Türkiye’deki Müslümanlar Suudi Arabistan’ın Mekke kentine genelde hac ziyaretine giderler. Ancak 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan “Mekke Ortak Savunma Antlaşması” ile Türk askerleri Mekke’ye veya Pakistan’ın İslamabad kentine savaşmak için de gitmek zorunda kalabilirler! Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan bu antlaşmaya göre, bu üç ülkeden birisine yapılmış bir saldırı herkese yapılmış sayılacak ve bu üç ülke birbirlerini savunacaklar!
Böylece, Türkiye NATO üyesi ülkeleri için verdiği bir güvenceyi, Suudi Arabistan’a ve Pakistan’a da vermiş oldu; Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan arasında “Sünnici” ve ABD’ci bir ittifak kuruldu! Ayrıca Türkiye NATO üyesi olduğu için, Türkiye üzerinden NATO da bu ittifakın parçası oldu! *** Suudi Arabistan ve Pakistan ABD’nin çok yakın müttefikleridir. Suudi Arabistan ABD’ye petrol satar ve ABD’den silah satın alır.
Petrol ithalatında ve silah ihracatında Suudi Arabistan ABD’nin en büyük ticari ortaklarından birisidir. Bu ticari ortaklık askeri ve stratejik açıdan da desteklenmiştir. Bu bağlamda ABD’nin Suudi Arabistan’da birçok askeri üssü bulunmaktadır.
Pakistan da ABD’nin en büyük ticari ve stratejik ortaklarından birisidir. Silah ihracatında Pakistan ABD’nin en büyük ortaklarından birisidir. ABD Suudi Arabistan’a sattığı gibi Pakistan’a da büyük oranlarda silah satar.
Pakistan aynı zamanda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin Afganistan’a asker yolladığı yıllarda, ABD’ye en büyük desteği veren ülkedir. SSCB’ye karşı “gerilla savaşı” veren köktendinci teröristler bu dönemde Pakistan’da yetiştirilmiştir ve lojistik destek sağlamıştır. El-Kaide ve Taliban gibi terör örgütleri ABD-Pakistan ortak yapımıdır.
Pakistan’ın bugünkü başbakanı Şehbaz Şerif, ABD Devlet Başkanı Donald Trump ’ın hayranlarından birisidir. Şerif Mısır’da gerçekleşen “Gazze Barış Zirvesi” nde protokol kurallarına aykırı biçimde kendisini öne atarak Trump’a övgüler yağdıran liderdi! Mekke’deki antlaşmayla Türkiye sadece ABD’nin yörüngesine daha fazla girmiş olmadı, İsrail ile de aynı kulvara düştü!
Çünkü Suudi Arabistan, ortak düşmanları olan İran’a karşı, İsrail ile de yakın ilişkiler içine giren ülkelerden birisidir. *** Suudi Arabistan ve İran defalarca bir savaşın eşiğinden dönmüşlerdir. Bu iki ülke Ortadoğu’da egemenlik kurmak amacıyla onlarca yıldır rekabet içindedir. İran’daki nüfusun çoğunluğunun Şii olması, Suudi Arabistan’daki nüfusun çoğunluğunun Sünni olması, yani mezhepsel ayrılık da bu rekabeti körüklemiştir.
Hatta Suudi Arabistan, Yemen üzerinden, İran ile dolaylı olarak savaşmıştır. ABD’nin ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla da İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerginlik en üst noktaya ulaşmıştır. Pakistan ise dünyanın en büyük nüfusuna ve dünyanın en büyük ekonomilerinden birisine sahip olan ve aynı zamanda bir nükleer güç olan Hindistan ile defalarca savaşmıştır.
Hindistan’ın Pakistan’a saldırması, İran’ın da Suudi Arabistan’a saldırması durumunda, Türkiye, Hindistan ve İran ile savaşa girmiş olacaktır! Suudi Arabistan Türkiye’nin komşusu değildir, ancak İran Türkiye’nin komşusudur; Pakistan da Türkiye’nin komşusu olmadığı gibi, Hindistan bağımsızlığına kavuştuğundan beri Türkiye ile yakın ve iyi ilişkiler içinde olmuştur. Hindistan’da nüfusun büyük çoğunluğu Müslüman değildir, İran’da da nüfusun büyük çoğunluğu Sünni değildir.
Başka bir deyişle, ABD’nin yörüngesine daha fazla girilmekle kalınmamış, ABD destekli dinci ve mezhepçi bir ittifak da kurulmuştur. Bu antlaşmayla Türkiye, AKP iktidarı yüzünden, Hindistan’ı ve İran’ı karşısına almıştır, tarafsızlık ve “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesini yerle bir etmiştir! Böylece AKP’nin 25 yıldır ABD’ye verdiği hizmetlere bir tanesi daha eklenmiştir!