sondakika.com
Son Dakika

Sen hangi aileyi koruyorsun arkadaş?

Sevgili dostlarım, iktidar partisi AKP ve yandaşları baktılar ki özellikle Üsküdar kuşatması, Melih Gökçek’in milletle alay etmesi, onun mal varlığını açık eden gazetemizin yazarı Murat Ağırel’in ve ailesinin ölümle tehdit edilmesi, ne olduğu belli olmayan süreç, uluslararası ticaret mahkemelerin…

Fotoğraf: Cumhuriyet

Sevgili dostlarım, iktidar partisi AKP ve yandaşları baktılar ki özellikle Üsküdar kuşatması, Melih Gökçek ’in milletle alay etmesi, onun mal varlığını açık eden gazetemizin yazarı Murat Ağırel ’in ve ailesinin ölümle tehdit edilmesi, ne olduğu belli olmayan süreç, uluslararası ticaret mahkemelerinden gelen milyonlarca ceza, Öcalan’ın villası işgal harekâtına zarar veriyor, hemen yeni bir cephe açma gerektiğini düşündü ve “Ailem Güvende” adlı operasyonunu başlattı. Aileyi koruyacaklar ya, anında LGBTİQ+ aktivistlerine, insan halkları dernekleri ve işletmelerine baskın yapıldı ve gözaltılar başladı. Durumu protesto edenleri de polis dayağı ve gözaltıyla korkutmaya çalışıyorlar.

Bence açtıkları bu cephe oldukça genişleyecek çünkü biliniyor ki adı pek güzel olan bu operasyonun; kutsal Türk ailesiyle övünen ve yoksul-zengin fark etmez özellikle erkek çocuklarının gey olmasından, gerçek kimliğiyle iş bulamamasından korkan pek çok aile var. Ve ne yazık ki biz ikiyüzlü bir toplumuz ve cinsellik bizde hâlâ tabu. Hatta farklı cinsel tercihleri olanları hasta kabul edip tedavi etmeye çalışan psikologlar bütün dünyada olduğu gibi bizde de var.

Öte yandan cinsel tercihin bir hastalık değil de doğuştan gelen bir eğilim olduğunu açığa çıkaran birçok araştırma var. Yahu bırakın insanlar arzu ettikleri gibi yaşasınlar, kime ne zararları var? Başlığımdaki gibi devam edeyim: “Sen hangi aileyi koruyorsun arkadaş?” Söyletmeyin beni.

Ensestin (aile arasında cinsel ilişki) en yaygın olduğu ülkelerden biriyiz. Kız çocuklarını, oğlan çocuklarını babalarının, amcaların tecavüzünden mi koruyorsunuz? Yıllar önce bir olay yaşanmıştı, o zaman yazmıştım; anne kapıda durup içeriye girenlerin parasını alırken adamları şöyle uyarıyordu: “Kızım bakire ona göre yapın!” İçeriye girenler de kentin memurları ve esnafıydı.

Kadınları öldüren erkeklere uygulanan hâkim indirimini kaldırmak neden aklınıza gelmiyor, hani aileyi koruyorsunuz ya! Kendinize hiç sordunuz mu? Aileler MESEM cehennemine küçücük çocuklarını neden gönderiyor?

Çok mu kalpsizler? Bilmeyenlerinize ben söyleyeyim; aileler çaresiz, ekmek ve soğanın bile giremediği evler var, çünkü çalışanlarına para ödememek patronların alışkanlığı haline geldi. Aile ne yapsın, ölüme gönderdiklerini bile bile dualar ederek çocuklarını gönderiyorlar ve hemen her gün bir çocuk çırak iş kazasında ölüyor.

Ne acıdır ki ailenin çocuk çıraklara verdiğiniz üç kuruş paraya ihtiyacı var. Bu ne biçim bir koruma? Yandaşları öyle açgözlü ki doymuyorlar, evet doymuyorlar çünkü artık paraya para ve servete servet katma bağımlısı oldular.

Dış borcumuzu öyle artırdınız ki akaryakıtı astronomik bir biçimde sürekli artırıyorsunuz, bizim paralarımızla yapılan köprüleri satmak zorunda kalıyorsunuz. Çocuklar abur cubur yemekten obez olmaya başladılar; anneler çocuklarını okula ekmek üstüne salça sürüp yolluyorlar, içleri kan ağlıyor ama Meclis’te çok çalışkan (!) milletvekillerinize üç kuruş parayla öyle bir ziyafet çekiyorsunuz ki benim bile canım çekiyor. Hani derdiniz aileyi korumaktı, hani biz kocaman bir aileydik?

Bu ailenin bazıları kız çocukları doğduğunda parmağına tek taş yüzük takarken büyük çoğunluğun çocukları sadece makarna ile beslendiklerinden sık sık hastalanıyorlar ve ne yazık ki beyin yeterli besin almadığı için körleşiyor. Haberiniz var mı ey koruyucular! Bu arada trolleriniz vatan millet aşkına özellikle “Travesti ve geyleri yok edin!

İdam gelsin” diye haykırıyorlar! Hadi be büyük kentlerin yamaçlarında, artık sayıları azalmış köylerde, havanın her daim puslu olduğu kasabalarda, Kuran kurslarında neler döndüğünü, yaşandığını hepiniz biliyorsunuz. Atıp durmayın!

Not: Sevgi okurlarım, dostlarımı sırdaşlarımı arka arkaya yitiriyorum. 19 Eylül benim yaş günümdü. Deniz kıyısına gittim, onları yanıma çağırdım; Bilgesu gitarı ve türküleriyle geldi, Gülsen hemen oracıkta Nâzım Hikmet ’in “Elleriniz ve Yalana Dair” şiirini okudu, şiir boyunca bir tanker sık sık düdük çalarak ona eşlik etti ve Şükran hırkasına sarılarak yarım kalan yazısını bizlerle paylaştı.

Ben sadece onları çok özlediğimi fark ettim. Anılarımıza usulca dokundum.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü