Şimdi dünya sinemalarında bir fırtına var: Homeros kahramanı Odysseus! Azra Erhat ve A. Kadir’in çevirisiyle 1970’te Sander Kitabevi’nce ilk kez yayımlanan Homeros’un destanını layıkıyla baştan sona okuyanı azdır ama Christopher Nolan’ın sükse yapan epik filminden sonra, telif hakkı Hak getire olduğu için eseri matbaaya gönderen merdiven altı yayınevlerinin sayısı da artış gösterdi.
Kanada’da bu işler biraz zor, destan “public domain” (kamu malı) olduğundan serbestçe basılabilir ancak çevirmene göre durum değişir. En güvenilir olan R. Lattimore’un çevirisi, 1996’dan beri Kanadalı okurun elindedir Nolan’ın peplum tarzı 250 milyon dolarlık filmi dünya genelinde 2 milyar dolar hasılat topladı.
Liverpool’dan 40 yıl evvel buraya göç etmiş İngiliz komşum Mr. Harold, “füvv” diye ıslık öttürüp “Büyük kâr, 1’e 8 kazanç!” deyip ekliyor, “Trump bu kazancı evvelden görseydi iki tane gökdelen satıp bu işe girerdi!” Gülüşüyoruz. Kanada sinema sektörü yapım, su altı özel efektler, figüran ve set desteği sağlayarak bu filme yatırım yaptı, fakat ne de olsa başarı halen dünya sinemasının hegemonyasını elinde tutan Hollywood’a ait, yiğidi öldür ama hakkını yeme!
Kanada’nın Odysseus ile bağlantısı bu kadar değil. İngiliz Kolombiyası (BC) eyaletindeki 3 bin metrelik bir dağa Homeros kahramanının Latince adı Ulysses 1960’ta verilmişti. Üniversitelerin pek çoğunda, bunların en başında Toronto Üniversitesi’nde, doğrudan Odysseus’u anlatan filoloji, tarih-mitoloji dersleri veriliyor.
Zira insanlığın ortak destanı. Kanada’nın eski genel valilerinden birisi olan, mitoloji meraklısı Georges Vanier biraz cüretkâr ve tabii haksızca bir makale yazmıştı 1950’lerde; o vakit 19. genel vali idi. Aşil ve Odysseus’tan ortaçağ şövalyelerine uzanan kahramanlık hikâyeleri anlatarak oradan da 1.
Dünya Savaşı’nda Gelibolu’ya gönderilmiş New Foundland ve Labrador eyaleti askerlerini birer Odysseus ilan etmişti. Daha önemlisi var! Nova Scotia eyaletindeki Bedford Oşinografi Enstitüsü’nde uzun yıllar çalışıp Atlas Okyanusu’nu dalga dalga, sıkı fıkı ölçüp tanıyan bilim insanı George Fowler’in teorisi şaşırtıcıdır.
Teoriyi akademik tebliğ olarak konferans ve bilim çevrelerine göndermişti. Okyanusun akıntılar, gelgitler ve rüzgârlarını hesaplayarak Odysseus’un aslında Akdeniz’den çıkıp Kanada’nın şimdiki Fundy Körfezi’ne kadar geldiğini iddia eder. İngiltere adına 1497’de Kanada kıyılarını keşfe çıkan İtalyan John Cabot’un yolculuğunun 500. yılında bu teoriyi, denizcinin izlediği akıntıları gördükten sonra bilim dünyasına sunar.
Fowler, teorisine Homeros’tan satırlar da ekleyince hani inanacağınız geliyor. Kim bilir, belki doğrudur; Odysseus bu, yapar mı yapar, onun yaramazlıklarının haddi hesabı yoktur. Zaten biraz da biz bu yüzden onu severiz ama Truva’ya verdiği zarar için kızarız.
Kanada’nın Odysseus adını taşıyan savaş gemisi yok ama Amerika ve İngiltere’nin var: İngiliz donanmasında HMS Ulysses, ABD’de USS Ulysses. Gemi adı yok ama Kanada Ordusu 2011’deki Libya’ya müdahale sırasında adı Odysseus olan operasyona tam destek vererek katılmıştı, “Operation Odyssey Dawn” (Odysseia Destanı Operasyonu) adlı harekâta katılan askerlere Odysseus kahramanlık ödülü verildi. İzmirli hemşehrimiz Homeros’un, “Gılgamış” destanından sonraki en büyük insanlık hikâyesi olan “İlyada”sı ve Odysseus’u bitip tükenmez; çağlar geçecek, daha nice filmleri yapılacak.
Türkçedeki deyişi kullanıp “Bu pirinç daha çok su kaldırır” dedim Mr. Harold’a; evvela anlamadı, dediğime de pişman oldum, zaten İngilizce söylemesi de zordu. “This rice can take a lot more water” demiştim, komik çeviri oldu; ben de güldüm.