sondakika.com
Son Dakika

Kuir Tıp Öğrencileri Ağı: HPV aşısı, yalnızca kadınların mücadelesiymiş gibi görülmekten çıkarılmalı

Kuir Tıp Öğrencileri Ağı’ndan lubunya doktorlara göre HPV aşısının topluma uzun yıllardır yalnızca ‘kız çocukları için rahim ağzı kanseri aşısı’ olarak tanıtılıp pazarlanmasıyla trans erkek, trans kadın ve trans+lar aşılanma bilincinden mahrum bırakıldı.

Fotoğraf: Bianet

Devletin, translar üzerindeki tahakküm ve nefreti artırma politikası, sağlık sistemindeki birçok uygulamada da kendini gösteriyor.

Human Papillomavirus (HPV) gibi cinsel yolla aktarılan enfeksiyonların transların yaşamındaki yeri/etki boyutu ve tüm bunlara karşı alınan/alın(a)mayan önlemler; bu uygulamalardan yalnızca birkaçı.

“Damgalama”, birçok transın sağlığa erişimine direkt olarak ket vururken transları, güvensiz ve hijyenden yoksun merdiven altı uygulamalara mecbur bırakıyor.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu 17 Ağustos’ta bazı bilim insanlarının Türkiye’de HPV ve kanser profili farklı olduğu için ücretsiz HPV aşısına gerek olmadığını söylediğini iddia etti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Memişoğlu’na tepki gösterdi ve şu açıklamayı yaptı:

“Virüsün biyolojisi veya kanser yapma mekanizması coğrafyaya veya sınırlarla çizilmiş ‘ülke profillerine’ göre değişmez. Türkiye genelinde yapılan toplum tabanlı taramalar ve çok merkezli klinik çalışmalar, Türkiye'deki HPV genotip dağılımının dünya genelindeki epidemiyolojik verilerle son derece paralel olduğunu göstermektedir.”

Kuir Tıp Öğrencileri Ağı, HPV aşısının önemini, transların sağlık sisteminde karşılaştıkları sorunları ve çözüm önerilerini bianet’e anlattı.

“HPV’ye karşı tam koruyucu tek yöntem HPV aşısıdır”

Kuir Tıp Öğrenci Ağı’ndan lubunya doktorlar, HPV’nin niteliği ve aktarılma biçimlerine dair şunları söyledi:

“​Toplumda çok sık görülür; cinsel olarak aktif olan neredeyse her yetişkin yaşamının bir döneminde bu virüsle karşılaşır. Çoğu zaman bağışıklık sistemi virüsü kendi kendine vücuttan temizler ve kişi hiçbir belirti fark etmez. Ancak temizlenemediği durumlarda virüsün türüne bağlı olarak az önce de bahsettiğimiz gibi genital bölgede iyi huylu siğillere ya da yıllar içinde rahim ağzı, anüs, boğaz ve penis gibi alanlarda kansere neden olabilen hücresel değişikliklere yol açabilir."

"Sadece penetrasyon ile değil; genital organların etrafındaki cildin teması, oral ve anal yollarla da aktarılır. Bu yüzden prezervatif, riski azaltsa da temas eden tüm açık yüzeyleri örtmediği için tam koruma sağlamaz. HPV’ye ve neden olabileceği kanserlere karşı bilinen en güvenli ve tam koruyucu tek yöntem HPV aşısıdır.”

“Toplumsal ayrımcılık biçimleri HPV için ekstra risk faktörüdür”

Lubunya doktorlara göre kişinin yaşadığı toplumdaki sosyal statüsü, cinsiyeti, cinsel yönelimi, ekonomik durumu; sağlık hakkına erişimi doğrudan etkilediği için risk sınıflamasında hesaba katılması gereken etmenler arasında yer alıyor.

Lubunya doktorlar bu durumu şöyle anlatıyor:

“Virüsün kanserleşmeye en meyilli olduğu odaklardan biri rahim ağzı dokularıdır. Cis kadınlarda rahim ağzı kanseriyle mücadele için geliştirilen kanser tarama protokolleri belirli bir düzene oturmuştur ancak aşıya ve düzenli takibe erişemeyen kadınlar risk grubundan çıkamaz."

"Trans erkeklerde de rahim ve rahim ağzı dokuları hâlâ korunuyorsa kanser riski biyolojik olarak devam eder. Testosteron kullanımından kaynaklanan genital atrofi HPV için en güvenilir tarama testi olan PAP Smear testinin kalitesini düşürerek yanlış sonuç alınmasına bile sebep olabilir."

"Sağlık sistemine yerleşmiş olan transfobi sebebiyle halihazırda jinekolojik kontrollere gitmekten kaçınan trans erkekler, trans maskülenler ve non-binaryler sonunda muayene için o kapıdan geçebildiklerinde bu sefer de ideal bir muayene olamadıkları için sağlık hizmetlerine erişmekten bir kere daha mahrum kalmış olurlar. Vajinoplasti ameliyatı olmuş trans kadınlarda ise risk, ameliyat tekniğiyle doğrudan ilişkilidir."

"Penil inversiyon Vajinoplasti tekniği ile ameliyat olan kadınlarda penil epitele bağlı kanser riski hâlâ sürerken kolonik greftlerde HPV riski daha düşüktür. Neovajenin jinekolojik muayeneye ihtiyaç duymadığı yanılgısı toplumda sık karşılaştığımız bir yanılgıdır."

"Yalnızca bu yanılgı bile trans kadınların jinekolojik muayeneye erişimini engelleyerek HPV için gerekli taramalardan mahrum kalmasına neden olabilir. Risk altındaki bir başka grup ise bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerdir."

"Örneğin HIV ile yaşayan kişiler B=B seviyesinde olsa bile sağlık kuruluşlarında çok fazla ayrımcılığa ve stigmaya maruz kaldığından HPV taramalarını da aksatmaya meyilli olabilirler. Oysaki HIV le yaşayan kişilerde bağışıklığın baskılanmış olması sebebiyle HPV’nin vücuttan kendiliğinden temizlenme oranı düşer, dirençli enfeksiyon ve hızlı kanserleşme süreçleri görülür."

“Bilgisizlik çoğu zaman yerini transfobi suçuna bırakır”

Türkiye'deki sağlık kayıt sistemlerinin katı bir ikili cinsiyet sistemi üzerine kodlanmasından ötürü transların sağlıkları üzerine bırakın sistemsel bir kapsayıcılığı, tıbbi bilgi anlamında bile yeterli bir veri olmadığının altını çizen lubunya doktorlar, bu durumun yarattığı sonuçları şöyle özetledi:

“Tıp fakültelerinin veya hemşirelik okullarının müfredatlarında trans sağlığı başlığı neredeyse hiç yer almaz. Yer aldığı sayılı dersler ise genelde ötekileştirici, stigmatize edici ve güncel olmayan bilgiler içerir. Bu nedenle doktorlardan hemşirelere birçok sağlık çalışanı trans bir bedeni nasıl muayene edeceğini bilmez."

"Bu bilgisizlik çoğu zaman yerini şaşkınlığa, haddini aşan sorulara ve Hipokrat yeminine rağmen cezasızlık politikalarından güç alarak işlenen apaçık bir transfobi suçuna bırakır. Örneğin uzun süreli testosteron kullanımın yol açtığı genital atrofinin spekulum muayenesini ve PAP Smear testini korkunç ağrılı bir hale getirdiğini bilmeyen bir doktor lokal östrojen hazırlığı yapmadığından veya alternatif muayene yöntemleri sunmadığından muayene ve test süreci translar için fiziksel bir eziyete dönüşür. Ya da benzer bir şekilde, vajinoplasti olmuş bir trans kadının neovajen dokusunun ameliyat tekniğine göre değişkenlik göstereceğini bilmeyen çoğu jinekolog, neovajen muayenesini ya da anal smear takibini nasıl yapacağını bilmez. Üstelik bu konuda kılavuzlar ve klinik deneyimler de oldukça kısıtlıdır.”

“Cinsiyetlendirilmiş mekânlar, transların erişimini zorlaştırıyor”

Sağlık sistemi içinde transların erişimini zorlaştıran bir diğer faktörün de sağlık kuruluşları içinde cinsiyetlendirilmiş mekânlar olduğunu dile getiren lubunya doktorlar, bir trans erkeğin jinekoloji kapısında beklemesinin, adının sesli bir şekilde anons edilmesinin bile ciddi bir hedef olma, ifşa edilme korkusu yarattığını belirtti.

“Sağlık sisteminin ‘yalnızca doğuştan geldiği kabul edilen iki cinsiyet’ üzerine inşa edilmiş olmasının yarattığı sorunlar ve ayrımcılıklar yalnızca muayene ve ya tedavi esnasında kendini göstermez. Tıbbın en önemli basamaklarından biri olan tarama, izleme ve önlemeyi de doğrudan zorlaştırır."

"Bir örnekle somutlaştırmak gerekirse, cinsiyet uyum sürecindeki trans erkekler ve trans maskülenlerin süreçleri, resmi olarak tamamlandığında ve kimlikteki cinsiyet hanesi ‘erkek’ olarak değiştiğinde, KETEM gibi ulusal tarama protokolleri kişiyi jinekolojik hastalıkların tarama havuzundan çıkarır.”

“Memişoğlu’nun açıklaması kabul edilemez”

Kuir Tıp Öğrencileri Ağı’ndan lubunya doktorlar, HPV ve ayrımcılık başlığından bahsederken mutlaka değinmemiz gereken konulardan birinin de aşının ulusal aşı takvimine alınması. Doktorlar şöyle konuştu:

“HPV aşısı uzun yıllardır topluma ‘kız çocukları için rahim ağzı kanseri aşısı’ olarak tanıtıldı ve pazarlandı. Kız çocukları da ileride yüksek risk gruplarına dahil olabileceğinden elbette aşılanmaları hayati öneme sahip ancak aşının yalnızca bu şekilde pazarlanmasıyla birçok trans erkek, trans kadın ve trans+ aşılanma bilincinden mahrum bırakıldı."

"Bunun yanı sıra özellikle sosyal medyada yürütülen provakatif çalışmalar ile HPV’nin hem kendisi hem aşısı toplumda bir çeşit ‘ahlaksızlık’ göstergesi olarak kodlanmaya başlandı. Bu hayati derecede öneme sahip yanlış bilgilendirmeye karşı başta sağlık bakanlığının ipleri eline alarak aşıya dair doğru, bilimsel ve sistemli bir bilinçlendirme çalışmasına başlaması ve HPV aşısını ulusal aşı takvimine alarak herkes için eşit ve erişilebilir bir hale getirmesi gerekirken dönemin sağlık bakanı Memişoğlu’nun ‘‘Türkiye’nin HPV ve kanser profilinin farklı olduğu, bu nedenle ücretsiz HPV aşısına gerek olmadığı” yönündeki görüşleri aktardığı bir açıklama yapması kesinlikle kabul edilemez. Hipokrat yeminiyle, evrensel insan haklarıyla, tıbbi etik ile asla örtüşmeyen bu bakış açısı bir ülkenin sağlık bakanı tarafından dile getirilemez.”

“Halk, sağlık okur yazarlığı konusunda biliçlendirilmeli"

“Peki, sağlık bakanlığının hatta bizzat sağlık bakanının ayrımcı ve muhafazakar provokasyonların önünü çektiği bir dönemde HPV aşısını nasıl herkes için eşit ve erişilebilir bir hale getirebiliriz? Cevap, çoğu zaman olduğu gibi örgütlü mücadeleyle. HPV aşısı, yalnızca kadınların mücadelesiymiş gibi görülmekten çıkarılmalı."

"HPV’nin bir toplum sağlığı için hayati olduğu; kadınların, çocukların, LGBTİ+ların, yoksulların ortak mücadelesi olması gerektiği kavranmalı. Toplum; HPV’nin aktarılma yolları, HPV’nin tipleri, risk grupları, tedavisi ve en önemlisi HPV aşısı konusunda bilinçlendirimeli."

"Yalnızca HPV özelinde de değil, halk genel olarak tüm sağlık hizmetlerine erişim hakları için sağlık okur-yazarlığı konusunda bilinçlendirilmeli. Tüm bu adımlar atılırken ve halk kendi sağlığı için elbirliğiyle mücadele ederken ülkenin sağlık bakanı ve bakanlığı hâlâ bu mücadele için somut bir adım atmıyorsa bu örgütlü mücadele büyütülmeli ve bizleri bu ayrımcılığa ve nefrete ite sistem kökten değiştirilmelidir.”

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü