Cumhuriyet Rejimi’miz Anayasa’mızda, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır. Bu rejimin iki meşruiyet temeli vardır: Birinci meşruiyet temeli, iktidar kaynağının, “Millet iradesi” veya “Milli İrade” denilen, serbest, adil, şeffaf, periyodik seçim sonuçları olmasıdır. İkinci meşruiyet temeli, seçilmiş iktidarın, bütün eylem ve söylemlerinin, başta ifade (medya, protesto ve muhalefet) özgürlükleri olmak kaydıyla, “Temel Hak ve Özgürlüklere” uygun olması ve bu uygunluğun bağımsız yargı (genellikle Anayasa Mahkemesi) aracılığıyla denetlenmesidir.
Mevcut İktidar, meşruiyetin ikinci kaynağı olan ve Anayasa’nın da kayıtsız koşulsuz uyulmasını öngördüğü, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uymadığını, defalarca tekrarlanan uygulamalarla ve söylemlerle ifade etmiştir. Meşruiyetin birinci kaynağı olan serbest, adil, şeffaf, periyodik seçim koşulunu ise 16 Nisan 2017 sözde halkoylaması sırasında, yasalara aykırı olarak kullanılan oyları geçerli sayarak zedelemiştir. *** 2023 ve 2024 seçimlerinden sonra, İktidarın, kendi adaylarının kaybettiği seçimleri kazanmış olan muhalif partilerin yüze yakın belediye başkanını ve yirmi dolayında milletvekilini TRANSFER ETMESİ, doğrudan bir REJİM DARBESİ VE ANAYASA SUÇUDUR: Çünkü İktidar bu transferlerle, o seçilmiş kişilere verilen “Millet/Halk desteğini”, yani “Milli İradeyi” reddederek, reddetmekle de kalmayıp seçmenin istediğinin tersine kendi lehine çevirerek DEĞİŞTİRMİŞ OLMAKTADIR. *** Transferlere konu olan “seçilmişlerin” ve onları “kabul eden İktidarın” tutum ve davranışları bir de ahlak sorununu ortaya çıkarmaktadır elbette: İçlerinde dostların, yakın çalışma arkadaşlarının, kader birliği ettiklerinin de olduğu, binlerce hatta milyonlarca seçmene, seçilmek için yalan söylemek ve onları aldatmak; böylece hem genel ve siyasal ahlakı, hem seçimi, hem Demokratik Rejim’i hem de Anayasa’yı ihlal etmiş olmak! *** Türkiye Cumhuriyeti’nin politikacıları, milletvekilleri, belediye başkanları, bakanları, İktidar ve muhalefet partilerinin yöneticileri, özetle, ister politikanın içinde isterse dışında olsunlar, tüm vatandaşları, elbette böyle insanlar değildirler: Bu sütunda, milletvekillerinin ve cumhurbaşkanlarının ettikleri yeminleri defalarca yayımladım: Elbette bu yeminleri edenler, ahlaklı, vicdanlı, güvenilir ve yeminlerine sadık insanlardır. Ayrıca, yargı mensuplarının genel ve hukuk ahlaklarını, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ne bağlılıklarını defalarca vurguladım.
Lütfen, seçim sonuçlarına aykırı biçimde, çeşitli yöntemlerle, belediyelere el koymayın. Lütfen bu transferleri de durdurun ve düzeltin. Çünkü Türkiye bunlara layık değildir!