sondakika.com
Son Dakika

Kim koleksiyoner olmak ister?

Bir objeyi koleksiyonluk yapan şey uzun süre nadirliği, imzası ve fiyatıydı. Oysa seri üretimin evleri giderek birbirine benzettiği bir dönemde koleksiyon fikri de değişiyor. Büyük markaların sınırlı üretim tasarım işbirlikleri, iyi tasarımı daha erişilebilir kılarken asıl değeri fiyat etiketinde…

Fotoğraf: Cumhuriyet

Koleksiyoner sözcüğünün mesafeli, biraz da göz korkutucu bir yanı var. Sözcüğü duyduğumda aklıma hâlâ müzayede kataloğunun başında oturan, bir objenin hangi yıl üretildiğini, kaçıncı edisyon olduğunu ve en son ne kadara satıldığını bilen insanlar geliyor. “Koleksiyonluk tasarım” dediğimizde objenin güzel olmasının ötesinde az bulunan, imzalı ve mümkünse pahalı olmak gerekiyordu.

Bir şeyin koleksiyonluk olup olmadığını anlamanın en kolay yollarından biri de fiyatına bakmaktı. Bu tanım son birkaç yılda oldukça gevşedi. Nedeni de kısmen seri üretimin kendi başarısı.

Artık markalar daha uygun fiyatlı sanat ve tasarım objeleri üretiyorlar. Seri üretimin iyi tarafı daha fazla kişinin iyi tasarıma ulaşması, kötü tarafı ise Instagram’da ve Pinterest’te de farkettiğimiz gibi aynılaşmak. Aynı sandalye, aynı lamba, aynı vazo evleri süslemeye başlıyor ve özgün parça bulmak zorlaşıyor.

İyi görünen her şey birkaç ay içinde tanıdık hale geliyor. Bir noktadan sonra mesele güzel bir eve sahip olmaktansa o evin kime ait olduğunu özgün seçimlerle belli etmek oluyor. SANAT TURU Bu sonbaharda IKEA'nın çıkartacağı koleksiyona bu açıdan bakmak da ilginç.

IKEA’dan yeni koleksiyon Koleksiyonun adı KONSTRUNDA. İsveççe’de sanat turu demek. Yedi tasarımcının imzasını taşıyan 22 obje, cam, seramik, mobilya ve tekstil arasında geziniyor.

Tasarımcılara verilen kısa bilgi notu üç kelimeden ibaretmiş: Özgür, mutlu, korkusuz! Tamamı limitli üretim ve fiyatların hepsi üç yüz doların altında. Koleksiyonun en uygun fiyatlı parçası ise 20 dolarlık bir vazo.

Objeler arasında Andu Masebo'nun kalın krom bir çerçeveye oturttuğu cam masa, Lisa Reiser'ın ağızdan üflenmiş cam işleri küçük heykelleri, Emanuele Stamuli'nin siyah-beyaz geometrik vazoları bulunuyor. Koleksiyonun en genç ikilisi Ingrid Leander Berg ve Igor Holtermann ise uyarı bantlarını ve yaya geçitlerini kumaş desenine çevirmiş. Koleksiyonun yaratıcı lideri Karin Gustavsson'ın cümleleri de son derece açık: Gustavsson, sanatın galerilere ayrılmış bir lüks olmaması gerektiğini söylüyor.

IKEA'nın rolünü ise sanatı tanımlamak değil, ona alan açmak olarak betimliyor. Bu, IKEA için yalnızca küçük bir sözcük değişikliğinin çok ötesinde. Markanın felsefesi, 40 yıldır işlevsellik çevresinde biçimleniyordu.

KONSTRUNDA ise bunu ters yüz ediyor. Gereksinimler yerine arzuların konuştuğu bir seçki ortaya koyuyor. MARKALARDAN HAMLELER Yalnız IKEA değil, aynı hamleyi çoğu büyük marka da yapıyor.

Kelly Wearstler'ın H&M Home için hazırladığı koleksiyon, eylül ayının başında 28 farklı ülkede satışa çıkıyor. Wearstler, Los Angeles'ın en tanınan iç mimarları arasında geliyor. Aydınlatmadan modüler mobilyaya uzanan seçki, Wearstler'ın altı haneli iç mimari dilini birkaç yüz dolarlık objelere çeviriyor.

Kapsam açısından bu, IKEA'nınkinden farklı bir hamle. 29 parçalık iç mekân koleksiyonu, H&M Home'un bir tasarımcı işbirliğine ilk kez mobilya dahil ettiği seçki. Yani birkaç dekoratif objeden çok bir odayı baştan aşağı döşeyebilecek bir sistem söz konusu.

Tüm bu gelişmelerin ışığında koleksiyon fikri artık fiyattan ve edisyon numarasından ayrı bir yerde konumlanıyor. Türkiye'de ise tasarım koleksiyonculuğu hâlâ büyük ölçüde antikacı işi olarak görülüyor; eskiyle, nadirle, pahalıyla eş tutuluyor. Koleksiyon algısı şekil değiştirirken bu alandaki bakışımızı da yenilememiz gerekiyor.

Sorun, henüz kimse bilmiyorken bir şeyde değer görebilmek ve yıllar sonra dönüp baktığınızda onu neden seçtiğinizi hâlâ hatırlamak.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü