Christopher Nolan’ın “Odysseia” filminde Anne Hathaway’in canlandırdığı Penelope, dokuma tezgâhının başında beliriyor. Görüntü kısa sürüyor ama Homeros’un destanında denizlerin, savaşların ve Odysseus’un maceralarının gerisinde kalan başka bir yolculuğu hatırlatıyor: Penelope’nin aynı evin içinde geçen 20 yılını. Nolan’ın kamerasının birkaç saniyede geçtiği bu sahne, Angelica Kauffman’ın 1764 tarihli “Penelope at Her Loom” tablosunda duruyor, derinleşiyor ve sessizliğe dönüşüyor.
Resimde önce Penelope’nin yüzü aydınlanıyor. Başını sağ eline dayamış, tezgâhın yanında oturuyor. Ağlamıyor, ellerini göğe kaldırmıyor.
Daha ağır bir duygu taşıyor: Uzun zamandır aynı düşünceyle yaşayan bir insanın yorgunluğu. Sanki dışarıya değil, kendi içinde biriken zamana bakıyor. Kauffman’ın bu yüzü Niobe’yi betimleyen antik bir heykelden esinlenerek oluşturduğu kabul edilir.
Böylece ressam, Homeros’un bekleyen kadınını başka bir mitolojik kadının acısıyla buluşturur. NİOBE’NİN ACISI Niobe, çocuklarının çokluğuyla övünerek tanrıça Leto’yu küçümser. Bunun üzerine Leto’nun çocukları Apollon ve Artemis, Niobe’nin çocuklarını öldürür.
Acıya dayanamayan Niobe taşa dönüşür ancak gözyaşları taşın içinden akmayı sürdürür. Yüzünde, bağırmaktan ve ağlamaktan yorulmuş donuk bir keder vardır. Kauffman, iki kadının acısını aynı ifadede birleştirir.
Biri çocuklarını kaybetmiştir, diğeri kocasının dönüp dönmeyeceğini bilmeden yaşamaktadır. Ancak Niobe acısının içinde taşlaşırken Penelope düşünmeyi, dokumayı ve geceleri dokuduğunu sökmeyi sürdürür. Yüzünde Niobe’nin kederi, ellerinde kendi yazgısına direnen bir kadının kararlılığı vardır.
Altın sarısı giysisi karanlıkta parlıyor. Omzundan dökülen koyu mavi kumaş, bedenini bir dalga gibi sarıyor. Odysseus’un aşmaya çalıştığı deniz, Penelope’nin eteklerinde toplanmış gibidir.
Biri dışarıda fırtınalarla boğuşurken diğeri evin içinde büyüyen başka bir fırtınayı taşıır. ÜÇ YILLIK OYUN Odysseus’in öldüğüne inanan talipler saraya yerleşir, Penelope’nin sofrasını tüketir ve onu evlenmeye zorlar. Penelope, kayınpederi Laertes için hazırladığı kefeni bitirmeden evlenmeyeceğini söyler.
Gündüzleri dokur, geceleri dokuduğunu söker. Bu oyun üç yıl sürer. Dördüncü yıl sırrı açığa çıkar.
Kauffman, Penelope’yi ne dokurken ne de dokuduklarını sökerken gösteriyor. Bizi hareketin durduğu, insanın kendi içine çekildiği bir ana getiriyor. Karşımızda yalnızca kocasını bekleyen sadık bir kadın yoktur.
Zamanı yöneten, dayatılan yaşama aklıyla direnen bir kadın vardır. Her gündüz başkalarının istediği geleceği dokur, her gece o geleceği kendi elleriyle bozar. Ayaklarının dibinde Odysseus’un sadık köpeği Argos yatıyor.
Destanda Odysseus 20 yıl sonra dilenci kılığında döndüğünde onu insanlar tanımaz. Yaşlanmış, bir kenara bırakılmış Argos ise kokusundan ve sesinden tanır. Başını kaldırır, kuyruğunu sallar; efendisini son kez gördükten sonra ölür.
Argos’un asıl sahnesi Odysseus’un dönüşüne aittir. Kauffman, mitolojik zamanı sıkıştırmış gibidir. Argos’u Penelope’nin yanına yerleştirerek bekleyişi ikiye böler: Biri konuşmadan bekleyen kadın, diğeri konuşamadan bekleyen köpek…
Köpeğin önünde ince, karanlık bir yay uzanıyor. Bu ayrıntı, hikâyenin sonuna açılan kapıdır. Dokuma oyunu ortaya çıktığında Penelope yeni bir sınav hazırlar: Odysseus’un yayını kurup oku 12 baltanın halkasından geçirebilen kişiyle evlenecektir.
Taliplerden hiçbiri yayı kuramaz. Kauffman, dört yıl sonra yaptığı “Penelope Taking Down the Bow of Ulysses” tablosunda bu âna döner. Penelope ayağa kalkmış, yayı indirmektedir.
İlk tabloda ise yay sessizce bekler. Ressam tek görüntüye geçmişi, bugünü ve geleceği yerleştirir: Tezgâh Penelope’nin oyununu, Argos geçmişe bağlılığını, yay yaklaşan hesaplaşmayı anlatır. Penelope’nin yüzü bütün bu zamanların ortasında kalır.
Kauffman bu resmi Roma’da, henüz 23 yaşındayken yaptı. Daha sonra Londra’ya gidecek, 1768’de Royal Academy’nin iki kadın kurucu üyesinden biri olacaktı. Onun Penelope’si, bir erkeğin dönüşünü süsleyen yan karakter değildir.
Ressam onu destanın içinden çıkararak tek başına, kendi düşüncesinin ve sessizliğinin merkezine yerleştiriyor. Yüzünde Niobe’den kalan acı kadar, ona teslim olmama kararlılığı da vardır. Hikâyesi beklemekten ibaret değildir: Evini, oğlunu, hafızasını ve kendisini korumaya çalışmıştır.
Nolan’ın filminde denizler kabarır, gemiler parçalanır, insanlar savaşır. Kauffman’ın tablosunda neredeyse hiçbir şey hareket etmez. Yine de büyük mücadele önümüzdedir.
Bir kadın, dokuduğu geleceği geceleri sökmektedir, bir köpek, dönmeyen sahibini hâlâ hatırlamaktadır, Bir yay yerde sessizce sırasını beklemektedir. Angelica Kauffman’ın yaptığı, yalnızca tezgâh başında oturan bir kadının resmi değildir. Bu, tek bir tablonun içine sığdırılmış 20 yıllık bir bekleyiştir.