Deniz Göktaş ’ın işi gücü şaka yapmak. Şaka yaptığı için içeride. Son günlerin gözde içeri atma gerekçesi olan “cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla tutuklanmış.
Savunmanlar tutuklamaya karşı çıktılar, Deniz Göktaş hakkında serbest bırakma kararının hemen ardından yeniden tutuklandı. Yeniden tutuklanma gerekçesi bu kez “suçu ve suçluyu övmek” ti. Türkiye bir çelişkiler yumağı adeta.
Örnek: İmralı’daki suçlu mu? Suçlu. Şakadan filan suçlu değil.
On binlerce yurttaşın ölümünden sorumlu. “Ayrılıkçılık ve vatana ihanet” ten ömür boyu hapse mahkûm. İktidar onunla pazarlık yürütüyor, herkesten önce onun bilgilenip onay verdiği “çerçeve yasa” Meclis’ten geçiriliyor.
İktidar ortağının lideri onun için “kurucu önder” tanımlamasını kullanıyor. Ama bunların hiçbiri “suçu ve suçluyu övme” sayılmıyor. Bir başka örnek: Şeyh Sait, Cumhuriyetin ilanına karşı çıkmış, yabancıların da desteğiyle ayaklanmış.
Binlerce insan yitiği yaşanmış. Şeyh Sait ve ayaklanmacılar suçlu sayılmış, cezalandırılmış. Bugünkü iktidar döneminde Diyarbakır’da Şeyh Sait’in heykeli dikilmiş.
Ama, bu yüzden hiç kimse “suçu ve suçluyu övme” den soruşturmaya uğramamış. Ulusal Kurtuluş Savaşı döneminde işgalcilerle işbirliği yaptığı gerekçesiyle Teali İslam Cemiyeti yöneticisi İskilipli Atıf, yargılanmış, suçlu sayılmış ve cezalandırılmış. Bugünkü iktidar döneminde Çorum valisi, İskilip kaymakamı, AKP’li Çorum Belediye başkanı, AKP milletvekilleri ve Çorum Hitit Üniversitesi rektörü; İskilipli Atıf’ın ölüm yıldönümü nedeniyle mezarı başında resmi anma töreni düzenlemişler.
Törendeki kamu görevlileri için suç duyurusu yapılmış, haklarında soruşturma izni bile verilmemiş. Dahası, törene katılan dönemin Çorum valisi de bugün İçişleri Bakanlığı’na getirilmiş! Şaka gibi, değil mi?
KEMALİZMİ TASFİYE TASARIMI YENİ Parti lideri Özgür Özel, Halk TV’ye yaptığı açıklamada, Atatürk’ün kurduğu, kendilerinin de emeği bulunan CHP’nin seçilmemişler tarafından yönetilmemesi konusunda Yargıtay’ın bir karar vereceğinden umut ettiğini belirtip dikkat çekici bir noktaya değindi: “Varıp gidip oraya dönecek halim yok. YENİ Parti, yeni yolunda devam edecek. Ama ne olur?
O partinin bir an önce bir kurultaya gitmesi, öyle butlancı falan değil, seçilmiş birileri tarafından yönetiminin devralınması, ondan sonra da kendi kararını kendisinin vermesi lazım.” Bu sözlerden; CHP butlancı figüranlar kadrosundan kurtulsa da Özgür Özel ve arkadaşlarının eski partilerine dönmeyeceği anlamı mı çıkıyor? Eğer öyleyse... Zaten yıllardır CHP’nin kendi içinde ve dışında yürütülen CHP’yi Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerinden sıyırma çabaları vardı.
Yeni atakla, işbirlikçi çevrelerce bağımsız, özgün bir doğrultu izleyen Kemalist çizgiyi ülkemizdeki siyaset alanından tümüyle tasfiye etme tasarımları büyük ölçüde başarıya ulaştırılmış olur. GÖKÇEK ÇENESİYLE DIŞARIDA... Meslektaşımız Murat Ağırel, Melih Gökçek ve ailesiyle ilgili sağlam belgelere dayalı savlar ileri sürdü.
Kanıtlarını da savcılığa sundu. Muhalif bir belediye başkanı için bırakın belgeyi, iktidar yandaşları bir dedikoduyu ya da söylentiyi dile getirseler, o belediye başkanı kendisini sabahın köründe Emniyet’in nezarethanesinde bulurdu. Ardından elbette tutukluluk ve cezaevi yolu gözükürdü.
Ama Melih Gökçek dışarıda. Her zaman yaptığını yapıyor. Yalnızca çene yarıştırıyor.
CEZA KOLONİSİ Sıra AKP’nin eski başbakanı Ahmet Davutoğlu ’nu 5 yıl önce yaptığı bir konuşmadan dolayı soruşturmaya geldi. Artık düzen böyle: Her muhalif Saray’ın cezasını tadacak.