Aynı zamanda sanat eleştirmenliğiyle de tanınan Alman felsefeciler Theodor Adorno ve Walter Benjamin, sinemanın insan algısını etkilediğini savunur, “Film bittiğinde perde kararır fakat sahneden kalan imgeler gündelik hayatta yaşamaya devam eder” derler! Etkin bir iletişim aracıdır, toplumları yönlendirir beyazperde, Lumiere kardeşlerden bu yana. Örneğin Hollywood olmasa gazlı Amerikan içecekleri, hamburger bu kadar ilgi görmeyebilirdi ki örnekler dünya genelinde çoğaltılabilir.
Bu madalyonun önü. Bir de kuzeyinden güneyine Amerika kıtasında yerel halkın Avrupalılarca katledilmesi, Aztek ve İnka imparatorluklarının yağmalanması ve hatta Vietnam meselesi var ki onlar da ucuz kovboy, korsan ve Rambo filmleriyle kabul ettirildi dünyaya! Şimdilerde de Türkiye’de benzer bir sürecin yaşandığını görüyoruz.
2000’li yılların başında TRT’de yayınlanan ve toplumun büyük bölümünü etkisi altına alan Kurtlar Vadisi dizisinin sıradan bir senaryo olmadığı, bir yerlere hizmet ettiği ortaya çıkmaya başladı. Tutukluyken cezaevinde yaşamını yitiren MİT yöneticisi Kâşif Kozinoğlu ’nun, eceliyle ölmediği bulguları üzerine savcılığın 15 yıl sonra başlattığı soruşturmada Kurtlar Vadisi’nin bazı bölümlerinde bu “infazın” isim-mekân sembolizasyonuyla topluma enjekte edildiği görülüyor. Üstelik dizideki Kazım Kaşifoğlu adlı istihbarat görevlisinin cezaevinde öldürülüşüyle gerçek hayattaki MİT üyesi Kâşif Kozinoğlu’nun ölümü arasında kısa bir zaman aralığı varken.
Peki Kozinoğlu’nu kim öldürdü? Yine o günlerden bir gazete küpürüne göre, Kozinoğlu, FETÖ’nün, Asya ülkeleri üzerinden MİT’e sızma girişimlerine erişmiş ve raporlamıştı. Dizide Türkiye tarihine geçen pek çok karanlık cinayetin izi var, umarız başsavcılık soruşturmayı genişletir.
Ve FETÖ’nün kimleri kullandığı ortaya çıkar. Dizi demişken 2 yıl önce TV’lerde Deha adlı bir yapım vardı. İlgi gördüğü halde 31. bölümde bitti.
Aras Bulut İynemli oynuyordu başrolde ve bir matematik “deha” sını canlandırıyordu. Dizinin konusu karapara aklamaydı. MASAK operasyonları sayesinde çokça gündeme gelen “hawala” adlı ödeme türü, Kıbrıs’taki kumarhanelere günübirlik götürülen binlerce kişinin casinolarda kendilerine ait olmayan binlerce doları kaybetmesi ve daha önemlisi şu sıralar Vanlı Kara Haydar’la gündeme gelen kalabalık düğünlerde takılan altınlarla nasıl milyonlarca doların sisteme sokulduğu işlenmişti dizi filmde.
Senaryo tamamlandı, dizi bitti ve kısa sürede bölümlerdeki olaylar gerçek karakterlerle gazete manşetlerine taşındı. Evet, dizi-film deyip geçmeyin aslında bu sektör sadece “hayatı anlatan” değil, aynı zamanda “hayatın nasıl yaşanacağını yönlendiren” bir endüstri ve Türkiye’de de bu işi kullanmış birileri! MEİS’İN ARKASI!
Yunan Başbakan Miçotakis, Atina’ya 582 km, Türkiye’ye ise 2.1 km uzaklıktaki Meis adasını ziyaret etti geçen hafta. 2 kilometre eni 5 kilometre de boyu olan 10 km2’lik minik adada üç gün geçirdi. Geziyi, Yunanistan seçimlerine indirgememek gerek.
Çünkü adanın Yunanistan’a devrinin 83. yıl kutlamalarındaki konuşması bir tür gözdağı. “Kimseyi tehdit etmiyoruz. Kimseden de tehdit ve öneri beklemiyoruz.
Egemenlik haklarımızı savunuruz” diyen Yunan başbakan, Atina basınının iddiasına göre Ankara’nın ilan ettiği deniz parkı alanlarına gönderme yaptı. Peki, neye güvenerek? Elbette arkasında İsrail’in üst aklı var.
Asıl amaç, Rodos ve Midilli’ye konuşlandırılacak füze bataryaları ile Kütahya, Balıkesir ve İzmir’deki savaş uçaklarını daha kalkarken izlemek. İsrailGüney Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki gaz ticaret hattında sorun yaşamamak! O yüzden, Türkiye Ege’de hiç olmadığı kadar dikkatli davranmalı.
Bu bağlamda İHA’lar ve denizaltıların Miçotakis’in ziyareti sırasında Adalar Denizi civarında devriye atması önemli. Daha önemlisi Türkiye’nin aynı anda 40’a yakın savaş gemisini tezgâhlara koyması. Gemiler envantere girdiğinde Doğu Akdeniz ve Ege’de caydırıcı güç olur Ankara.
Elbette deniz kuvvetleri ile sınırlı değil ulusal savunma hamlesi. Şu sıralar iç siyaset çok gündemde olduğu için hava savunma sistemlerindeki adımlarlar görülmüyor. Oysa TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN ve BAYKAR’ın kamuya açık duyuruları takip edilse TSK envanterine giren Cenk adlı orta menzilli sesten hızlı balistik füzeyle, Gökdoğan, Bozdoğan, Gökhan, Siper, Hisar ve daha önemlisi İHA-SİHA için üretilen İHA 230 ve MAM grubu savaş unsurlarının önemi anlaşılır.
DİPNOT: Türk siyasetine damga vuran Kamer Genç ’in ölüm yıldönümüydü. Gömütü başında anıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, Aydın milletvekili Hüseyin Yıldız ve her partiden Tuncelililer unutmadı Genç’i çünkü oldukça sert muhalefet yapmasına karşın, politik nezaketi savunan bir isimdi, sevmeyeni de yoktu!