sondakika.com
Son Dakika

Ne Düşündüğümüz Bedenimizi ve Sağlığımızı Etkiler mi?

“Ben zaten kilo veremem.”

Fotoğraf: Cumhuriyet

“Ben zaten kilo veremem.” “Bir dilim yedim, bugün tamamen bozuldu.” “Bedenimle hiç barışamayacağım.” “Ben iradesizim.” Bunlar yalnızca zihnimizden gelip geçen cümleler mi, yoksa bedenimiz üzerinde de bir karşılığı var mı?Zihin ve beden arasındaki ilişki uzun yıllar boyunca birbirinden ayrı iki alanmış gibi ele alındı. Oysa bugün biliyoruz ki düşündüklerimiz, hissettiklerimiz ve bedenimizde gerçekleşen fizyolojik süreçler birbirinden tamamen bağımsız değil. Elbette bu, “iyi düşünürsen iyileşirsin” ya da “hastalıklar olumsuz düşüncelerden kaynaklanır” demek değil.

Sağlık; genetikten çevresel koşullara, beslenmeden uykuya, ekonomik ve sosyal koşullardan hastalıklara kadar çok sayıda faktörün etkisi altında. Ancak zihinsel süreçlerimiz de bu büyük tablonun bir parçası. Bir bütün.

Bazen sadece bir kısmını görebiliyoruz. BEDENİMİZ DÜŞÜNCELERİMİZİ DİNLİYOR MU? Bir düşünün: Önemli bir toplantıya girmeden hemen önce henüz ortada gerçek bir tehlike yokken kalbiniz hızlanabilir, elleriniz terleyebilir, mideniz sıkışabilir.

Çünkü beynimizin bir durumu nasıl yorumladığı, bedenimizin o duruma nasıl yanıt vereceğini etkileyebilir. Özellikle sürekli tehdit, kaygı ve baskı hissiyle yaşamak stres yanıtının daha sık devreye girmesine neden olabilir. Stres hormonları kısa vadede son derece işlevseldir; bizi harekete hazırlarlar.

Ancak stres kronikleştiğinde uyku kalitesinden iştaha, yeme davranışlarından sindirim sistemine kadar sağlığın pek çok alanını dolaylı veya doğrudan etkileyebilir. Yani zihnimizde yaşananlar yalnızca “zihnimizde” kalmaz. KENDİMİZLE NASIL KONUŞTUĞUMUZ DA ÖNEMLİ Beslenme söz konusu olduğunda bunun çok tanıdık örneklerini görüyoruz.

“Tatlı yedim, diyeti bozdum.” Bu düşüncenin ardından bazen şu cümle gelir: “Madem bozuldu, bugün istediğimi yiyebilirim.” Bir yiyecek tercihi, zihnimizde bir anda başarısızlık hikâyesine dönüşebilir. Oysa aynı duruma, “Canım tatlı istedi ve yedim. Bir sonraki öğünümde normal düzenime devam edebilirim” diye yaklaşmak bambaşka bir davranışın kapısını açar.

Bu nedenle sağlıklı beslenme yalnızca tabağımıza ne koyduğumuzla ilgili değildir. Yiyeceklerle ve kendi bedenimizle kurduğumuz ilişki de bu sürecin önemli bir parçasıdır. BEDENİMİZE SÖYLEDİĞİMİZ SÖZLER Her sabah aynaya bakıp bedeninde yalnızca “düzeltilmesi gereken” yerleri gören biriyle, bedenini olduğu haliyle kabul ederken sağlığı için ona iyi bakmaya çalışan birinin günlük seçimleri aynı olmayabilir.Çünkü düşünceler davranışlarımızı şekillendirir.

“Nasıl olsa yapamıyorum” düşüncesi hareket etmekten vazgeçirmeye başlayabilir. “Ben iradesizim” düşüncesi her beslenme sapmasını kişisel bir kusur gibi hissettirebilir. “Bir kez bozdum, artık fark etmez” düşüncesi küçük bir tercihi bütün güne, hatta bütün haftaya yayabilir.

Buna karşılık daha gerçekçi ve şefkatli bir iç ses, mükemmel olmadan da devam edebilmemizi kolaylaştırabilir.Sağlık davranışlarında belki de en önemli becerilerden biri budur: Mükemmel olmak değil, kaldığımız yerden devam edebilmek. PEKİ SADECE DÜŞÜNEREK SAĞLIKLI OLABİLİR MİYİZ? Hayır.

Düşünceler tek başına hastalıkları tedavi etmez, metabolik sorunları ortadan kaldırmaz ve tıbbi tedavilerin yerini tutmaz. Böyle bir yaklaşım hem bilimsel değildir hem de sağlık sorunu yaşayan kişiye haksız bir sorumluluk yükler.Ama düşüncelerimiz; uyku düzenimizi, stresle baş etme biçimimizi, hareket edip etmememizi, yemekle kurduğumuz ilişkiyi, tedaviye uyumumuzu ve sağlığımız için yaptığımız günlük seçimleri etkileyebilir. Belki de bu nedenle sağlıklı yaşamı konuşurken yalnızca “Ne yemeliyim?” sorusunu sormak yeterli değildir.

Bazen şu soruları da sormamız gerekir: Kendimle nasıl konuşuyorum? Bedenime nasıl davranıyorum? Bir hata yaptığımda kendimi cezalandırıyor muyum, yoksa yoluma devam edebiliyor muyum?

Çünkü sağlık yalnızca bedenimize ne verdiğimizle değil, bedenimizle nasıl bir ilişki kurduğumuzla da ilgilidir. Belki bugün tabağımıza bakmadan önce zihnimizde tekrar tekrar söylediğimiz cümlelere bakabiliriz. Çünkü bazen değişimin ilk adımı, ne yediğimizi değiştirmekten önce kendimize anlattığımız hikâyeyi değiştirmektir.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü