Artan yaşam pahalılığı, eriyen ücretler ve market raflarındaki zamlar market çalışanları ile vatandaşı karşı karşıya getirmeye başladı. Vatandaşın öfkesi ise fiyatları belirleyenlere değil karşısında gördüğü raf düzenleyene ya da kasada çalışan market ve mağaza emekçilerine yöneliyor. Çekilen cep telefonu görüntülerinin sosyal medyada paylaşılmasıyla birlikte işçilere karşı şiddet ve linç kültürünü yaygınlaştırma tehlikesi doğduğunu söyleyen Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Sosyal İş Mağaza ve Market İşçileri Komisyonu soruna dikkat çekmek için bir farkındalık kampanyası başlatmaya hazırlandıklarını açıkladı.
Market emekçisi ve komisyon üyesi Gülbin Demirel, “Fiyatı yüksek ya da etiketi yanlış bir ürün görüldüğünde, tarihi geçmiş bir ürüne denk gelindiğinde ya da kasa yoğun olduğunda hemen kameralar çıkıyor” diyor. Emekçilerin herhangi bir şikâyet karşısında açıklama yaptıklarında da kabalığa maruz kaldıklarını, kendilerini savunduklarında ise teşhir edildiklerini belirten Demirel, ürün fırlatma, yumurtaları mağazanın içinde kırmak, reyonları dağıtmak ve benzeri görüntülerin sosyal medyada “İşlerini yapmıyorlar, böyle çalışan mı olur” mesajlarıyla yaygınlaştırıldığını, bunun da işçilere karşı öfkeyi pekiştirdiğini söylüyor. Bir işçinin neden aynı anda kasaya, reyona, depoya ve temizliğe yetişmek zorunda bırakıldığını kimsenin sorgulamadığına dikkat çeken Demirel, temel sorunun ise müşteriden ziyade sermaye düzeni olduğunu vurguluyor ve şunları söylüyor: “İnsanların öfkeli olması şaşırtıcı değil.
Hayat pahalılığı artıyor, ücretler eriyor. Müşteri yüksek fiyattan şikâyet ediyor, market işçisi ise aldığı düşük ücretle aynı hayat pahalılığının altında ve uzun mesailerde eziliyor. Markette mağazada işçiyi hedef gösteren de yorucu bir masaiden çıkıp gelmiş oluyor.
Sermayenin yarattığı sömürü görünmezleşirken müşteri ile işçi karşı karşıya getiriliyor. Öfkelenmemiz gereken sistemin kendisidir.”