Ömer Gökhan Ulum’un ‘Acı ve Adanmışlık İçinde Sevmek: Müslüm Gürses’in Yaşamında Aşkın Psikobiyografik İncelemesi’ isimli makalesine konu oldu. Makale geçtiğimiz ay Journal of Social and Personal Relationships’te yayımlandı.ÇOCUKLUK TRAVMALARIÇalışma, Gürses’in çocukluk döneminde yaşadığı ağır travmaların, erken yaşta üstlendiği ebeveynleşme sürecinin ve annesinin öldürülmesiyle oluşan derin kaybın, yetişkinlik döneminde hem Muhterem Nur ile kurduğu 31 yıllık evlilikte hem de kamusal alanda üstlendiği “Müslüm Baba” kimliğinde nasıl onarıcı bir sevgi biçimine dönüştüğünü ortaya koydu. Araştırma; röportajlar, biyografik kaynaklar, 400 şarkı ve 25 medya arşiv belgesini içeren kapsamlı bir veri seti üzerinden yürütüldü.
Müslüm Gürses ile ilgili daha önce de akademik çalışma yapıldığını ancak psikobiyografi alanındaki bu çalışmanın ilk olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ulum, şunları söyledi:400 ŞARKISINA ANALİZ“Üniversitede dilbilim söylem analizi derslerini veriyorum.
Bu derslerde haber içeriklerini, metinleri ve şarkı sözlerini analiz ediyoruz. Şimdiye kadar bu derslerde Müslüm Gürses’in de 400 şarkısının söylem analizini yaptık. Bu çalışmalardan yola çıkarak Müslüm Gürses’in psikobiyografisini çıkararak bir makale hazırladım.
Müslüm Gürses’in hayatını sevgi ve ilişkisel bağlanma boyutunda inceledim. Çalışmaya göre Müslüm Gürses’in hayatındaki birincil nesne anne ve babası. İçsel nesnesi ise daha sonra yanında olmasa bile annesini öldüren babası.
Yani Müslüm Gürses, babasını içselleştirmiş. Psikolojide bir de ‘vekil nesne’ diye bir tabir var. Müslüm Gürses’in gençlik döneminde de vekil nesne eşi Muhterem Nur oluyor.
Yani babasının yerini alan kişi olarak düşünebiliriz. Toplumsal aidiyet noktasında da yine ‘baba’ figürü öne çıkıyor.” AŞKIN VE KİTLELERİN GÜCÜDo. Dr.
Ulum, şu analizi yapıyor: “Müslüm Gürses çocuklukta yaşadığı eksikliği, yoksunluğu yetişkinlik döneminde kitlelerin onu ‘baba’ olarak konumlandırmasıyla kapatıyor. Bu çocukluktaki birincil nesne kayıpları, yani anne ve babasının hayatında olmaması onun çocukluğunu şekillendiriyor. Muhterem Nur ile ilişkisi de onarıcı, yani tedavici bir görev görüyor.
Hem bu ilişkisi hem de toplumun sevgisi, onun iyileşmesine yardımcı oluyor. Şarkılarındaki söz seçimleri, içsel adanmışlığını ve arzularını yansıtıyor. Onun ‘Müslüm Baba’ olarak anılmasının bir nedeni de toplumu kucaklama işlevinden geliyor.
Çocuklukta başlayan travmalar, Muhterem Nur ile yaşadığı onarıcı aşk ve kitlelerde oluşturduğu ‘baba kimliği’ bu psikobiyografide öne çıkan başlıklardan oldu. Müslüm Gürses’in sevgiyi bireysel romantizmden çıkararak kolektif bir kapsama mekanizmasına dönüştürdüğünü gördük.”