Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Narin Güran cinayetini konu alan “Şeytantepe” belgeseline ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu’na (MASAK) yazı yazarak 31 kişinin tüm finansal hareketlerinin incelenmesini istedi.
Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre soruşturma Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’nın şikâyeti üzerine başlatıldı. Başsavcılık, Narin Güran yargılamasına ilişkin “dezenformasyon faaliyetleri” yürütüldüğünün değerlendirildiğini belirterek soruşturmayı “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması kapsamında sürdürüyor.
MASAK’tan 31 kişinin mali hareketlerinin yanı sıra şüpheliler arasındaki bağlantıların ve “dezenformasyon faaliyetlerinin finansal boyutunun” araştırılması istendi. Savcılık, yeni delillere göre soruşturmanın ve hakkında işlem yapılacak kişi sayısının artabileceğini bildirdi.
Jandarmanın şikâyeti: Yargı ve kolluk hedef alındı
Soruşturma 26 Ağustos’ta Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı ile Jandarma Suç Araştırma Timi’nin (JASAT) başvurusu üzerine açıldı.
Şikâyette “Şeytantepe”nin Narin Güran soruşturması ve kovuşturmasını “itibarsızlaştırmaya yönelik olduğu”, kesinleşmiş yargı kararını, soruşturmada görev alan jandarma personelini ve adli makamları hedef aldığı ileri sürüldü. İlk açıklamada, belgeselin çekim, yapım ve finansman sürecinde rol alan kişiler ile aralarındaki para hareketlerinin inceleneceği belirtilmişti.
Savcılık ve Bakanlık bugüne kadar herhangi bir yasa dışı finansörün, örgütsel bağlantının ya da belirli bir para transferinin tespit edildiğini açıklamadı.
“Şeytantepe” neyi tartışmaya açtı?
140journos’un 11 Nisan 2026’da yayımladığı ve ağustos sonuna kadar yaklaşık 2,6 milyon kez izlenen “Şeytantepe”, Narin Güran cinayeti soruşturması ve yargılama sürecini ele alıyor.
Belgeselde gazeteci İsmail Saymaz, Serbestiyet editörü Onur Erkan, adli bilişim uzmanı Tuncay Beşikçi, Narin’in babası Arif Güran ve bazı akrabaları ile sanık avukatları konuştu. Yapımda, kolluk ve medyanın erken aşamada Güran ailesini suçlu gösteren bir anlatıya yöneldiği; daraltılmış baz analizleri, kamera kayıtları ve Nevzat Bahtiyar’ın değişen ifadelerinin gerektiği ölçüde sorgulanmadığı savunuldu.
Onur Erkan belgeselde, Nevzat Bahtiyar tespit edildiğinde soruşturmanın “sıfırdan başlaması gerektiğini”, ancak jandarmanın geri dönemeyeceği bir çizgiye girdiğini ileri sürdü.
Bu iddialar mahkeme kararlarının resmî gerekçeleriyle örtüşmüyor. Yargı makamları mahkûmiyetleri yalnızca baz verilerine değil, HTS, kamera kayıtları, kriminal incelemeler, adli tıp bulguları ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesine de dayandırdı.
Çandar TBMM’de “Türkiye’nin Dreyfus davası” dedi
Belgeselin yayımlanmasından yaklaşık bir ay sonra, 7 Mayıs’ta, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar Narin Güran dosyasını TBMM Genel Kurulu’na taşıdı.
Çandar davayı “Türkiye’nin Dreyfus davası” diye niteledi; anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve amca Salim Güran’ın mahkûm edilmesini “hukuk cinayeti” olarak değerlendirdi ve Narin’in bedenine temasının kanıtlandığını söylediği Nevzat Bahtiyar’ın yedi kez değiştirdiği ifadesiyle aile üyelerinin cezalandırıldığını savundu. Ayrıca Güran ailesinin kendisine ulaştığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenmesini istediğini anlattı.
Demirtaş: “Ağırlaştırılmış müebbet kararları hukuk faciasıdır”
Tartışmaya daha sonra eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da katıldı.
Demirtaş, 30 Temmuz’da Adalet Bakanlığı’nın özel izniyle Edirne Cezaevi’nde Narin’in babası Arif Güran ile görüştü; ertesi gün yaptığı açıklamada görüşmeden önce dava dosyasını “hukukçu gözüyle” incelediğini söyledi.
Demirtaş, dosyadaki delillere göre “suçu somut delillerle ispatlanabilmiş tek ismin Nevzat Bahtiyar olduğunu” savundu; Yüksel Güran, Enes Güran ve Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını ise“tam bir hukuk faciası” olarak niteledi. Kamuoyu baskısının mahkemenin karar sürecini gölgelediğini ileri süren Demirtaş, Adalet Bakanlığı’ndan dosyayı inceleyerek kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay’a başvurulmasını istedi.
Arif Güran daha sonra Demirtaş’ın kendisine “Bundan sonra Narin Güran dosyasının sahibi benim,” dediğini aktardı.
“Şeytantepe”nin yayımlanmasından MASAK incelemesine uzanan süreç dört buçuk ay içinde gelişti:
11 Nisan’da belgesel yayımlandı; 7 Mayıs’ta Cengiz Çandar dosyayı TBMM gündemine taşıdı; 30-31 Temmuz’da Selahattin Demirtaş, Arif Güran’la görüştü ve mahkûmiyet kararlarını eleştirdi; 26 Ağustos’ta jandarmanın şikâyeti üzerine belgesel hakkında soruşturma açıldı; 28 Ağustos’ta ise savcılık, MASAK’tan 31 kişinin tüm finansal hareketlerinin incelenmesini istedi.
Henüz Başsavcılığın belgeseldeki iddialarla mali hareketler arasında nasıl bir bağlantı kurduğu ve 31 kişilik listenin kimlerden oluştuğu konusunda kamuya açık bir bilgi paylaşılmadı.
(AEK)