İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm, olayın oluş mekanizmasına ilişkin değerlendirmesinde, görüntülerin bir depremden çok büyük bir kaya-buz kütlesinin hareketine işaret ettiğini belirtti.“Görüntülerden ve diğer kaynaklardan edindiğim izlenim, bir kaya-buz kütlesinin kayması sonucunda bir buzul vadisini ve içindeki malzemeyi kuru sıvılaşma etkisiyle bir kaya çığına dönüştürmüş olduğu.
Bu olay nedeniyle akarsu kısa bir süreyle setleniyor ve bir göllenme oluşuyor. Set gölünün yıkılmasıyla birlikte önce moloz akmasına, ardından sele dönüşüyor ve önüne çıkan her şeyi yıkıp götürüyor.” BİNLERCE FİT YÜKSEKLİKTEN KOPAN KÜTLE VADİYE GİRDİUydu görüntülerine göre büyük bir kaya kütlesi, üzerindeki buzla birlikte koparak aşağıya doğru hareket etti. Yaklaşık 50 dönümlük alanı kaplayan buz kütlesinin yaklaşık 4 bin fit yükseklikten vadi tabanına düşmesi, beraberinde kaya, toprak ve buz parçalarını da sürükledi.Washington Post’un Planet Labs tarafından elde edilen uydu görüntülerine ilişkin aktardığı değerlendirmeye göre, felaket öncesinde yüksek rakımdaki vadide yaklaşık 2 milyon metrekarelik bir buzul alanı bulunuyordu.
Çökme sonrasında bu alanın büyük bölümünün ortadan kaybolduğu ve vadinin buz ile çamurla kaplandığı görüldü.Dundee Üniversitesi’nden buzulbilimci Simon Cook’a göre, yüksek rakımda biriken büyük bir buz kütlesinin koparak vadi tabanına çarpması, buzun daha küçük parçalara ayrılmasına ve büyük miktarda su açığa çıkmasına neden olabiliyor. Yaklaşık 28 futbol sahası büyüklüğündeki kütlenin hareketi, dar vadi içerisinde hız kazanarak büyük bir kaya çığına dönüştü.Prof. Dr.
Tolga Görüm de olayın yalnızca bir buzul kopması olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek yıkıcı sürecin kaya kütlesinin buz ve suyla birlikte hareket edip giderek daha fazla malzeme toplamasıyla büyümüş olabileceğini belirtti:-- Tibet’te yaşanan, ‘kama kayması’ dediğimiz bir çeşit kaya kayması. Geniş bir dağın yok olduğu uydu görüntülerinden görülebiliyor. Bu dağın üzerinde de bir buz parçası var.
Yani üzerindeki buzla birlikte, Himalayaların Langtang Lirung Zirvesi’nden aşağı doğru kayan bir kaya parçası, Nepal’de eski bir buzul vadisi olan Lhende Khola Vadisi’ne giriyor.-- Bu kütle büyük bir vadinin içerisine girdiğinde, kendi ağırlığıyla birlikte serbest düşüşle düştüğü için ‘kuru sıvılaştırma etkisi’ yapıyor. Buzuldan eriyerek çıkan suların altında daha ince bir malzeme var. Bu kaya kütlesi onun üzerinde yüzerek hareket etmeye başlıyor.
Buna kaya çığı deniyor.HIZLI ERİME İHTİMALİ ARAŞTIRILIYORŞunun altını çizmekte fayda var: Felaketin kesin tetikleyicisi henüz netlik kazanmış değil. Ancak Washington Post’un aktardığı bilimsel değerlendirmelere göre, olaydan önceki uydu görüntülerinde bölgede kar örtüsü görülürken, çökme öncesinde bu karın hızla eridiği dikkat çekiyor. Bilim insanlarının üzerinde durduğu ihtimallerden biri, hızlı erime sonucu büyük miktarda suyun buzul çatlaklarından aşağı sızması.
Bu suyun buzulun altında birikerek zeminde kayganlaştırıcı bir tabaka oluşturması, buz kütlesinin dağ yamacından kopmasını kolaylaştırmış olabilir.Bir diğer ihtimal ise geri çekilen buzulların geride bıraktığı ve ‘ölü buz’ olarak tanımlanan buz kütleleri. Ana buzul küçüldükçe geride kalan bu parçaların zamanla çözülmesi, vadilerde ilave su ve malzeme kaynağı oluşturabiliyor. Dundee Üniversitesi’nden Simon Cook, olayın kesin nedeninin belirlenmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtirken, yükselen sıcaklıkların yüksek dağlık bölgelerde donmuş zemini zayıflatmasının heyelan ve çamur akıntısı riskini artırabileceğine dikkat çekti.
