sondakika.com
Son Dakika

Suriye: Şam merkezi yönetimi dayatırken Kürtler anadili kazanımını korumakta ısrarlı

Kuzey ve Doğu Suriye'nin Şam merkezi yönetimine entegrasyonu ilerlerken, Kürtçe eğitimin geleceği anlaşmazlığın merkezine yerleşti. Şam Kürtçeyi “ulusal dil” olarak tanıdı ama, Kürtlerin 2012'den bu yana olduğu gibi eğitim dili olarak korunmasını talebini işitmek istemiyor.

Fotoğraf: Bianet

Suriye'de hükümet 2012'den 2025 sonuna kadar ülkenin esasen Kürt otoritesi altında şekillenen kuzeydoğusunda Şam'ın otoritesini yeniden tesis çabalarını artırıken, Kürtler 15 yıla yakın bir dönemde geliştirdikleri eğitim düzeninin temel kazanımlarının başında gelen Kürtçe anadilinde eğitimin sürdürülmesinde ısrarlı.

Reuters'ın 15 Eylül'de Qamişlo'dan geçtiği habere göre, Şam yönetimi Kürtçeyi “ulusal dil” olarak tanıdı ve Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde devlet okullarında okutulmasının önünü açtı. Ancak yeni düzenleme Kürtçeyi bütün derslerin okutulduğu eğitim dili olarak kabul etmiyor.

Yeni sistemde Kürtçe haftada üç ders saati okutulabilecek; tarih, coğrafya, sosyal bilimler ve felsefe gibi bazı dersler Kürtçe verilebilecek. Matematik ve fen bilimlerinin ise Arapça olarak okutulması öngörülüyor.

Kürtçe ders mi, eğitim dili mi?

Anlaşmazlık Kürtçenin varlığının tanınıp tanınmamasında değil, hangi statüyle tanınacağından kaynaklanıyor.

Baas egemenliğinde eğitimde esamisi okunmayan, kullanımı ağır yaptırımlarla sınırlandırılan Kürtçe, 2012'den sonra Kuzey ve Doğu Suriye'deki özyönetim döneminde kurulan eğitim sisteminde temel dillerden biri hâline gelmişti. Özyönetim, Kürtçenin yanı sıra Arapça ve Süryaniceyi de eğitim dili olarak kabul etmiş, toplulukların anadillerinde eğitim görmesini sistemin temel ilkelerinden biri haline getirmişti.

Kürt eğitim kurumları mevcut entegrasyon sürecinde yeni düzenlemenin Kürtçeyi eğitim dili olmaktan çıkararak bir derse ve sınırlı öğretim dili statüsüne gerilettiğini belirtiyor. Öğrenciler, öğretmenler ve aileler de çeşitli kentlerde Kürtçe eğitimin korunması talebiyle gösteriler düzenledi.

Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi liderlerinden İlham Ahmed, Reuters'a Kürtçenin ulusal dil olarak tanınmasını “iyi bir ilk adım” olarak değerlendirdi, ancak Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde bütün derslerin Kürtçe okutulabilmesini istediklerini söyledi. Kürt tarafı bu hakkın yeni Suriye Anayasası'nda güvence altına alınmasını talep ediyor.

Şam ise bütün müfredatın Kürtçeye çevrilmesinin, hem öğretmen bulunması hem de öğrencilerin daha sonra Arapça yürütülen üniversite eğitimine geçmeleri bakımından güçlük yaratacağını savunuyor.

Kürt öğretmenler de, yıllardır Kürtçe eğitim gören öğrencilerin bir anda Arapça eğitime geçirilmesindense, en az 1-2 yıllık bir geçiş dönemi istiyor.

Eğitim alanındaki görüşmelerde bazı ilerlemeler sağlandı. Şam Eğitim Bakanlığı, Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi döneminde verilen temel eğitim belgelerini tanıdı ve bölgede faaliyet gösteren 938 okulu devlet eğitim sistemine dahil etti.

Böylece Kürt yönetimine bağlı okullarda eğitim gören öğrencilerin diplomalarının tanınması ve devlet okullarıyla üniversitelere geçişlerinin önündeki önemli bir engel kaldırıldı. Ancak eğitimin hangi dilde sürdürüleceği sorunu çözülmeden kaldı.

Sîpan Hiznî cinayeti güvenlik kaygısını büyüttü

Eğitim tartışması sürerken yaşanan iki ağır güvenlik olayı entegrasyon sürecini tökezletti.

Şam'la varılan anlaşmalar çerçevesinde Suriye ordusuna katılan eski SDG mensubu Kürt Sîpan Hiznî (Sami Şeyhmus Hiso) Hesekê yakınlarında kaçırılarak öldürüldü.

Cinayet, Qamişlo, Hesekê, Dêrik ve Rojava'nın diğer bölgelerinde protestolara yol açtı. Kürt siyasi çevreleri faillerin bulunmasını isterken, Suriye'nin yeni askerî ve güvenlik yapısına katılan Kürtlerin güvenliğinin nasıl sağlanacağı sorunu gündeme yerleşti.

