25 Ağustos 2026’da SDG’nin feshedildiğini açıklayana kadar yaklaşık 11 yıl boyunca Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı olarak görev yaptı.
Fesihten birkaç gün önce Erbil merkezli Rudaw televizyonuna verdiği röportajda, Suriye’de savaşın ilk yıllarında sivil siyasi faaliyet yürüttüğünü, 2013’te askerî üniforma giydiğini anlatarak artık “onu çıkarma vaktinin” geldiğini söyledi. Yine kendi anlatımına göre, yeni dönemde Kürt siyasi güçlerini bir araya getirecek bir siyasi yapı üzerinde çalışmayı hedefliyor.
2026 boyunca Şam yönetimiyle SDG’nin Suriye devletine entegrasyonuna ilişkin görüşmelerin başlıca muhataplarından biri oldu. Ocak ayında Suriye geçiş hükümetine bağlı güçlerle SDG arasındaki çatışmaların yeniden yoğunlaşmasının ardından “ateşkes ve entegrasyon anlaşması”nı kabul etti. Rakka ve Deyrizor’dan çekilme kararını “kan dökülmesini durdurmak” amacıyla aldıklarını söyledi. Ay sonunda varılan yeni mutabakatla SDG’ye bağlı güçlerin belirli askerî birlikler halinde Suriye ordusuna katılmasının önü açıldı.
Rudaw’a verdiği röportajda, 10 Mart 2025’te Şam’la imzaladıkları anlaşmanın uygulanması için yeterince çaba göstermemesini kendi açısından “en büyük hata” olarak değerlendirdi. Birkaç gün sonra entegrasyonun tamamlandığını, 25 Ağustos’ta ise SDG’nin bağımsız bir askerî yapı olarak faaliyetinin sona erdiğini duyurdu.
SDG ile Şam anlaştı: Üç tugaydan oluşan askeri tümen kurulacak
Şam’la yürüttüğü müzakerelerde başlangıçta, SDG’nin tamamen dağıtılarak mensuplarının orduya tek tek katılması yerine, örgütlü askerî birlikler halinde Savunma Bakanlığı bünyesine alınmasını savundu. Siyasi düzlemde ise Suriye’nin bütünlüğünü koruyan ancak yerel yönetimlere daha geniş yetkiler tanıyan ademimerkeziyetçi, laik ve sivil bir yönetim modelinden yana olduğunu söyledi. Bağımsız bir Kürt devleti ya da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi benzeri özerk bir yapı talep etmediklerini de vurguladı.
Bu yaklaşımın çerçevesi, 10 Mart 2025’te Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile imzaladığı sekiz maddelik anlaşmayla somutlaştı. Anlaşmayla Kürtlerin vatandaşlık ve anayasal haklarının güvence altına alınması ile SDG’ye bağlı askerî ve sivil yapıların devlet kurumlarına entegrasyonu konusunda uzlaşıldı. Sürecin 2025 sonuna kadar tamamlanması hedeflense de görüşmeler ertesi yıla sarktı.
Suriye Demokratik Güçleri ve Şam yönetimi arasında anlaşmaya varıldı
Beşar Esad yönetiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesini “tarihî” bir gelişme olarak nitelendirdi; yeni dönemi demokrasi, adalet ve bütün Suriyelilerin haklarının güvence altına alınacağı bir sistem kurulması için fırsat olarak gördüğünü söyledi. İlk günlerden itibaren yeni yönetimle diyalog arayışına girdi ve SDG’nin yeni Suriye ordusuna katılmasına prensipte açık olduğunu, ancak bunun biçiminin müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.
Abdi: Demokrasi temelinde yeni bir Suriye’nin inşa edilmesi için önemli bir fırsat
Mayıs 2026’da Süleymaniye merkezli Channel8’e verdiği söyleşide, Esad yönetiminin devrilmesine giden günlerde yeni yönetimin önde gelen isimlerinden Esad Hasan eş-Şeybani ile Halep’te güvenliğin korunması konusunda temas kurduklarını anlattı. Kendi anlatımına göre Ahmed eş-Şara daha sonra kendisine birlikte çalışmayı ve bir bakanlık görevi üstlenmesini önerdi, ancak önceliğinin Kürt siyasi güçleri arasında birlik sağlamak olduğunu belirterek bu teklifi kabul etmedi.
Mazlum Abdi: "Biz Suriye’de başat bir gücüz. Türkiye bunu artık görmeli"
2015’te Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) omurgasını oluşturduğu, Arap, Süryani, Ermeni ve Türkmen silahlı grupların da katıldığı SDG’nin Genel Komutanlığı görevini üstlendi. ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun IŞİD’e karşı yürüttüğü harekâtta SDG’nin başındaki askerî isim olarak giderek daha fazla öne çıktı. SDG’nin IŞİD kontrolündeki geniş bölgeleri ele geçirmesi ve Mart 2019’da örgütün Suriye’deki son toprak hâkimiyetinin Bağuz’da sona ermesiyle uluslararası kamuoyundaki görünürlüğü arttı.
