sondakika.com
Son Dakika

Sun Ra Arkestra’nın manifestosu İstanbul’da yankılandı

Müzik tarihinin en sıra dışı topluluklarından Sun Ra Arkestra, İstanbul konserleriyle hafızalarda iz bıraktı. Grubun felsefesinden komün yaşamına, dijitalleşmeden Afrofütürizm’in köklerine, müziklerini konuştuk.

Fotoğraf: Cumhuriyet

İstanbul’da temmuz ayında iki günlük “kozmik” bir müzik buluşması yaşandı. Kişisel olarak, büyük çaplı konserlerin ardından sosyal medyada gördüğüm kadar görüntüyü videoyu bu konserler için gördüm. Bazıları şehir dışından sırf bu konserler için geldi. Aslında konserlerin verildiği Komünite isimli mekânın kapasitesi sınırlı, büyük çaplı konserler için yapılmış bir mekân değil, daha çok yemek yenip içki içilirken müziğinizi dinlediğiniz bir yer. Ancak Sun Ra Arkestra, 12-13 Temmuz tarihlerinde mekânı birbirine kattı desek yanlış olmaz çünkü oturarak dinlenemeyecek bir müzikti bu. Topluluk hem insanların arasında dolaşarak müziğini yaptı hem de hayranlarıyla birlikte dans etti.

20. yüzyıl müzik tarihinin en nevi şahsına münhasır figürlerinden Sun Ra, müziği hiçbir zaman yalnızca bir ses dizilimi ya da sahne performansından ibaret görmedi. Onun dünyasında müzik; insanlığı dönüştürebilecek, zihinsel sınırları yıkıp bedeni ve ruhu dünyevi kısıtlamaların ötesine taşıyabilecek kozmik bir güç, adeta başka bir evrene açılan bir kapıydı. Sun Ra, Satürn’den görevli olarak geldiğini iddia ettiği Dünya’ya 1993 yılında veda ederken kurduğu ve bir müzik grubundan ziyade ruhsal bir yaşam topluluğu niteliği taşıyan Sun Ra Arkestra da bu felsefenin canlı bir uzantısı olarak varlığını bugün de sürdürüyor.

Sun Ra’nın temellerini attığı felsefe, bugün “Afrofütürizm” başlığı altında sinemadan edebiyata popüler kültürün merkezine yerleşmiş durumda. Ancak bu kavram Sun Ra için estetik bir trend veya pazarlama unsuru değil; siyahi varoluş adına bir “hayatta kalma ve özgürleşme” manifestosuydu.

Temmuzun 12 ve 13. günlerinde Kadıköy’de konser veren grupla çok kısa da olsa sohbet etme şansı yakaladık. 21. yüzyılın getirdiği yeni krizler ve dijitalleşme çağında Arkestra’nın “kozmik şifa ve uyanış” misyonunun bir form değiştirip değiştirmediği sorulduğunda, grubun yanıtı müziğin temel özünün korunduğunu ama ağırlık merkezinin kaydığını gösteriyor. Asıl formun zaten Sun Ra’nın müziğinin kendisi olduğunu belirten ekip, “Ancak bugün insanların zihinsel ve ruhsal frekansını yükseltmek için müzikal mantralara, yarattığımız o ritmik akışlara (groove) ve Sun Ra'nın sözlerine çok daha fazla vurgu yapıyoruz” diyor.

Öte yandan, yenilikçi araçlara ve teknolojilere yaklaşımı düşünüldüğünde Sun Ra’nın ileri görüşlülüğü de daha iyi anlaşılıyor. Yapay zekanın ve dijital teknolojilerin müziği yeniden şekillendirdiği günümüzde Sun Ra yaşasaydı, bu araçlardan kaçmak yerine onları anında kendi kozmik evrenine dahil ederdi diyen ekip üyeleri, Sun Ra’nın bugün yaşaması halinde tüm gruba elektronik enstrümanlar çaldıracağını, hatta performanslar sırasında görsel tasarımlar ve kurgular da ürettireceğini dile getiriyorlar.

Tüm bu felsefi ve teknolojik vizyonun arkasında ise Arkestra’yı eşsiz kılan bir yaşam pratiği yatıyor. Philadelphia’daki meşhur evde başlayan ve nesiller boyu aktarılan bu komün hayatı, Sun Ra’nın katı disiplin mirasıyla birleştiğinde müzisyenlerin egosunu ve sanatsal arayışlarını benzersiz bir biçimde şekillendiriyor. Bir arada yaşamanın insan ruhu üzerindeki etkisini anlatan ekip, ortak yaşamın insanın egosunu törpülediğini ve alçakgönüllülük kazandırdığını belirtiyor. Ancak bu durumun tam aksi bir sonuç doğurabileceğine de dikkat çekilerek Arkestra’nın o yazısız kuralı hatırlatılıyor: Derinde, gerçekte neyseniz, nasılsanız ve kimseniz... Arkestra onu aynen dışarı çıkarır.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü