sondakika.com
Son Dakika

Özel bir ışık tutunca ortaya çıkan yaratık ezber bozdu

Yıllarca sıradan bir taş sanılarak laboratuvarda bir kenara atılmıştı! 324 milyon yıllık o kayanın altından çıkan gerçek...

Fotoğraf: Sözcü

Basit bir kabuklu larvasını andırıyordu ancak içinde, böceklerin sudan karaya geçişine ışık tutabilecek benzersiz bir hikâye saklıydı. Teksas'ta bulunan yaklaşık 324 milyon yıllık fosil, altı bacağı ve kürek benzeri karın uzantılarıyla, böceklerin karasal yaşama geçişinin sanılandan çok daha kademeli gerçekleştiğini gösteriyor.

Yıllardır Batı Teksas'taki kayalıklar arasında bulunan bu fosilin hangi canlıya ait olduğu tam olarak anlaşılamadı. İlk incelemelerde, uzantılarla kaplı ince ve iğne biçimli gövdesi nedeniyle bir kabuklu hayvanın larvası olduğu düşünüldü. Ancak yeni bir analiz, fosilin çok daha sıra dışı bir canlıya ait olduğunu ortaya çıkardı.

Çapraz polarize ışık kullanılarak yapılan incelemede, kayanın içinde daha önce fark edilmeyen anatomik ayrıntılar ortaya çıkarıldı. Fosilde üç çift, yani toplam altı adet yürüme bacağı, yumurta bırakmaya yarayan bir üreme organı ve karın bölgesinin sonunda uzanan uzun bir filament tespit edildi.

Bu bulgular, canlının bir kabuklu larvası olmadığını gösteriyordu. Araştırmacılara göre fosil, şimdiye kadar bilinmeyen ilkel bir böcek türünün yetişkin dişisine aitti. Canlıya Chosha praecursor adı verildi.

324 milyon yıllık fosil, böceklerin geçmişine ışık tuttu

Chosha'nın vücudu üç santimetreden biraz daha uzundu. İki kuyruk uzantısı ve ortadaki uzun filament de hesaba katıldığında toplam uzunluğu yaklaşık beş santimetreye ulaşıyordu.

Göğüs bölgesinde üç çift bacak bulunması, onun böceklerle olan yakın ilişkisini ortaya koyan en önemli özelliklerden biriydi. Ancak asıl şaşırtıcı ayrıntılar karnında saklıydı.

Chosha'nın karnındaki ilk dokuz segment, eklemli uzantılarını hâlâ koruyordu. Özellikle arka bölümlerdeki uzantılar geniş ve yassıydı. Araştırmacılar, bu yapıların küçük kürekler gibi çalışarak canlının suda hareket etmesine yardımcı olmuş olabileceğini düşünüyor.

Bugün yaşayan hiçbir yetişkin böcekte bu iki özellik aynı anda görülmüyor: Bir yanda karada yürümeye uygun altı bacak, diğer yanda yüzmeye yardımcı olan karın uzantıları.

Bu nedenle Chosha, böceklerin doğrudan atası olarak değerlendirilmekten ziyade, böcek soyunun köklerine yakın, ilkel bir dalı temsil ediyor. Başka bir ifadeyle fosil, modern karınca, kelebek veya başka bir böcek türünün doğrudan atası değil; ancak bu grubun erken dönem evriminde hangi özelliklerin bir arada bulunabildiğine dair önemli bir ipucu sunuyor.

Böceklerin karaya çıkışı bir anda gerçekleşmedi

Fosilin bulunduğu kayaçlar da canlının yaşam biçimi hakkında önemli ipuçları veriyor.

Chosha'ya ait örneklerin bulunduğu Tesnus Formasyonu, milyonlarca yıl önce deltaların, sığ kıyı sularının, ıslak tortulların ve bitki örtüsünün bir arada bulunduğu bir ortamı temsil ediyor.

Bu durum, Chosha'nın tamamen karasal bir canlı olmadığını düşündürüyor. Büyük ihtimalle karada hareket edebiliyor, ancak yaşamını sürdürmek için suya ve nemli ortamlara ihtiyaç duyuyordu.