DOĞAL BARAJ YIKILDI, AKIŞ SAATTE 160 KİLOMETREYİ AŞTIÇığın hızla ilerleyen kalıntıları Lhende Khola Nehri’ne ulaştığında akışın önünü keserek doğal bir baraj oluşturdu. Barajın arkasında su, buz, kaya ve çamur birikmeye başladı. Artan basınçla doğal barajın yıkılması ise olayın ikinci büyük aşamasını tetikledi.
Dağ vadisinden aşağı doğru ilerleyen dev akış, önüne kattığı kaya, çakıl, buz, çamur ve ağaç gövdelerini saatte 160 kilometreyi aşan hızlarla sürükledi.Prof. Dr. Tolga Görüm, akışın ilerledikçe çevreden daha fazla malzeme toplamasının yıkıcılığı artırdığına dikkat çekti:“Bu kütle, 2021’de Kastamonu’da olduğu gibi yamaçları alttan kazıyarak sürekli içine malzeme alıyor.
Malzeme yoğunlaştıkça, vurduğu alandaki yıkıcılık artıyor. Oysa saf su geçse, yıkıcılığı bu kadar fazla olmaz. Burada ise hareket eden kütle sürekli yeni malzeme topladığı için akışın yoğunluğu ve taşıma kapasitesi artıyor.”30 DAKİKADA NEHİR 9 METRE YÜKSELDİÇökmeden yalnızca 13 dakika sonra, saat 08.50’de Rasuwa bölgesindeki Syabrubesi’de bulunan su seviyesi izleme istasyonu veri iletimini durdurdu.
Saat 09.05’te ise yetkililere Tibet’ten Bhotekoshi Nehri üzerinde büyük bir sel meydana geldiğine ilişkin bilgi ulaştı. Nehir seviyesi yaklaşık 30 dakika içerisinde 9 metreye kadar yükseldi. Buz, su, kaya ve çamurdan oluşan dev akış, dar vadiler boyunca ilerleyerek güzergâhı üzerindeki yapıları ve diğer unsurları sürükledi.Washington Post’un aktardığı değerlendirmelere göre, ilk çığdan yaklaşık 10 dakika sonra sel sularının önemli bir sınır geçiş noktasına ulaşması, bölgede etkili bir erken uyarı sistemi bulunsa bile insanların kaçmak için çok az zamana sahip olabileceğini ortaya koydu.‘BİRKAÇ DAKİKADA HER ŞEY YOK OLDU’New York Times’ın bölgeden aktardığı gözlemler ise felaketin sahadaki boyutunu ortaya koydu.
Selin ardından Nepal ile Tibet’i birbirine bağlayan ana ulaşım güzergâhının büyük bölümü sular altında kaldı. Evler, dükkânlar, okullar, tarlalar, yollar ve köprülerin önemli bölümü yıkılırken, bazı bölgelerde nehrin geride bıraktığı çamur izinin 200 metreden daha yüksek yamaçlara ulaştığı görüldü.New York Times’ın bölgedeki saha gözlemlerine göre, selin ardından bazı hidroelektrik tesislerinin bulunduğu alanlarda da ağır hasar meydana geldi. Elektrik ve telefon şebekelerinin devre dışı kalması nedeniyle kurtarma ekipleri iletişim için askerî telsizlere başvurmak zorunda kaldı.
Yine gazetenin aktardığına göre, Nepal Ordusu’nun Dhunche’deki arama-kurtarma üssü, felaketin ardından kurtarılan yüzlerce kişiyle doldu. Helikopterler yaklaşık 15 dakikalık aralıklarla bölgeye inip kalkarken, yaralılar ve kurtarılan kişiler daha güvenli bölgelere taşındı; kuru gıda ve diğer yardım malzemeleri de dağlık bölgelere ulaştırıldı. HAYATTA KALANLAR YAMAÇLARA KAÇARAK KURTULDUFelaketin hızının, insanların kaçması için ne kadar az zaman bıraktığı da bölgeden gelen anlatımlarla ortaya çıktı.
New York Times’ın görüştüğü hayatta kalanlardan 38 yaşındaki Bhushan Thakur, dev çamur duvarının kendisine doğru geldiğini görür görmez bulunduğu yerden kaçtığını anlattı. Thakur ve beraberindeki iki kişi, canlarını kurtarmak için yamaçlara doğru koştu. Bölgedeki bazı kişiler ise nehrin yükselen sularından kurtulmak için vadinin yamaçlarına onlarca metre tırmanarak hayatta kaldı.
