Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, bugün Divriği Kültür Derneği’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, son gelişmeler ve Rojin Kabaiş’in kaybedilmesinin ikinci yılına girerken verdikleri mücadelenin süreç raporu kamuoyu ile paylaşıldı.
Sonrasında dosya avukatı Abdurrahman Karabulut’un ilettiği değerlendirme metni okundu. Karabulut sürecin “etkisiz” yürütüldüğü söyledi.
Toplantının yapıldığı salona “Rojin Kabaiş için gerçek adaleti sağlayacak, şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacağız” yazılı pankart asıldı. Rojin Kabaiş dosyasını ve süreç raporunu Adalet Komisyonları gönüllüsü Hivda Selen sundu.
“Rapor üstü örtülen erkek şiddetini açığa çıkarıyor”
Selen, konuşmasına süreç raporunun içeriğinden bahsederek başladı. Selen, raporun yalnızca teknik detaylardan oluşmadığını, hem iki yıldır süren adalet mücadelesini hem de “yasaların kadınların aleyhine işleme mekanizmasını” gösterdiğini belirtti. Raporun aynı zamanda “üstü örtülen erkek şiddetini” açığa çıkardığı söyledi.
Selen, adalet mücadelesinin Rojin Kabaiş’in ölümünün “intihar” olarak sunulması ve kadınların ve Kabaiş ailesinin bunu kabul etmemesiyle başladığını anlattı. Selen, iki yıllık süreçte ilk başta açıklanmayan Adli Tıp Raporu’nun Adalet Komisyonu ve kadınların yaptığı eylemler sonucunda “toplumsal baskı” ile açıklandığını belirtti.
Selen, “Adalet mücadelemiz Rojin hakkında ‘şüpheli ölüm’ denilmesiyle ve Adli Tıp Kurumu’nun ve otopsi raporlarının Rojin Kabaiş’in aleyhine işlediğini görmemizle başladı" dedi.
Selen, sürecin raporlaştırılmasının ve basına sunulmasının sebebini “Kadınların yaşamları silinmek isteniyor ve kimsenin bunun peşinden gitmeyeceğini düşünüyorlar. Toplumsal hafızada ve kadın mücadelesinde Rojin Kabaiş’in davasının bir yer etmesi için ihtiyaç hissettik” diyerek açıkladı.
Raporda, Rojin Kabaiş’in kaybolduğu 27 Eylül 2024 tarihinden 25 Ağustos 2026’ya kadar kronolojik sıra ile neler olduğu yer alıyor.
Selen’in süreç raporunu sunmasının ardından Avukat Abdurrahman Karabulut’un ilettiği metni komisyon gönüllüsü Aslı Demir okudu.
Karabulut yazdığı metinde, soruşturmanın ilk yılında elde edilen verilerin “intihar ihtimali” üzerinden yürütülmesinden ötürü soruşturmanın zedelendiğini belirtti. Bunun somut örneklerinden birinin dosyanın 8 ay boyunca Van Barosundan gizlenmesi olduğunu yazan Karabulut, dosyadaki kısıtlılık kararının “hukuka uygun” olmadığını ekledi.
Karabulut metinde Van Barosu’nun ve avukatların soruşturmaya katkı sunmasının engellendiğini belirtti.
Avukat metinde, soruşturmanın intihar algısı üzerinden ilerlemesi ve sürecin “etkisiz” yürütülmesine sebep olan durumları açıkladı:
“Söz konusu iki farklı erkeğe ait DNA’nın Rojin’in vücudunun neresinde bulunduğuna ilişkin açıklama ancak bir yıl sonra yapılmıştır. Bu gecikmeler, delillerin kararmasına dolaylı olarak sebebiyet vermiştir. 26 haziran tarihli bilirkişi raporunda şüpheli olarak bildirdiğimiz kişiler zaten dosya kapsamında mevcuttur. Buna rağmen bu kişilerle ilgili herhangi bir ifade alma işlemi yapılmamış, HTS ve baz kayıtları incelenmemiş, DNA örnekleri alınmamıştır.”
Karabulut, metinde belirttiği hususların birlikte değerlendirildiğinde hakikatin “etkin ve bütüncül bir şekilde” araştırılmadığının açıkça görüldüğünü söyledi.
Karabulut’un değerlendirmesinden öne çıkanlar şöyle:
· "İkinci önemli husus, Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edilen iki farklı erkeğe ait DNA bulgusunun dokuz ay sonra açıklanmış olmasıdır."
· "Bunun en önemli somut örneklerinden biri, dosyanın sekiz ay boyunca Van Barosu’ndan gizlenmiş olmasıdır."
· "Buna rağmen bu kişilerle ilgili herhangi bir ifade alma işlemi yapılmamış, HTS ve baz kayıtları incelenmemiş, DNA örnekleri alınmamıştır. Bu durum, soruşturma kapsamında bazı kişilerin korunduğu yönünde ciddi bir algı yaratmaktadır."
· "Aynı şekilde, valinin daha otopsi esnasında Nizamettin Kabaiş’e intihar yönünde baskı yapması da son derece önemlidir... Bu eylem; delillerin karartılması, baskı oluşturulması ve soruşturmanın yönünün değiştirilmesine yönelik bir müdahale olarak değerlendirilmelidir."