Zürih kentini yukarıdan seyretmek istiyorsanız İstasyon Caddesi’nden sola sapıp, dar sokaklardan ağır ağır yürüyerek Lindenhof tepesine çıkmak en iyisi. Tarihi yapılar, büyük katedral, kentin ortasından geçen Limnat Nehri buradan ayaklarınızın altında. Ötelerde Zürih’i ve gölü çevreleyen tepeler.
Kışın ufukta karlı dağlar, lodos estiğinde mavimsi bir renge bürünen, kente iyice yaklaşan Alpler. Lindenhof tepesi her mevsimde güzel, huzur verici. 20. yüzyıl Alman dili edebiyatının en önemli yazarlarından sayılan Frisch hemen hemen her gün bu tepeden kentini seyrederdi.
Yaşamının uzun yıllarını Zürih’te geçirmiş, ünlü eserlerini orada yaratmıştı. Göl kıyısındaki bu güzel kentin kafe ve lokantaları onun çalışma ve tartışma mekânlarıydı. ‘OMUZDAŞIM MAX’A’ 1978’de bir akşam dostu Friedrich Dürrenmatt ile Kronenhalle lokantasında buluşur. Dürrenmatt ona en son yapıtı “Okuma Kitabı”nı “Eski dost ve omuzdaşım Max’a...” cümlesiyle imzalar.
Frisch yazılana şöyle bir göz atar ve hiç sesini çıkarmadan lokantayı terk eder. Fakat gece yarısına doğru geri döner ve elindeki kitabı hâlâ masasında oturmakta olan Dürrenmatt’ın önüne, “Bu utanılacak bir cümle, avukatımla konuştum, ‘omuzdaş’ bir hakaret!” sözleriyle fırlatır ve çıkar gider. Ancak apayrı görüşlerde olsalar da Kronenhalle’deki buluşmalardan vazgeçmezler.
Duvarlarını Picasso’ların ve Chagall’ların süslediği tarihi lokanta, göl ile kent tiyatrosu arasındaki konumu nedeniyle her zaman dolu, masalarında çoğu kez varlıklılara ve ünlülere rastlanıyor. Olağanüstü lezzetli ve geleneksel yemekleriyle ünlü bir buluşma yeri. Bu restoranın bir sorunu var.
Aşırı turizm! Yemeğe gelen müşteri kurallara uymak zorunda! Örneğin fotoğraf çekmek yasak, erkekler için uzun pantolon zorunlu.
AİLE SICAKLIĞINDA BİR ORTAM Kronenhalle, Zürih ile sıkı sıkıya bütünleşmiş, zamanla kentin gerçek bir simgesi olmuş. Onu bugüne dek eşsiz yapan Hulda Zumsteg’di. 1924 yılında kocasıyla birlikte Bellevue’deki bakımsız lokantayı devralıp günümüzde hâlâ koruduğu o niteliğe; kaliteli ve gösterişten uzak, fakat lezzetli mutfağıyla popüler bir buluşma lokantasına dönüştürmesini başarmıştı.
O sadece içtenlik dolu bir ev sahibi değil, aynı zamanda sevilen bir işverendi. Çalışanlarını onlarca yıl yanında tutmasını başarmıştı. Aile sıcaklığında bir ortamda Zürih’in bohem kesimiyle kültürel elitleri kendilerini Kronenhalle’de evlerinde hissediyor.
Chagall, Fellini, Frisch, Dürrenmatt ve Zuckmayer gibi isimlerin de aralarında bulunduğu yazarlar, sanatçılar ve yüksek sosyete ünlüleri için Kronenhalle hep vazgeçilmez bir uğrak yeri olmuştur. Max Frisch’in sık sık uğradığı Zürih lokantalarından biri de Bodega Espanola’ydı. Saatlerini geçirip kimi eserini kaleme aldığı, günlük gazeteleri karıştırdığı, yan masada oturanlarla politik tartışmalara girdiği Bodega 1874’te açılmış.
İspanyol mutfağından spesiyaliteler ve şaraplar sunan lokanta da Kronenhalle gibi geçmişini günümüze dek öyle korumuş. Göl kıyısındaki Café Odeon 1911’den günümüze hiç aralıksız çalışıyor. Savaş yıllarında Zürih’e gelen ünlü mülteciler için ilk adres sayılırdı.
Zürih’te Viyana kahvehanesi atmosferini arayan aydınlar için Odeon ideal bir buluşma yeriydi. Lenin, Thomas ve Klaus Mann, Einstein, Léhar, Toscanini, Remarque, Zweig, Chanel, Yves Saint Laurent sürekli müşterileriydi. Max Frisch’in “Günlükler-1946-1949” adlı yapıtını kaleme aldığı Cafè de la Terasse bir süre önce iyice bir elden geçmiş Arnuvo salonuyla koruma altına alınmış.
Sütunları, büyük pencereleri ve mobilyaları kahvesini yudumlayana huzur veriyor. Uzun bir gezintinin ardından sıcak bir yaz gününde kendinizi serin sulara bırakmak istiyorsanız Engen’deki göl plajını ya da 1949’da Max Frisch’in planlarına uygun inşa edilmiş olan ve bugün bir kültür anıtı kabul edilen Letzigraben açık yüzme havuzunu yeğleyebilirsiniz.