Ömür Kurt omur@cocuklarlabiromur.com Birçoğumuzun çocukluğu, misafirliğe gidilen evlerde “Hiçbir şeye elini sürmeyeceksin, oturduğun yerden kalkmayacaksın, yoksa bacaklarını kırarım” diyen annelerin baskısıyla geçti. Oysa annelerimiz eve gelen misafirlerin önüne yiyeceği içeceği yığardı ve “Allah aşkına ye!” diye ısrar üstüne ısrar ederdi. Yetişkinler yerken bu “arsızlık” olmazdı ama çocuklar yemek isterse “arsızlık” sayılırdı.
GÖZLERLE VERİLEN EMİRLER Birçoğumuz annelerimizin gözleriyle verdiği emirleri hatırlarız. O gözler ki dünyanın kaç bucak olduğunu anlatmaya yeterdi. Tüm bunlara karşın çocukların gözü, sofraya konan kurabiyelerde olurdu.
Çünkü bir çocuğa misafirlikte yenen yemek hep tatlı gelir ve hiçbir çocuk bu yüzden “arsız” olmamıştır. Ancak eskiden annelerin çocuk eğitiminden anladığı buydu, çocuğa karşı sürekli sert olunmalıydı. Üstelik bu yaklaşım bebeklikten başlıyordu.
“Kucağına alma arsız olur, fazla yüz verme tepene çıkar” gibi cümleler havada uçuşurken bir dönemin çocukları gereksinim duydukları sevgiye bir türlü erişemediler. Oysa çocukların gerçekten sevgiye ihtiyacı vardı ve başına vurulan çocuklar değil, başı okşanan çocuklar “mutlu yetişkinler” olabilirdi. Ancak insanların sevgiden anladığı başkaydı.
Çocuklar “korkutularak seviliyordu. KORKU KÜLTÜRÜYLE YETİŞEN ÇOCUKLAR Çevremdeki yetişkinlere bakınca kimin yeterince sevgi gördüğünü, kimin yetersiz sevildiğini anlayabiliyorum. Yeterince sevilmemiş, engellenmiş çocuklar, sevgisiz yetişkinler olmuşlar!
Onlar bu tavırlarını bazen siyaset sahnesinde, bazen trafikte, bazen de sokakta gösteriyorlar. Yüzleri hiç gülmüyor, çocuk saflığını bile hâlâ çok sert bir tepkiyle karşılıyorlar ve kimseye tahammül edemiyorlar… Toplumumuzun dünden bugüne getirdiği “korku kültürü” her şeyi paylaşmaya izin verdi ama sevgiyi paylaşmaya izin vermedi, vermiyor.
İnsanlarımız saman alevi gibi birden parlıyor, birden sönüp kayboluyor. Günümüz ebeveynliği de ciddi bir kriz yaşıyor. “Sevgiyi paylaşmak” adına her şey abartılıyor.
Çocuklar kıyaslanıyor, ayrıştırılıyor, yarıştırılıyor. Bu yaklaşım da çocukların “sevgi” ve “güven” hissine büyük darbe vuruyor. Öte yandan çocuğunu özgür yetiştirdiğini söyleyenler, sınır sorunları yaşıyor çünkü özgürlük “sınırsızlık” sayılıyor.
Önceki kuşak anne babaların “korku kültürü” içinde yetişen çocukları olarak bizler bugünün ebeveynleri olduk. Çocuklarımızı “geçmişin hataları”yla değil, bugünün gereklerine göre büyütmek istiyoruz. Ancak bir fark var: Dünyadaki gelişmeleri takip ediyor, başka toplumlardan aldıklarımızı da kendi ebeveynliğimize monte etmeye çalışıyoruz.
Bu da kimlik karmaşasına neden oluyor. Bir yandan çocuklarımızı güçlü, özgür, kendine güvenen insanlar olarak yetiştirmek isterken diğer yandan öteki çocukları da bu hayalin içine dahil etmiyoruz. Yani kendi çocuğumuza öğrettiğimiz değerleri diğer çocuklara da ulaştıramazsak çocuklarımızın en çok öne çıkan özelliği “güç gösterisi” olacak.
KORKU MU SAYGI MI? Korku toplumlarında yalan vardır, saygı toplumlarında ise yalana gereksinim duyulmaz. Korku toplumunda insanlar sürekli sindirildiği için bir şeyleri gizler, saygı toplumunda ise insan özgürdür, gizleme ihtiyacı duymaz, çünkü korkacağı bir şey yoktur.
Bizler bugün ebeveynlik krizimizi geçmişle bugün arasına sıkıştırmış durumdayız ve artık bir karar vermemiz gerekiyor: Çocuklarımızı korku toplumunun birer üyesi olarak mı yetiştireceğiz yoksa saygı toplumunu mu yaratacağız? EVDE DENEYİN Kitap taşıma çantası Bu hafta çocuklarla evde kitap taşıma çantası tasarlayın. Bunun için eskimiş bir tişörtü kullanabilirsiniz.
Kitap boyutundan biraz daha büyük olacak bir şekilde tişörtü dikdörtgen şeklinde kesin ve üç tarafını dikin. Dilerseniz çıtçıtlı da yapabilirsiniz. HAFTANIN KİTABI “Susuz Bir Dünyada Hayatta Kalmak” kuraklık alarmının çaldığı bir evrende suyu korumanın önemini anlatıyor.
Yazar: Gomdori Co. Yayınevi: Destek Çocuk Yayınları Yaş: 9+ Sayfa: 176 HAFTANIN ETKİNLİĞİ Kidzania Çocuk Ülkesi Bu etkinlikte çocuklar, itfaiyecilikten otelciliğe kadar birçok alanda meslekleri deneyimleyecek. Yer: İstanbul-Akasya Üsküdar Tarih: Her gün açık Saat: 10.00-19.00 HAFTANIN ŞARKISI Bu hafta çocuklarınızla ve torunlarınızla birlikte Mozart’ın “Küçük Bir Gece Müziği” adlı bestesini dinleyin ve bu beste hakkında sohbet edin.