sondakika.com
Son Dakika

Tarih tekerrür mü ediyor? - A. Refik Kutluer

Bugün dünyayı yeni bir büyük savaş tehlikesine sürükleyen sıcak çatışmaların arkasında kimler var?

Fotoğraf: Cumhuriyet

Bugün dünyayı yeni bir büyük savaş tehlikesine sürükleyen sıcak çatışmaların arkasında kimler var? Kararları devletler mi veriyor, yoksa devletleri aşan ekonomik ve jeopolitik çıkarlar mı belirliyor? Rusya’nın 5 bin 459, ABD’nin 5 bin 177, Çin’in 600, Fransa’nın 290, İngiltere’nin 225, Pakistan’ın 170, Hindistan’ın 180, İsrail’in 90 ve Kuzey Kore’nin 50 adet nükleer silah başlığı var. (1) Varsayalım ki İran nükleer savaş başlığına sahip veya bunları üretebilecek durumda, ya diğer nükleer güç sahibi ülkelerin yarattığı tehlike?

“Sağduyu” hangi ülkenin idaresinde daha hâkimdir? Bir “çılgın” liderin kararıyla dünyamızın savaşa sürüklenme tehlikesi nasıl görmezden gelinebilir? Soğuk Savaş dönemindeki güç dengesi, ABD ile Sovyetler Birliği arasında doğrudan büyük ölçekli bir savaşı büyük ölçüde caydırıyordu.

Şimdi bu dengenin yerine, dünya pastasının paylaşılma anlaşmasının etkin olduğunu görüyoruz. Çok yakında dünya çip pazarının yüzde 70’inin tek bir ülkenin eline geçmesine şahit olacağız. Ne yazık ki gücü yetenin gücünü istediği gibi kullanabildiği bir dönemdeyiz, yani orman kanunları geçerli.

Dünyanın süper gücü Savunma Bakanlığı’nın ismini “savaş bakanlığı” olarak değiştirerek zaten olası bir “dünya savaşı”nı ilan etmedi mi! Trump’ın gümrük vergileri atağı, doların tahtının sarsılması, tehlikeli boyutta artan nüfus, bu nüfusu gereksiz kılan yapay zekâ evrimi ve hızla büyüyen gelir farkı ile de yanan ateş körüklenmektedir. Unutmamak gerekir ki dünyanın en borçlu ülkesi ABD “ABD Doları”nın dünya parası olma özelliğini yitirmesine dayanamaz; bu bile tek başına bir “dünya savaşı” nedenidir!

Doların değerindeki düşüş ve ABD’nin borç dinamikleri, rezerv para statüsünün geleceği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendiriyor. TROYA’DAN GÜNÜMÜZE Gerçek şu ki henüz gelişimini tamamlamamış olan insanoğlu hep birbirini öldürmeye meyilli olmuştur. Bu öldürme içgüdüsü tarih boyunca savaşlara ve dört kez de “dünya savaşı”na zemin hazırlamıştır.

Evet, 4. dünya savaşı tehlikesiyle karşı karşıyayız. Maalesef bu tehlike sürekli sıcak tutuluyor, kimilerince bilinçsiz, ancak bazılarınca gayet bilinçli olarak! Ve görüyoruz ki dünya savaşlarının ardında yatan sebepler çok benzerdir.

Bugünkü anlamıyla bir dünya savaşı olmasa da Troya Savaşı, dönemin Doğu Akdeniz ve Anadolu dünyasındaki güç, ticaret ve kaynak rekabetlerini anlamak açısından önemli bir örnektir. O yıllarda Mısır, Hitit, Antik Yunan, Babil medeniyetleri ve Ortadoğu şehir devletleri ile dünyanın merkezi Anadolu ve çevresiydi. Yaşanan kuraklık, volkanik patlamalar, depremler ve ekonomik bozulmanın yarattığı sivil huzursuzluk ile toplu göç hareketleri sonucunda dünya bir krize girmişti.

Silah yapımı için elzem olan “bronz” ve “kalay” ile kuraklık döneminin en önemli ürünü olan buğday ticaretinde Çanakkale Boğazı çok önemliydi. Günümüzde küresel petrol aktarımının yaklaşık yüzde 20’sinin yapıldığı Hürmüz Boğazı gibi, Çanakkale Boğazı, ticaret ve ulaşım bakımından stratejik bir geçiş noktasıydı. Ekonominin bozulduğu o dönemde, bu ticaret yollarını kontrol etmek için savaş kaçınılmaz duruma gelmişti.

BUGÜNÜN STRATEJİSİ Bugün, Türkiye’nin yapması gereken ise ülkemizin coğrafi avantajının getirdiği olanakla, enerji ve diğer ürünlerin nakliyesi için Hürmüz’e seçenek olabilirken, bunun siyasi ve askeri gücüyle korunmasını sağlamaktır. Birinci Dünya Savaşı ise yine ekonomik nedenlerle başlamıştır. Almanya ve İtalya’nın, sömürgecilik sayesinde zenginleşen İngiltere ve Fransa’dan geri kalmış olmaları, Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetindeki Ortadoğu’nun yer altı kaynaklarından pay alma isteği ve yüzyılın başındaki parasal kriz bu savaşı körüklemiştir.

1929’daki Büyük Buhran’la birlikte çöken uluslararası ticaret, Versay Anlaşması’nın şartlarının yarattığı intikam duygusu ve tehlike olarak görülen komünizm karşısında milliyetçi partilerin yükselişi, 1939’da yeni bir dünya savaşını hazırlamış ve İkinci Dünya Savaşı çok daha yıkıcı olmuştur. Gelecekte tarihçiler “üçüncü dünya savaşı”nın 2022’de Rusya-Ukrayna savaşıyla başladığını yazacaklardır. Ekonomik krizler, kaynak rekabeti, jeopolitik hesaplar ve teknolojik dönüşümler savaşların koşullarını hazırlayabilir ancak tüm savaşların gerçek nedeni ise henüz yeterince olgunlaşmamış “insan”dır.

Hemcinsini sebepsiz yere öldüren birkaç yaratıktan biri olan insanoğlu, gelişimini tamamlayıncaya kadar savaşlar kaçınılmazdır. “Dördüncü dünya savaşı” büyük olasılıkla taş ve sopayla olacak, ama döngü ne yazık ki böyle devam edecektir. --- (1) Veriler, Nükleer Silahların Yasaklanması Takibi ve Uluslararası Nükleer Silahları Kaldırma Girişimi (ICAN) tarafından yayımlanan “Önceden Tasarlanmış: 2025’te Nükleer Silah Harcamaları” başlıklı rapordan alınmıştır. A.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü