Orta Doğu ve Güney Asya jeopolitiğinde derin yaralar açan Talibanrejiminin Kabil'e girişinin 5. yılında, Afganistan'da kadın hakları tamamen askıya alınmış durumda. Bilim dergisiNaturebünyesinde yayımlanan kapsamlı rapor ve uluslararası insan hakları örgütlerinin verileri, küresel aktörlerin ticari ve bölgesel dengeler uğruna 20 milyondan fazla Afgan kadınını ve kız çocuğunu sistemli bir şekilde kaderine terk ettiğini belgeledi.
BMverilerine göre, rejimin iktidarı ele geçirdiği 2021 yılından bu yana2,4 milyon kız çocuğu ortaöğretimden mahrum bırakılırken, 100 bini aşkın genç kadının üniversite eğitimi engellendi. Kadınların iş gücünden tamamen çekilmesinin Afgan ekonomisine yıllık maliyetinin ise 1 milyar doları aştığı belirtiliyor.
KİTAPLAR YASAKLANIYOR, "KADIN SESİ" YASAK SAYILIYOR
Taliban yönetiminin eğitim ve sosyal hayata yönelik baskıları tam anlamıyla bir toplumsal cinsiyet kıyımına dönüştü. Yükseköğretim Bakanlığı tarafından çıkarılan kararnamelerle, üniversitelerde kadın yazarlar ile Batılı veya İranlı yazarlara ait 680 kitabın okutulması yasaklandı. Müfredattan toplumsal cinsiyet, kadın hakları, insan hakları ve demokrasi dersleri tamamen çıkarıldı.
Ayrıca yürürlüğe konulan son "Ahlak Yasası" kararnameleriyle kadınların kamusal alanda seslerinin duyulması dahi yasaklandı. Yasalarda yapılan düzenlemelerle evlilikte asgari yaş sınırı kaldırılarak çocuk yaşta evliliklerin önü açıldı. Kadınların BM tesislerine girmesi engellenirken, Bamyan'daki son sağlık bilimleri enstitüsünün de kapatılmasıyla kadınların sağlık eğitimi alma imkânı tamamen ortadan kaldırıldı. Tıp eğitiminin durdurulması nedeniyle ülkenin önümüzdeki yıllarda devasa bir kadın sağlık çalışanı kriziyle ve dünyadaki en yüksek anne ölüm oranlarıyla karşı karşıya kalacağı vurgulanıyor.
BATI ÜLKELERİNDEN SIĞINMACI ENGELİ: "VİZE FRENİ" UYGULANIYOR
Afganistan'da kadınlara yönelik sistematik baskı sürerken, uluslararası kamuoyu ve Batılı devletler kapılarını kapatmaya devam ediyor. Yıllardır Afgan sığınmacılara ev sahipliği yapan komşu ülkeler Pakistan ve İran, son bir yıl içinde 1,5 milyona yakın Afgan'ı zorla ülkeye geri gönderdi.
İngiltere ve ABD gibi ülkeler ise iltica taleplerini gerekçe göstererek Afgan vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamalarını sıkılaştırdı. İngiltere hükümetinin sığınma başvurularını engellemek amacıyla yürürlüğe koyduğu "vize freni" politikası, akademik çevrelerin ve sivil toplum kuruluşlarının sert tepkisine yol açtı. Üniversiteler ve insan hakları örgütleri, yaşam hakları tehdit altındaki kadın araştırmacı ve öğrencilere vize kısıtlaması uygulanmasının yeni bir insani kriz yarattığı konusunda uyarıyor.
ÇEVRİMİÇİ EĞİTİM OLANAKLARI İNTERNET KESİNTİLERİYLE ENGELLENİYOR
Tüm baskılara ve hayati tehlikelere rağmen Afgan kadınları eğitime ulaşmak için alternatif yollar arıyor. Katar merkezli faaliyet gösteren Afganistan Amerikan Üniversitesi'nin (AUAF) açtığı 281 kişilik çevrimiçi kontenjana 21 binden fazla başvuru yapılması, ülkedeki eğitim talebinin ve direncin boyutunu gözler önüne seriyor.
Ancak uzmanlar, rejim tarafından uygulanan ülke genelindeki internet kesintilerinin ve altyapı müdahalelerinin çevrimiçi eğitim platformlarını da her an işlevsiz kılabileceği konusunda uyarıyor. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi yetkilileri, Afganistan'ın dünya medyasındaki manşetlerden düşmesinin krizin bittiği anlamına gelmediğini belirterek, uluslararası topluma bu toplumsal cinsiyet ayrımcılığı rejimine karşı acil eylem çağrısında bulunuyor.