12 Ağustos 2026 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan haberin başlığı idi: “Mikroplastik Sarmalı”. Hemen herkesin bildiği gibi plastik ürünler çevre kirliliğindeki en önemli etkenlerdendir ve canlı yaşamını tehdit etmektedir. Biz bu makalede plastiğin canlı yaşamı, özelde insan sağlığı üzerine etkilerini irdelemeye çalışacağız.
Gündelik yaşamda; poşet çaylardan buzdolabı poşetlerine, su şişesinden diş fırçasına, alışveriş poşetinden saklama kabına, kulaklıktan cep telefonuna, televizyondan bilgisayara, giysilerden arabalara kadar yaşamın her alanında kullanılan plastik yapay olarak üretilen bir polimer türüdür. Plastik üretiminde kullanılan ham maddeler; çoğunlukla ham petrolden, doğalgazdan ve selüloz gibi organik maddelerden elde edilir. İlk kez 1862 yılında İngiliz kimyacı Alexander Parkes, doğal bir polimer olan organik selülozu farklı maddelerle karıştırarak sert ama şekillendirilebilir “parkesin” adını verdiği plastiği icat etti.
Ancak yüksek maliyet nedeniyle ticari başarı kazanamaması üzerine yedi yıl sonra J. Wesley Hyatt, ilk kez bilardo toplarında kullanılan “selüloit” adlı malzemeyi üretti. Selüloit daha sonraları oyuncaklarda, bıçak saplarında, fotoğraf filmlerinde de kullanıldı.
Ancak kolayca yanması ve çabuk bozulması nedeniyle 1905’te yerini sentetik plastiklere bıraktı. Böylece mikroplastiklerin doğadaki çüzünmez ve zararlı yolculuğu başladı. Sentetik polimerlerden elde edilen ilk plastiği Belçikalı kimyager Leo Baekeland üretti.
Baekeland, bir dezenfektan olan fenol ile ilaçlarda ve kozmetik ürünlerde koruyucu olarak yararlanılan formaldehiti kullanarak bakaliti elde etti. Bu keşif sayesinde plastik ilk kez tamamen sentetik olarak üretilmiş oldu. Bakalit o dönemde plak, mobilya, takı ve radyo kasası gibi birçok malzemenin yapımında kullanıldı.
Günümüzde en yaygın kullanılan plastikler; polietilen (PE), polipropilen (PP), polistiren (PS), polietilen teraftalat (PET) ve polivinil klorürdür (PVC). Günlük yaşamda çok yaygın kullanılan su, süt, içecek, deterjan ve diğer sıvıların paketlenmesinde kullanılan plastik şişeler genellikle PE, PET ve PP’den üretilen sentetik plastik malzemelerdir. SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR Sentetik plastikler çok uzun ömürlüdür, doğada yok olmazlar yalnızca; ısı, mekanik travma ve kimyasalların etkisi ile çapları 5 mm’den küçük mikroplastiklere ve bunlarda parçalanarak çapı 1 mikrometreden küçük olan nanoplastiklere dönüşerek yaşamlarına devam ederler.
Suda, havada, hayvansal ve bitkisel besinlerin içinde yaygın olarak bulunan mikro ve nanoplastikler; insanlar tarafından ağız, deri ve solunum yolu ile alınarak başta beyin olmak üzere tüm organ ve sistemlere dağılıp, hücre ölümüne, hormonal bozukluklara, bağışıklık sistemi zayıflığına, kronik inflamasyona yol açarak uzun vadede; kanser, kalp-damar hastalıkları, alzheimer, üreme organları, karaciğer ve böbrek dahil birçok organda işlev bozukluğu ve hastalığa; hatta plasenta yolu ile bebeğe geçerek çocuklarda pek çok doğumsal anomali ve çocukluk dönemi hastalıklarına neden olabilmektedir. Dahası anne sütünde bile mikroplastik çıkması, tehlikenin boyutunu gözler önüne sermektedir. 65 KATINA ÇIKTI Deniz ve okyanuslara ulaşan mikroplastiklerin yüzde 16-35’inden sorumlu olan sentetik tekstilden kaynaklı mikroplastiklerin oranı, hızlı tüketim dünyasında ve “kullanat” mantığının yerleştiği günümüzde artarak devam etmektedir.
Avrupa Çevre Ajansı; tekstilin, çevreye mikroplastik salınımında dördüncü sırada olduğunu, Guardian gazetesi İngiltere’de yılda 100 bin ton spor giysisi ve malzemesinin çöpe gittiğini, dahası, Avrupa Komisyonu her yıl yaklaşık 40 bin ton sentetik elyafın çamaşır makineleri aracılığıyla doğaya karıştığının tahmin edildiğini bildirmektedir. İnsan sağlığını doğrudan tehdit eden mikroplastiklerin Akdeniz kıyılarının su yüzeyinde daha önce tespit edilen değerlerin 65 katına kadar çıkması, plastik atıkların çevre ve insan sağlığını tehdit etmelerinin boyutlarının da en az bu oranlarda artış göstereceğini işaret etmektedir. Kendi tüketimimizden kaynaklanan plastikler yetmiyormuş gibi Avrupa’dan plastik ithal edilerek ülkemizin plastik çöplüğüne dönüştürülmesi akıl almaz bir aymazlık, dahası kendi vatan toprağına düşmanlıktan başka bir şey değildir.
Yapılması gereken en kısa zamanda plastik atık ithalatının durdurulması, hızlı tüketim kültürü ve “kullan-at” alışkanlığından vazgeçilmesi, ülke içinde sentetik plastik kullanımı en aza indirilerek ya selüloz bazlı tamamen çözünebilir doğal kaynaklı plastik ya da en iyisi uzun süre kullanılabilecek pamuklu ve keten giysiler, cam şişe, geleneksel kese kâğıdı ve pazar filesine dönülmesidir. PROF. DR.