sondakika.com
Son Dakika

Miçotakis ne yapıyor?

Miçotakis eski bir fotoğrafı albümden çıkarıp önümüze koydu.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Miçotakis eski bir fotoğrafı albümden çıkarıp önümüze koydu. EGE’DE NELER OLUYOR? Bugün olanlar 1970’li yıllarda da yaşanmıştı.

Yunanistan’ın son zamanlarda Ege ve Doğu Akdeniz’de, birbiriyle bağlantılı önemli adımları var. Dedeağaç’a yerleştirilen ABD silahları ve askerleri, uluslararası anlaşmalarla askerden arındırılmış Ege adalarına götürüldü. Girit’teki ABD üssü takviye edildi.

Kerpe (Karpathos) Adası gibi Türkiye’ye yakın adalara füze sistemleri yerleştirildi. Yunanistan, GKRY ve İsrail ile ortak askeri tatbikatlar yapıyor. Ege adalarına İsrail’in Aşil Kalkanı savunma sistemlerinin yerleştirilmesi için İsrail ile anlaşma imzaladı.

Birbirini tamamlayan bu adımlar, Yunanistan’ın Ege’ye hatta Doğu Akdeniz’e sahip çıkma politikasının unsurlarıdır. Bu politika, Yunanistan’ın Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullara ait değerlendirmesine bağlı olarak bazen ön plana çıkar bazen arka plana atılır. EGE KITA SAHANLIĞI SORUNU 1970 Ege kıta sahanlığı sorunu Yunanistan’ın uluslararası hukuku kendi çıkarına yorumlayarak bütün Ege’ye sahip çıkma girişimi nedeniyle yaşandı.

Türkiye kararlı biçimde karşı çıktı. Yunanistan’ın, Ege adalarına harekât amacıyla kurulduğunu (1975) düşündüğü -ki yanlış değildi- Ege Ordusu caydırıcı oldu. Türkiye ile Yunanistan arasında Bern Mutabakatı (1976) imzalandı.

Bu mutabakatla Yunanistan ve Türkiye, Ege’de statükoyu değiştirecek adımlar atmamayı kararlaştırdılar. Yunanistan’ın Taşoz Adası’nın doğusunda petrol arama girişimi krize yol açtı (1987). Türkiye ve Yunanistan savaşın eşiğine geldi.

NATO, ABD ve Turgut Özal ’ın müdahalesiyle Yunanistan’ın geri adım atması sağlandı. Yunanistan, Bodrum’a çok yakın ve aidiyeti yani hangi devlete ait olduğu kararlaştırılmamış Kardak adalarına el koyma girişiminde bulundu (1995). Türkiye hemen müdahale etti ve Yunan kuvvetlerinin adadan çekilmesini sağladı.

ESKİ FOTOĞRAF Ege ve Doğu Akdeniz’de, ABD ve AB ülkelerinin desteğiyle attığı son adımlar Yunanistan’ın, koşulların uygun olduğunu düşündüğünü ve uluslararası anlaşmalarla üstlenmiş olduğu, Ege’de ismen sayılmış adaların askerden arındırılması yükümlülüğünden kurtulmaya çalıştığını gösteriyor. Yunanistan’ın bu adalar üzerindeki egemenliği, adaların askerden arındırılmış olması koşuluna bağlıdır. Yunanistan bu koşula uymazsa, adalar üzerindeki egemenliği tartışmalı olur.

Bu tartışma açıldığında, tartışmanın diğer tarafı Türkiye Cumhuriyeti’dir. EGE ADALARI KİMİN? Ege Denizi’nde üç binden fazla ada, adacık ve kayalık var.

Bunların pek azı ismen sayılmış ve yukarıda belirttiğim koşulla Yunanistan’a bırakılmıştır. Öteki adaların kime ait olduğu henüz anlaşmalarla belirlenmemiştir. Bu adaların Yunanistan’a ait olduğunu gösteren uluslararası bir belge de yoktur.

Yaklaşık 500 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan bu adaların neredeyse hiçbirisi, tarihte hiçbir zaman Yunan adası olmamıştır. Osmanlı bu adaların hemen tümünü Venedik’ten almıştır. Venedik öncesine, Luviler’e kadar giden tarihte de adalarda Yunanistan yoktur.

Yunanistan’ın yaptıkları; yüzündeki o, insana güven vermeyen ifade ile Miçotakis’in Meis’e gitmesi; Yunan Genelkurmay başkanının, Didim’in burnunun dibindeki adalarda gövde gösterisine kalkması tehlikeli davranışlardır. Bu gelişmeler ışığında, Ege Ordusu’nun kurulması ve Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan önce atılan adımlar gibi 51. Komando Tugayı’nın Söke’ye konuşlandırılması da doğru bir adımdır ve dikkatli okunması gereken ciddi bir diplomatik mesaj, bir uyarıdır.

Eğer Yunanistan bu mesajı doğru yorumlayıp uluslararası anlaşmaların hükümlerine uymazsa hangi Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olursa olsun, hangi koşullarda olursa olsun er veya geç duruma müdahale etmek zorunda kalacaktır. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği, varlığı ve geleceği tehlikeye girer. “İki üç adadan böyle bir tehlike doğar mı?” dememek gerek.

Doğar. Diplomasi dilinde “salam taktiği” diye bilinen yöntem unutulmamalıdır. SAVAŞ NE ZAMAN ÇIKAR?

Bir devlet haklarını ve çıkarlarını korumakta zaaf gösterirse, karşı taraf cesaretlenir ve her adımı daha ileri yeni bir adım izler. Sonunda öyle bir nokta gelir ki zaaf gösteren devlet karşılık vermek zorunda kalır. Savaşlar, atılan adımlara yeterli ve zamanında tepki verildiği zaman değil böyle yapılmadığında çıkar.

O nedenle de Yunanistan’ın attığı her adıma, orantılı ve eşzamanlı bir yanıt verilmek zorundadır. Ülke çıkarları ancak böyle korunabilir. Kendi saldırganlığını örtmek için “Türkiye saldırgan politika izliyor” diyenlere kulak asmamak lazım.

Çıkarlarını korumayan, koruyamayan devlet de olmaz, hükümet de.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü