Yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının; yargı bağımsızlığının; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğünün; özgür ve serbest seçimlerin; laikliğin olmadığı bir ülkede, halkın, milletin egemen olması olanaksızdır. Monarşi, teokrasi, oligarşi, diktatörlük, faşizm gibi rejimler halk egemenliğine dayalı değildir, halkın haklarının gasp edildiği rejimlerdir. Cumhuriyet ve demokrasi ise halkın egemenliğine dayalı yönetim biçiminin adıdır.
Bu nedenle halkın egemenliğinin var olmadığı bir ülkede cumhuriyetin ve demokrasinin var olduğunu söylemek olanaksızdır. Türkiye’nin AKP iktidarında içine düştüğü durum budur. Ortada adına cumhuriyet ve demokrasi denebilecek bir rejim kalmamıştır. *** Oysa cumhuriyet, demokrasi ve halk egemenliği Türkiye Cumhuriyeti’nin hâlâ geçerli olan anayasasında güvence altına alınmıştır.
Anayasanın cumhuriyeti, demokrasiyi ve halkın egemenliğini güvence altına alan başlıca maddeleri şöyle özetlenebilir: 2. madde: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” 6. madde: “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti, egemenliğini, anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.” 7. madde: “Yasama yetkisi Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez.” 8. madde: “Yürütme yetkisi ve görevi, cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” 9. madde: “Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” 11. madde: “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar anayasaya aykırı olamaz.” 14. madde: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.” 24. madde: “Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.” 25. madde: “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.” 26. madde: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.
Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” 28. madde: “Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” 34. madde: “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” 138. madde: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” *** Anayasanın bu maddelerini ihlal ederek halkın egemenliğini ve özgür iradesini yok saymak, aynı zamanda halka, millete hakaret etmek anlamına gelir.
Millet bu hakaret karşısında onurunu korumak için mücadele vermelidir!