Gazetenin aktardığı bir başka tanık, 45 yaşındaki Dawa Lama ise felaket sırasında eşini ve iki kızını kaybettiğini anlattı. Lama’nın yaşadığı Timure köyündeki ev, çamur ve su kütlesinin altında kaldı. Arama-kurtarma çalışmalarının ise günler boyunca devam etmesi bekleniyor.
Nepal Ordusu, ulaşılması güç vadilerde çalışmalarını helikopterler ve kara ekipleriyle sürdürüyor.‘OLAY DEPREMLE TETİKLENMİŞ DEĞİL’Bölgede kaydedilen sarsıntı, ilk aşamada olayın deprem tarafından tetiklenmiş olabileceği yorumlarına neden oldu. Ancak ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun değerlendirmesinde sismik hareketin buzul çökmesi ve moloz akıntısıyla bağlantılı olduğu belirtildi.Prof. Dr.
Tolga Görüm de mevcut verilerin tektonik bir deprem senaryosunu desteklemediğini belirtiyor:“Tibet’te yaşanan olay depremle tetiklenmiş değil. Bahsedilen 4,4’lük depremin birkaç tane artçısının gelmiş olması gerekirdi, oysa böyle bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla tektonik bir depremden bahsetmiyoruz.
Heyelan oluştuktan sonra yere uyguladığı basınç nedeniyle deprem gibi algılanan bir sinyal ortaya çıkıyor. Net durum bir-iki gün içinde daha açık şekilde ortaya çıkacaktır.”HİMALAYALAR’DA İLK DEĞİLHimalayalar ve Tibet Platosu, benzer buz ve kaya çökmesi olaylarının daha önce de yaşandığı bir bölge olarak öne çıkıyor. 2016’da Tibet’in batısındaki Aru Dağları’nda meydana gelen bir buzul kopması, büyük miktarda buzun dağ yamacından aşağı sürüklenmesine neden oldu.
Olayda dokuz çoban hayatını kaybetti.2018’de Tibet’teki Sedongpu Havzası’nda yaşanan iki buz çığı da Yarlung Tsangpo Nehri’ne büyük miktarda moloz taşıdı ve nehir üzerinde geçici bir göl oluşmasına yol açtı.Hindistan’ın Uttarakhand bölgesinde 2021 yılında yaşanan büyük kaya-buz kopması ve ardından meydana gelen sel de 200’den fazla kişinin ölümüne neden olmuştu. Avrupa’da da benzer tehlikeler son yıllarda daha görünür hale geldi. Geçen yıl İsviçre’nin Blatten köyü, Alpler’de meydana gelen büyük bir buzul çökmesinin ardından ağır hasar gördü.
BENZER BİR FELAKET TÜRKİYE’DE DE YAŞANDIHimalayalar’daki olayın Türkiye açısından da dikkat çekici bir karşılığı bulunuyor. Prof. Dr.
Tolga Görüm, 2 Temmuz 1840’ta Ağrı Dağı çevresinde meydana gelen ve uzun süre volkanik patlamayla ilişkilendirilen olayın aslında büyük bir kaya çığı ve ardından meydana gelen sel zinciriyle açıklanabileceğini belirtiyor.“Çok bilinmese de buna benzer bir olay Türkiye’de de yaşandı. 2 Temmuz 1840’ta Ağrı Dağı’nda yaklaşık 1300 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan bir kaya çığı olayı var. Bu olayın volkanik patlama olduğu söyleniyor ancak aslında böyle değil.
Olay sırasında bir göllenme oluşuyor ve yaklaşık yedi gün sonra bu gölün yıkılmasıyla oluşan selde, aşağıdaki bir Osmanlı köyünde 400 kişi daha yaşamını yitiriyor.”TÜRKİYE’DE YÜKSEK RİSKLİ BÖLGELER NERELER?“Türkiye’de bu gibi olaylar için en riskli alanları biliyoruz” diyen Prof. Dr. Tolga Görüm şöyle devam etti:Erzurum civarı, Artvin, ikisinin arasındaki Tortum, riskli bölgeler.
Kars’ın Kağızman ilçesinde bir deniz gölü var. Burası eski bir volkanik alan, fakat patlama sırasında oluşan bir heyelanın gövdesine yerleşmiş büyük bir göl sistemi var. Altında da Denizgölü köyü var.
Buralarda bir hareket olduğunu biliyoruz. Hakkari’de küçük yerleşimlerin olduğu birçok alanda, özellikle üstlerde buzul göllerinin bulunduğu yerlerde, riskli alanlar var.”Alıntı Metni