Suriye makamları, cinayetin baş şüphelisinin belirlendiğini açıklamış olsalar da şüpheli henüz yakalanarak hakim önüne çıkarılmış değil.

Kobanê Cezaevi'nde 12 Eylül'de çıkan isyan ve yangında, Suriye devlet makamlarına göre en az 7 tutuklu öldü. Kürt kaynakları ve sekiz Kürt siyasi partisinin oluşturduğu ittifaksa, aslında 9 kişinin öldüğünü bildirerek bağımsız bir soruşturma talep etti.

Associated Press'in aktardığı bilgilere göre, cezaevi olay sırasında henüz Şam yönetimine devredilmemişti ve Kürt güçlerin kontrolündeydi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, isyanın bazı tutukluların Halep'teki cezaevlerine nakledileceği haberleri üzerine başladığını bildirdi.

Olay, Kuzey ve Doğu Suriye'deki cezaevleri, mahkemeler ve iç güvenlik kurumlarının Şam'a hangi koşullarda devredileceği sorusunu da gündeme getirdi. İlham Ahmed olayın araştırılması için bir soruşturma komisyonu oluşturulduğunu açıkladı.

Ankara: Fesih sahada da tamamlanmalı

Ankara'nın kesintisiz takip ettiği süreçlerin başında, SDG'nin bağımsız askerî yapısının ortadan kaldırılması ve merkezi devlet kurumlarına entegrasyonun tamamlanması geliyor.

Ankara Esad rejimi devrildiğinden beri, Suriye'de “tek devlet, tek ordu” modelini savunuyor ve SDG'nin ayrı askerî ve güvenlik yapılanmasını sürdürmesine karşı çıkıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 13 Eylül'de Şam'da Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında SDG'nin fesih ve entegrasyon kararını olumlu karşıladıklarını söyledi ancak, “Bunun alanda vakit kaybetmeden pratiğe evrilmesini ve sonuçlanmasını bekl[ediklerini]" de vurguladı.

Fidan, aynı açıklamada Suriye'de hiçbir grubun etnik kimliği nedeniyle baskıya uğramaması gerektiğini belirterek, Kürtlerin yeni düzende “eskisinden daha fazla kendilerinden emin, daha özgür, daha müreffeh” hissetmelerinin amaçlanması gerektiğini söyledi.

Ancak, Ankara'dan Sîpan Hiznî cinayeti, Kobanê Cezaevi'ndeki ölümler veya Kürtçe eğitim konusundaki son anlaşmazlıkla ilgili bir açıklama gelmedi.

Kürt yönetimi Ankara'yla görüşmek istiyor

Kürt yönetimi ise Ankara'yı sürecin dışında görmüyor.

İlham Ahmed 7 Eylül'de Türkiye'den gazetecilere, “Türkiye istese de istemese de Kürt meselesinin muhatabıdır.” diyerek Ankara ile doğrudan siyasi temas kurulmasını istemişti.

Mazlum Abdi de daha önce Türkiye ile “temaslar ve diyalog kanalları” bulunduğunu açıklamış ve ilişkilerin geliştirilmesini istediklerini belirtmişti. Çağrılar Ankara'nın temel koşul olarak ileri sürdüğü SDG'nin bağımsız askerî yapısının sona erdirilmesi sürecinin ilerlediği bir dönemde geliyor.

Askerî entegrasyondan hakların statüsüne

Şam ve Kürtler arasındaki anlaşmazlığın ağırlık merkezi bu kapsamda giderek askerî entegrasyondan entegrasyon sonrasına taşınacak haklara kayıyor.

SDG'nin merkezi devlete bağlanması sürerken, eğitim, yerel yönetim, iç güvenlik, yargı ve cezaevlerinin geleceği ve Kürtlerin kültürel ve siyasal haklarının anayasal statüsü kesinleşmiş değil. Henüz halk onayına sunulmuş bir Anayasa da yok. Ülke Mart 2025'te yürürlüğe konulan Anayasal Bildirge'yle geçiş dönemini sürdürüyor.

Suriye’de geçici anayasa bildirgesi: "İslam hukuku yasaların temel kaynağıdır"

Şam Kürtçeyi tanırken temel devlet kurumlarını ülke çapında yeniden merkezileştirmeye çalışıyor. Ankara ayrı bir askerî yapılanmaya karşı çıkarak bu modeli destekliyor; Kürt tarafı ise entegrasyonun 2012'den bu yana elde edilen dil, eğitim ve yerel yönetim haklarını ortadan kaldırmamasını istiyor.

Kürtçe eğitim tartışması bu nedenle yeni dönemin temel sorusu olarak Kuzey ve Doğu Suriye'nin merkezi devlete entegrasyonunun, Kürtlerin kazanımlarının yeni Suriye'ye taşınması şeklinde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin de anahtarı olarak beliriyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü