ABD’nin en Demokrat eyaletlerinden sayılan Kaliforniya’nın Taft kasabasından Cumhuriyetçi titreşimlerin yükselmesine şaşırmıyoruz; varlığını petrole borçlu olan bir yerleşim merkezi fosil yakıt lobisinin piyonuTrump'ın döneminde muhakkak ki ayrıcalıklı pozisyonunu pekiştirecektir!
Üstelik, kıtanın kadim halklarına soykırım uygulanarak Avrupalılar tarafından işgal edilmesi ve akabinde kaynaklarının çılgınca sömürülmesi pratiğine uygun olarak nostaljik Taft, sadece petrol yatakları sayesinde yaşanmaya devam edilen az sayıdaki yerleşim merkezlerinden biri payesine de sahip.
Tahmin edilebileceği gibi Taft’ın bir zamanlar beyaz olmayan vatandaşlara yerel yasalar aracılığıyla ırksal ayrımcılığın uygulandığı, siyahları korkutarak ve şiddete maruz bırakarak uzaklaştırma politikalarının güdüldüğü karanlık mazisi de biliniyor.
Takriben bir asırdır, beş senede bir tertip edilmekte olan “Petrol kızları” güzellik yarışmasının beş safhasından birinde ise katılımcıların mayoyla kendilerini teşhir etme şartını da pek ciddiye almanıza gerek yok. Sabıkalı lider Trump’ın uzun süre boyunca şahsen organize edip yönettiği güzellik yarışmaları sırasında kendine katılımcılarla alakalı muhtelif serbestlikler tanıdığı malum.
Oysa Taft’ta, ABD liderinin yüksek tecrübe ve zevkine saygıda kesinlikle kusur edilmemesine rağmen yarışmacılar asla bikini giymiyor; mümkünse spor yapılırken giyilen daha kapalı mayomsu kıyafetler veya geleneksel Eski Batı nüanslı kısa etekler tercih ediliyor. Mühim olan etkinliğin “aile dostu” statüsüne halel gelmemesi!
Hazırlıklar aylar öncesinden başlıyor, katılımcılar harıl harıl hazırlanıyor; kasabanın ana arterinde bando eşliğinde halka tanıtıldıktan sonra tiyatro salonunda genç kızlar jüri karşısına çıkıyor ve nihayet “Oildorado Güzeli” alkışlar ve bilhassa çığlıklar eşliğinde tacına kavuşuyor.
Halen devam etmekte olan Locarno Film Festivali'nde dünya prömiyerini gerçekleştiren Petrol Kızları (Maids of Petroleum)adlı şirin belgesel sayesinde ABD taşrasında muhafazakâr bir kasabaya misafir ediliyoruz. Bilhassa pedofil Epstein hakkındaki hukuki çıkmaz yüzünden imajı iyice zedelenmiş Trump’a sadakatlerini yitirmemeye körü körüne ant içmişlere kısaca göz atıyor, zarif bir mizah dozuyla hoşça vakit geçiriyoruz.
Prodüktör hanesinde de adı geçen yönetmen Hans Baumann imzalı 2026 ABD yapımı 16 dakikalık manidar filmde, çürümüşlüğü ayyuka çıkmış bir memlekette taşranın ananelerine nasıl sıkıca bağlı kalmaya çalıştığını dudaklarımızda bir tebessümle izlememiz tesadüf değil.
Aslında daha çok çevreci filmlerle tanınan Baumann sanki yorumda bulunmuyor, sadece zarafetle göstermeyi seçiyor; hakikatlere mümkün olduğunca sadık kalmaya ihtimam gösterirken elindeki malzemeyi dürüstçe kullanmak suretiyle kahramanlarını pek manipüle etmiyor; abartabilecekken kanırtmıyor, lakin layıkıyla teşhir ediyor.
Ovadaki bir kasabada ritim neyse, belgeselin temposu da o. Görüntülerdeki estetik montajla pekişiyor, ufacık da olsa bazı teferruatlarla gerçekler apaçık biçimde afişe oluyor.
Kalabalık caddenin ortasındaki keşmekeşte, kartondan boyu kadar bir petrol kuyusu maketini taşıyan Latin Amerika kökenli, koyu tenli ufacık kızın gözlerindeki endişe, hatta korku manidar!
Uzun süre pek bir şeyin yaşanmadığı monoton yerleşim merkezinde belediye başkanının mikrofonla yaptığı konuşma olsun, ana caddedeki resmigeçit olsun, ponponlu kızların süslediği stadyumdaki Amerikan futbolu maçı olsun, hepsi ahaliye bir panayır coşkusu yaşatıyor; gösterilerdeki şiddet dozunu artırmak üzere geleneksel kovboy kıyafetlerine bürünüp muhtelif silahlarla havaya ateş açanlar da cabası!
Güzellik yarışması da zaten “assolist” faaliyet gibi yaşanıp şamatayı taçlandırıyor.
Tanıtım, mayo, kabiliyet, gece kıyafeti ve röportaj başlığı taşıyan beş ayrı seksiyondan müteşekkil yarışma muhakkak ki ziyadesiyle ciddiye alınıyor; belgesel çekimi sırasında yapılanında 12 genç kız “sportmence” yarışıyor ve enteresan bir tesadüf olarak favori sarışınlara rağmen tacı esmer bir genç kız kapıyor.
Artık yalnız çılgın müzik konserlerinde değil, sinemadaki ağırbaşlı film galalarında, hatta kalantor klasik müzik konserlerinde alkışlara eşlik eden, çağdaş görgüsüzlük örneği tiz perdeden çığlıklarla karşılanan “Petrol Güzeli” hazır bulunanlara 32 dişini göstererek engin mutluluğunu paylaşıyor.
Sistemi sorgulayabilene aşk olsun!
Belgeseli izlerken ABD toplumunun bir mikro kozmosuna şahit olduğumuzu ve pasifçe itaat etmesi tercih edilen muhafazakâr kasaba ahalisinden neyin beklendiğini açıkça gördüğümüzü söyleyebiliriz.
Camia, topluluk veya cemaat olarak tercüme edilebilecek “community” kelimesi yarışmacı kızların kendilerini tanıtırken yaptıkları konuşmalarda dillerine pelesenk oluyor ve herkes için ne kadar değerli olduğu defalarca ifade ediliyor. Şehirde bir süreliğine yaşamış olan bir genç kız şehir çok daha kalabalık olmasına rağmen orada kendini kasabaya kıyasla çok daha yalnız hissettiğini belirtip alkış topluyor.
Bir diğeri petrol kuyusunda yıllarca çalışmış babası ve tüm aile için madenciliğin bir yaşam biçimine dönüştüğünü; çok çalışmanın, kendini işe adamanın ve azmi elden bırakmamanın ne kadar mühim olduğunu söylüyor.
Her bir güzellik kraliçesi adayı kasabanın önde gelen şirketleri tarafından sponsorlu olduğu için mevzubahis şirketleri temsil etmenin ve onların adına kazanma mesuliyetini taşımanın önemi belirtilirken akla tamamıyla kendini güçlü şirketlere, beynelmilel lobilere teslim etmiş ABD’nin genel siyasi manzarası geliyor.
Aslında dinle alakası olmadığını daha önce her fırsatta çaktırmış, hatta belirtmiş olmasına rağmen Trump’a dinî kült lideri muamelesi yapanların benzerlerini Taft Kasaba Meclisinde veya Mütevelli Heyeti toplantılarında mutlaka Tanrı veya İsa’yı anarken görüyoruz. Ruhani güçlerden istenenler yalnız cemaati kollamaları yönündeki taleplerle kalmıyor, bilhassa güvenlik kuvvetlerinin temsilcilerini korumaları isteniyor.
Uzun zamandır koltuğunu kimseye kaptırmayan belediye başkanı petrolü kastederek ”Tanrı tarafından bağışlanan ve uzun zamandır hayatlarımızın çağdaş kalitesinin temelinde yatan bir maddeyi üretiyoruz... Dünya ona ihtiyaç duyduğu ve bel bağladığı sürece Tanrı adına bunu yapmaya devam edeceğiz!”diyor.
Temiz enerji olarak adlandırılan ne varsa reddeden ve endüstrinin o yönde gelişmesine mani olurken gezegeni sarmış çevre felaketlerine rağmen petrol, gaz ve kömür gibi kaynaklara yönelen Trump’ın suyu aslında çoktan ısındı. Üstelik mahkemede tecavüz suçlusu ilan edilip hayatı boyunca kadınlarla başı daima belaya girmiş olduğu gibi, adının sıkça geçtiği Epstein dosyaları en başta olmak üzere başka foyalarının tamamıyla meydana çıkmasına az kaldı; dolayısıyla günümüzde insan usturuplu da olsa ABD’de (ve tüm gezegende) gencecik kızların iştirak ettiği bir güzellik yarışmasına şüpheyle yaklaşmaktan ne yazık ki kendini alamıyor.