dostun kapısını çalmak, sevdiğin insanlara sarılmak, sokakta yürümek… Oysa özgürlük, insanın elinden alındığında, hayatın aslında ne kadar büyük bir mucize olduğunu yeniden hatırlatır.

Selçuk, yıllarca cezaevinde kaldı. Bir hekim, Diyarbakır halkının oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanı, hukukun ve adaletin tartışıldığı bir süreçte özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Seçilmiş olduğu belediyeye kayyum atandı; ardından yıllarını hukuksuz bir şekilde cezaevi duvarları arasında geçirmek zorunda kaldı.

Bir insanın özgürlüğünden alınan her günün geri verilmesi mümkün değildir. Çünkü takvim yaprakları yeniden yaşanmaz. Kaçırılan bir bahar, bir dostun cenazesi, bir çocuğun büyümesi, bir annenin yaşlanması… Özgürlüğünden mahrum bırakılan insan, sadece dört duvar arasına konulmaz; hayatın akıp giden zamanından da koparılır.

Ve belki en acısı şudur: Hukuksuzluğun mağduru olmak, yalnızca bir insanın yaşadığı kişisel bir trajedi değildir. Hukuksuzluk, toplumun tamamında bir yara açar. Çünkü bugün bir seçilmişin iradesini yok sayan anlayış, yarın başka bir yurttaşın hakkını da kolaylıkla yok sayabilir.

Bugün Selçuk Başkan yeniden gökyüzüne bakacak. Belki gökyüzü onun için hiçbir zaman değişmedi. Çünkü insan bazen duvarların arasında da özgür kalabilir. Ama yine de hiçbir gökyüzü, özgürce bakılan gökyüzünün yerini tutmaz.

Ben ise en çok bir şeyi özlediğimi fark ettim.

Beni gördüğünde, o kendine özgü gülümsemesiyle:

Bazen yıllarca özlediğiniz şey büyük cümleler değildir. Bir ses, bir gülümseme, bir şaka… Çünkü insan, aslında en çok hayatın kendisine ait küçük şeylerini özler.

Ama belki asıl mesele, bir insanın tahliye edilmesinden daha büyük.

Çünkü bazı insanlar geri döndüğünde, sadece kendileri dönmezler. Onlarla birlikte yarım kalmış sohbetler, ertelenmiş kahkahalar, özlenen sesler ve geleceğe dair umutlar da geri gelir.

Ve belki de insanın hayatta en çok ihtiyaç duyduğu şey budur:

Bunca zamana, bunca ayrılığa, bunca karanlığa rağmen hâlâ birbirimizi bekleyebildiğimizi bilmek…Bugün kapılar açılacak.

Bir insan yeniden sevdiklerine kavuşacak.

Bir dost yeniden dostlarının arasına dönecek.

Ve hayat, bütün kırgınlıklarına rağmen, kaldığı yerden yeniden akmaya başlayacak.

Ben bugün sadece bir tahliyeyi beklemiyorum.

Ve yıllardır eksikliğini hissettiğimiz o tanıdık cümleyi:

Çünkü bazı insanlar hayatımızdan uzaklaştırılsa da, kalbimizden uzaklaştırılamaz.

Bazı dostlukların hükmü hiçbir kapının ardında sona ermez.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü