Saksonya-Anhalt seçimleri: Sandık çıkış anketlerine göre aşırı sağcı AfD yüzde 44, 5 oy aldı
- Yazan,Değer AkalBildirdiği yer,Berlin
- Yazan,Değer Akal
- Bildirdiği yer,Berlin
- Yayın tarihi5 Eylül 2026Güncelleme 4 dakika önce
- Okuma süresi 6 dk
Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletindeki parlamento seçimlerinde sandık çıkış anketlerine göre, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi doğudaki Saksonya-Anhalt eyaletinde tarihi bir zafer kazandı ancak sonucun tek başına iktidar olmaya yetip yetmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Yayın kuruluşu ARD'nin verilerine göre AfD, 2021'de %20,8 olan oy oranını %44,5'e yükseltti.
Merz'in partisi CDU ise 2021'de %37,1 olan oy oranının %18,5'e gerilemesiyle, muhafazakârların 2002'den beri yönettiği bu eyalette ciddi bir kayıp yaşadı.
Partinin eş lideri Alice Weidel, AfD'ye hükümet kurmak için açık bir yetki verildiğini söyledi ve oylamayı "tarihi" olarak nitelendirdi ve tüm partilerle görüşeceklerini vurguladı, ancak partinin bir hükümet kurup kuramayacağı henüz netlik kazanmadı.
AfD tek başına iktidara gelemezse, bu durum, Almanya'nın iç istihbarat servisi tarafından aşırı sağcılık şüphesiyle soruşturulan bir partiyi iktidardan uzak tutmaya kararlı olan ana akım partiler arasında uzun sürecek bir koalisyon kurma sürecini tetikleyebilir.
aksonya-Anhalt'ta yapılan parlamento seçimi, sıradan bir eyalet seçiminin çok ötesinde anlam taşıyor.
Başbakan Friedrich Merz'in partisi Hristiyan Demokratlar (CDU) ise Saksonya-Anhalt eyaletinde, tarihlerinin en kötü sonuçlarından birini aldı. Bu nedenle Avrupa'da da tüm gözler, seçimler sonrasında Berlin'de yaşanabilecek gelişmelere çevrilmiş durumda.
- Ağzınızdaki iyi bakterileri korumak için beslenme ipuçları
- 'Cinsel organ hırsızlığı' söylentileri Afrika'da nasıl 80 kişinin ölümüne yol açtı?
- 'Siyasi açıdan hassas ürün': Hindistan'da soğan ekspres treni nasıl ortaya çıktı?
- ABD'nin yaptırım uyguladığı Türk bankası hakkında neler biliniyor?
Merz'in koltuğu tehlikede mi?
AfD'nin seçimlerden zaferle çıkmasıyla, CDU'nun muhafazakarlar içinde liderlik tartışmasının başlayacağı, Başbakan Merz'in günlerinin sayılı olduğu yorumları yapılıyor.
Friedrich Merz'in, başbakanlık koltuğuna veda etmek durumunda kalabileceği yorumlarını güçlendiren bir anket, seçimlere günler kala, kamu yayıncısı ARD tarafından açıklandı.
Buna göre, Merz'in başbakanlığından memnun olanların oranı, yüzde 13'e kadar gerilemiş durumda. Bu oran, bugüne kadar görevdeki başbakanlar arasında, ölçülen en düşük oran.
Almanya'nın gidişatını belirleyecek seçim
Seçimlerin yapıldığı Saksonya-Anhalt, Batı ve Doğu Almanya'nın birleşmesinden önce Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR) sınırları içinde yer alan bir eyalet. Bu eyalet, Almanya'nın "yeni eyaletleri" ve "Doğu eyaletleri" olarak anılan beş eyaletinden biri.
Yalnızca 2 milyon 120 bin nüfuslu bu eyaletin aslında siyasi ya da ekonomik bir ağırlığı bulunmuyor.
CDU'nun eyalet seçimlerinde yarışan başbakan adayı Sven Schulze, bugün ilan edilecek sonuçların "Almanya'nın gidişatını belirleyecek bir karar" olduğunu söyledi.
Siyasi gözlemciler, bu konuda Schulze ile hemfikir. Ama zaten tam da bu nedenle, Almanya'yı ufukta zor günlerin beklediğini söylüyorlar.
Neden Almanya için dönüm noktası?
2021 yılında Merz'in partisi CDU'nun yüzde 37 oy olarak birinci parti olduğu Saksonya-Anhalt'ta, o günden bu yana CDU liderliğinde, Sosyal Demokratlar (SPD) ve liberal Hür Demokratlar Parti'den (FDP) oluşan üçlü koalisyon hükümeti iktidarda bulunuyor.
Ama bu partilerin oy oranlarından büyük gerileme var. Son anketlere göre CDU'nun oy oranı yüzde 23'e, SPD'nin yüzde 9'a, FDP'nin ise yüzde 3'e geriledi.
Aşırı sağcı AfD ise, özellikle son aylarda bu eyalette yürüttüğü başarılı kampanya ile, oy oranını yüzde 40'lerin üzerine çıkarmayı başardı.
Üstelik bu eyaletteki AfD parti teşkilatı, Almanya'nın iç istihbarat teşkilatı tarafından, insanlık onuru, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmadığı, Anayasal düzene karşı faaliyet yürüttüğü, siyasi hedeflerinin "ırkçı ideoloji" ile şekillendiği gerekçesiyle "aşırı sağcı" olarak sınıflandırmıştı.
AfD, bu eyalette tek başına iktidara gelmesi durumunda, bu Almanya'nın yakın tarihinde önemli bir kırılma noktası oluşturacak.
Nazi rejiminin yıkılması, 1949'de Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kurulmasından yıllar sonra, ilk kez bir eyalette aşırı sağcı bir parti, hükümeti kurma yetkisini elde edecek.
AfD'nin Saksonya-Anhalt'ta iktidarı ele geçirmeye bu kadar yaklaşmasında, partinin liste başı adayı Ulrich Siegmund büyük rol oynadı.
Seçmenin kalbini nasıl fethetti?
Aşırı sağcı AfD'nin ilk eyalet başbakanı olmaya aday 35 yaşındaki Ulrich Siegmund, kampanyasını "Güzel, eski, güvenli Almanyamı geri istiyorum" sloganıyla yürüttü.
Anketler, Siegmund'un kampanyası ile partisinin 2021 yılındaki eyalet seçimlerinde aldığı yüzde 20,8'lik oy oranını ikiye katladığını gösteriyor.
Seçmenleri "Pazar günü tarih yazalım, ülkemizi geri alalım" sözleriyle sandıkta oy vermeye davet eden Siegmund, 2016'dan beri eyalet parlamentosu milletvekili.
18 yaşında üye olduğu CDU'dan 2014 yılında ayrılarak AfD'ye geçen Ulrich Siegmund, "TikTok starı" olarak adlandırılıyor.
Paylaştığı videolar ile hayran kitlesini büyüten AfD'li siyasetçinin söylemleri radikalleştikçe, takipçi sayısı da arttı.
Seçim kampanyası esnasında eyalette kentleri, kasabaları, köyleri neredeyse tek tek dolaştı, şenliği andıran mitingler düzenledi. Hayranları onunla fotoğraf çektirebilmek, hatta "Almanya'nın en tehlikeli adamı" olarak nitelendirildiği Der Spiegel dergisini imzalatmak için saatlerce sıra bekledi.
Ulrich Siegmund, aşırı sağcı, yabancı düşmanı, ırkçı tanımlamalarını reddediyor.
Siyasi gözlemciler ise "çok başarılı bir pazarlamacı" olarak nitelendirdikleri Siegmund'un genç, dinamik, karizmatik, güler yüzlü görüntüsü ile seçmenleri adeta büyülemeye çalıştığını, ancak aslında bu görüntüsünün ardında gizlemeye çalıştıkları nedeniyle tehlikeli olduğunu savunuyorlar.
AfD seçmene ne vadediyor?
Siegmund, "Alman kültürüne yabancı" göçü durdurmayı vaat ederken, çalışmayan, entegre olmayan göçmenleri ülkelerine geri göndermek için bir "sınır dışı görev gücü" kuracaklarını söylüyor.
Siegmund'un "hükümet programını" andıran seçim programında aslında eyaletlerin yetki alanına girmeyen vaatlerin yer alması da dikkat çekiyor.
"Alman ulusal kimliğinin korunmasına" vurgu yapılan programda, Alman tarihi derslerinin değiştirileceği, Almanların tarihlerinde gurur duymaları gereken olaylara da yer verileceği belirtiliyor. Okullarda müfredatın geleneksel ve ulusal değerler ışığında şekillendirileceği kaydediliyor.
Nüfusun artmasının desteklenmesi için bebeklere "hoş geldin parası" verileceği, ama bunun için ebeveynlerden birini Alman vatandaşı olması şartının getirileceği belirtiliyor.
AfD, ayrıca Ukrayna'ya mali ve askeri desteği kesmeyi, Rusya ile ilişkileri yeniden güçlendirmeyi ve Euro Bölgesi'nden de ayrılmayı istiyor.
AfD'nin seçim zaferi radikalleri cesaretlendirebilir endişesi
Almanya'daki demokratik partiler, 2013 yılında kurulan aşırı sağcı parti ile bugüne kadar hiçbir şekilde işbirliği yapmayarak, AfD'ye set çekmişti.
Ancak Saksonya-Anhalt seçim galibiyeti, AfD'ye örülen "güvenlik duvarı" (Brandmauer) politikasını daha fazla tartışmaya açabilir.
Ayrıca uzmanlar, Saksonya-Anhalt'taki seçim galibiyetinin, hem AfD bünyesindeki daha radikal kesimleri cesaretlendirebileceğine, hem de bugüne kadar AfD'ye oy vermekten çekinen ve Merz'in politikalarından memnuniyetsizlik duyan muhafazakar seçmenleri sandıkta bu partiye oy vermeye teşvik edebileceğine dikkat çekiyor.
Almanya genelini kapsayan son seçim anketleri AfD'nin oy oranlarının yüzde 29'a yükseldiğini, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin oy oranın ise yüzde 20'lere gerilediğine işaret ediyor.
Üstelik bu yılın başında Almanya'nın batısındaki Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde yapılan seçimlerde AfD'nin oyların yaklaşık yüzde 20'sini alması, ülke genelinde artan popülaritesini de gözler önüne serdi.
AfD'nin bir sonraki genel seçimleri kazanma ihtimalinin artması, Almanya'da göçmenler ve göçmen kökenliler başta olmak üzere, aşırı sağ karşıtı tüm kesimleri endişelendiriyor.