ABD ile kurulan askerî ilişkinin temelinde ise 2014-2015 Kobanî savaşı vardı. IŞİD’in Kobanî’yi kuşattığı sırada YPG’nin önde gelen askerî isimlerinden biriydi ve ABD öncülüğündeki koalisyonla kurulan temaslarda rol aldı. Channel8’e verdiği söyleşide, koalisyonla ilk temasların Süleymaniye üzerinden kurulduğunu, ABD desteğinin Kürt güçlerinin direnişinin ardından genişlediğini anlattı.
ABD merkezli The New Yorker’a 2020’de anlattığı bir olay, Kobanî savaşının kişisel boyutunu da ortaya koyuyor. IŞİD’in çocukluğunun geçtiği mahalleye kadar ilerlediğini ve kendi evini birkaç kez ele geçirdiğini; son kez ele geçirildiğinde ise evin koordinatlarını ABD güçlerine vererek hava saldırısıyla vurulmasını istediğini anlattı. Kobanî’deki savaşın ardından ABD ile kurulan işbirliği, daha sonra SDG ile uluslararası koalisyon arasındaki ortaklığa dönüştü.
Suriye’deki ayaklanmanın başlamasının ardından yeniden ülkeye döndü. Rudaw’a verdiği röportajda, 2011 ve 2012’de ağırlıklı olarak sivil ve siyasi faaliyet yürüttüğünü, çatışmaların yayılmasıyla 2013’te askerî görev üstlenmeye başladığını anlattı. Savaşın ilerleyen yıllarında YPG içinde öne çıkan askerî isimlerden biri hâline geldi. “Mazlum Kobanî” ve daha önce kullandığı “Şahin Cilo” adlarıyla da tanındı.
Bundan önce uzun yıllar PKK bünyesinde faaliyet yürüttü. 2019’da The New Yorker’a verdiği söyleşide bir dönem PKK saflarında görev yaptığını kendisi de doğruladı.
Channel8’e anlattığına göre, PKK’yi 1980’lerin başından itibaren destekledi ve partinin Suriye’de örgütlenmeye başladığı süreçte yer aldı. Abdullah Öcalan’la ilişkisinin yalnızca örgütsel olmadığını, ailelerinin de birbirini tanıdığını söyledi. Öcalan’ın Suriye’de bulunduğu dönemde bir süre Kobanî’deki aile evlerinde kaldığını da anlattı.
Daha sonraki yıllarda örgüt adına Avrupa ve Irak’ta faaliyet yürüttü.
Mazlum Abdi, “Ferhat Abdi Şahin” kod adıyla, Türkiye’nin “terör kapsamında arananlar” listesinde yer alıyor.
Halep’te öğrencilik ve ilk siyasi faaliyetleri
Siyasi faaliyetlerinin ise daha erken yaşlarda başladığını anlatıyor. Channel8’e verdiği söyleşide, siyasi mücadelesinin Halep’teki lise yıllarında başladığını, üniversite döneminde Kürt meselesine ilişkin faaliyetleri nedeniyle dönemin Suriye yönetimi tarafından dört kez gözaltına alındığını söyledi. Bu gözaltılar nedeniyle üniversite öğrenimini tamamlayamadığını ve sonunda Suriye’den ayrılmak zorunda kaldığını belirtti.
Halep Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği eğitimi gördü. Rudaw’a verdiği röportajda da eğitimini sürdürebilseydi mühendis olacağını belirterek üniversiteyi tamamlamadığını kendi anlatımıyla teyit etti. Aynı söyleşide, Halep Üniversitesi yıllarının örgütlü siyasi faaliyetleri açısından önemli bir dönem olduğunu söyledi.
Çocukluğuna ilişkin anlattığı anılar da Kürt kimliği etrafındaki siyasi faaliyetlerinin daha erken bir döneme uzandığını gösteriyor. Rudaw’a, ortaokula geçtiği dönemde bir arkadaşıyla birlikte Kobanî’deki okul tabelalarını bir gecede Kürtçeleştirdiklerini, olayın ardından Suriye istihbaratının devreye girdiğini ve bazı kişilerin gözaltına alındığını anlattı.
1967’de Kobanî yakınlarındaki Helinc (Halanj) köyünde Kürt bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Dr. Halil Abdi, Kobanî’nin ilk doktorları arasındaydı ve Kürt siyasetiyle de ilgileniyordu. Annesi Xezne Hec Hisên’di. Üç kız ve beş erkek olmak üzere sekiz çocuklu bir ailede büyüdü. Annesi 2021’de, 87 yaşındayken Kobanî’de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti ve Helinc köyünde toprağa verildi.
Kaynaklar: AP, Channel8, The New Yorker, Rudaw, Wikipedia.