Araştırmacıların ortaya koyduğu tabloya göre böceklerin karayı fethetmesi, sudan bir anda çıkıp tamamen karasal hale gelmeleriyle gerçekleşmedi. Bunun yerine bazı ilkel böcekler, milyonlarca yıl boyunca nehir kıyıları, göletler, bataklıklar ve nemli tortullar gibi iki yaşam alanının kesiştiği bölgelerde yaşamış olabilir.

Zaman içinde göğüs bölgesindeki bacaklar karasal hareket için daha önemli hale gelirken, karın bölgesindeki yüzmeye yarayan uzantılar küçülmüş, farklı işlevlere uyum sağlamış ve sonunda tamamen ortadan kalkmış olabilir.

Bu açıdan Chosha, böceklerin sucul bir geçmişten tamamen karasal yaşama geçişinde aradaki basamaklardan birini temsil ediyor olabilir.

Yumurta bırakma biçimi de önemli bir ipucu

Fosilde tespit edilen üreme yapısı da araştırmacılar için önemli.

Yumurta bırakmaya yarayan organın bulunması, Chosha'nın yalnızca yetişkin bir birey olduğunu değil, aynı zamanda karasal ortamlarda üremeye yönelik bazı özellikler geliştirmiş olabileceğini düşündürüyor.

Yumurtaların tortulara, bitki kalıntılarına veya nemli ve korunaklı küçük çatlaklara bırakılması, böceklerin zaman içinde çok çeşitli karasal mikrohabitatları kullanabilmesinin önünü açmış olabilir.

Bu özellik, böceklerin neden diğer birçok hayvan grubundan çok daha geniş bir karasal yaşam alanına yayılabildiğini anlamak açısından da önemli olabilir.

Fosil kayıtlarındaki 80 milyon yıllık boşluk daralıyor

Böceklerin evrimsel geçmişi uzun zamandır bilim insanları için bir bilmeceden ibaretti.

Moleküler saat çalışmalarına göre altı ayaklı canlılar ile kabuklular arasındaki ayrışma 440 milyon yıldan daha eskiye dayanıyor. Ancak böceklerin erken dönem vücut fosilleri çok daha sonraki dönemlerde görülüyor. Bu durum, evrimsel geçmişte yaklaşık 80 milyon yıllık önemli bir boşluk bulunduğunu düşündürüyordu.

Araştırma ekibi, Chosha'nın yanı sıra İskoçya'daki Devoniyen döneminden gizemli bir fosil olan Leverhulmia'yı ve Illinois'teki Mazon Creek bölgesinden iki örneği de yeniden inceledi.

Yapılan analizler, bu fosilleri Chosha ile birlikte bilinen en eski böcek soyları arasında konumlandırıyor. Böylece fosil kayıtları, moleküler saat çalışmalarının ortaya koyduğu zaman çizelgesine biraz daha yaklaşıyor.

İlk böcekler karasal ekosistemlerin oluşumuna katkı sağlamış olabilir

Araştırmacılar, bu erken dönem böceklerinin muhtemelen humus, mantar sporları ve çürüyen bitki maddeleriyle beslendiğini düşünüyor.

Bu küçük canlılar, Paleozoyik dönemin kıyı ve bataklık ekosistemlerinde organik maddelerin parçalanmasına ve besinlerin yeniden dolaşıma girmesine katkıda bulunmuş olabilir. Dolayısıyla böceklerin karaya çıkışı yalnızca kendi evrimlerini değil, karasal ekosistemlerin gelişimini de etkilemiş olabilir.

Milyonlarca yıl sonra böcekler uçmayı, bitkilerle karmaşık ilişkiler kurmayı ve tozlaşmayı öğrendi. Ardından gezegenin neredeyse her köşesine yayıldılar.

Ancak bu hikâyenin başlangıcı bugünkü böceklerden oldukça farklıydı.

Chosha praecursor'ın ortaya koyduğu tabloya göre böceklerin karayı fethetmesi, suyu tamamen terk eden tek bir sıçramadan çok, milyonlarca yıl süren bir geçiş sürecinin sonucuydu. Bir dönem, bu ilkel canlılar altı bacaklarıyla karada ilerlerken, vücutlarının diğer bölümleriyle hâlâ suda hareket edebiliyordu.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Sözcü sayfasına gidin.

www.sozcu.com.tr · Haberi kaynağında oku

Teknoloji haberleri

Tümü