Şimdi Bizans’ın paslı kilidini kırdığımız Malazgirt’te sizlerle birlikteyiz.Malazgirt Zaferi’nin 955 yılı kutlu olsun. Sultan Alparslan’ı ve onun yiğitlerini yad ediyorum. Bu meydanı tıka basa dolduran siz kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.
Beyaz başörtülüleriyle burayı papatya bahçesine çeviren kardeşlerimize teşekkür ediyorum.Kardeşlik tablosu için tebrik ediyorum, Rabbim sizleri korusun. Rabbim siz gençlere en güzel hizmetleri yapmayı nasip etsin.Bugün aynı zamanda Anadolu'nun harim-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz'un 104. sene-i devriyesini idrak ediyoruz. Bu vesileyle Millî Mücadele'de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.Bu toprakları savunmak için can almış ve can vermiş bir milletimiz.
Bayrağımızın göklerde dalgalanması için kahraman bir milletiz. Söz konusu vatan olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. Bundan sonra bükülmez bilekle, çelikten yürekle bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.Malazgirt’in önemi kendisinin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır.
26 Ağustos 1017 Sultan Alpaslan Cuma namazını eda etti ve askeriyle Allah’a dua etti ve ordusuna dönüp “Düşmanın üzerine atılmak istiyorum, galip gelmek istiyorum ne ala aksi takdirde şehit olup cennete gideceğiz. Bugün sizlerden biriyim, sizlerle kılıç sallayacağım. Gelmek isteyenler gelsin.” dedi.
Savaşın sonunda ordusuyla birlikte tarihe geçen görkemli bir destan yazdı. Sadece Anadolu’nun kapısını açmadı. Kudüs’ün İstanbul’un yolunu da açtı.
Aynı zamanda gönüllere giden yolları da açtı. Ata yurdumuza giden yoları açtı.Ayrıntılar geliyor...