sondakika.com
Son Dakika

The Economist’in derdi ne?

The Economist’in Daron Acemoğlu’nu hedef alan saldırısı gerçekten çirkindi.

Fotoğraf: Cumhuriyet

The Economist ’in Daron Acemoğlu ’nu hedef alan saldırısı gerçekten çirkindi. The Economist, egemen sermayeye dalkavukluk yaparken her zaman olayların gerisinde kalır. Örneğin William Greider ’in 1997’de krizden birkaç ay önce yayımlanan, The Manik Logic of Global Capitalism, yapıtına, “Hiç aşırı üretim olur mu, saçmalama” gibisinden saldırmıştı.

Asya krizi, ardından 2001 teknoloji krizi patlayınca, Economist tükürdüğünü yaladı “aşırı üretimden, kapasite fazlasından” yakınmaya başladı. Economist , bazen değerli veriler sunar ama teorik analizlerini ciddiye almaya değmez. Peki, derdi ne?

“Dalkavukluk” bir etken: Acemoğlu teknolojik ilerlemenin sonuçlarının uygun kurumlarla denetlenmesini, YZ’nin işçilerin yararına kullanılmasını savunuyor; egemen sermayenin teknolojik iyimserliğini sorguluyor; Economist’in Acemoğlu’nun çare aradığı sorunlar karşısında da sunacak bir çözüm önerisi yok. SON GÜNLERDE HABERLER... Borç piyasalarından merkez bankalarına, stratejik enerji rezervlerinden kritik hammadde ve tedarik zincirlerine, uluslararası piyasalardan Japonya’ya uzanan sinyaller, küresel finans sisteminde sistemik kırılganlığın arttığına işaret ediyor.

ABD’de 40+ trilyon dolar kamu borcu, büyük bütçe açığı etkisiyle uzun vadeli hazine tahvili faizleri artıyor; yapay zekâ yatırımlarındaki yüksek değerlemeler, Nvidia ve “büyük ölçekçi” teknoloji şirketlerini birbirine bağlayan finansman zincirleri, artan kaldıraç ve borsa ile borç piyasalarının iç içe geçmesi yeni riskler yaratıyor. Merkez bankalarının hareket alanı da geçmişe göre daha dar. Enflasyon yeniden yükselirken faizleri hızla indirmek veya devasa kamu borçları karşısında büyük ölçekli parasal genişlemeye dönmek ne kolay ne de ABD Hazine Bakanı Bessent ’in çabalarının gösterdiği gibi etkili.

Kırılganlık yalnızca finansal değil. ABD’nin stratejik petrol rezervi yaklaşık 290 milyon varile geriledi; Japonya, Almanya ve İngiltere’de de petrol veya gaz rezervleri çeşitli ölçülerde aşınıyor. Körfez’deki jeopolitik gerilim ise petrolün yanı sıra amonyak, üre, kükürt, fosfat ve helyum gibi kritik girdilerin küresel arzını, fiyatlarını etkiliyor.

Japonya’da yükselen tahvil faizleri, “carry trade” riskleri, Güney Kore’deki sert borsa dalgalanmalarıyla birleşiyor. Finansal, parasal, jeopolitik ve tedarik sistemlerindeki gerilimler giderek birbirine bağlanıyor. Böyle bir ortamda küçük bir şokun büyüyerek sistemik bir krize dönüşme riski artıyor.

VE UZUN DÖNEM Finans piyasalarındaki kırılganlıklar, daha derin, uzun dönemli bir dönüşümün belirtileri. Jeopolitik parçalanma, yüksek borç ve düşük büyüme, iklim krizi, kaynak kıtlığı ve yapay zekânın yarattığı teknolojik sıçrama kesişiyor. Küresel sistem, ABD hegemonyasının tükenmesi ve Çin’in yükselişiyle, çok kutuplu bir yapıya evrilirken dönüşümleri yönetecek çok taraflı kurumların yokluğu giderek daha çok hissediliyor.

Ticaret, teknoloji, enerji, kritik hammaddeler, su/ gıda kaynakları, hatta göçmen dalgaları giderek jeopolitik rekabet araçlarına dönüşüyor. Aynı zamanda yaşlanan nüfus, savunma harcamaları, enerji dönüşümü, iklim uyumu ve yapay zekâ yatırımları devasa mali ve doğal kaynak gerektirirken devletlerin borç yükleri manevra alanlarını daraltıyor. Tüm bunların üzerine, iklim değişikliği, su-gıda kıtlığı, biyolojik çeşitliliğin aşınması kapitalist sistemin dayandığı doğal zemini aşındırıyor.

Yapay zekâ ise yalnızca üretkenliği artıran yeni bir teknoloji değil; bilgi, sermaye, savaş ve karar alma süreçlerini dönüştürerek insanların kurduğu ekonomik ve siyasal kurumların uyum hızını aşabilecek bir güç haline geliyor. Bu sorunların herhangi birinin tek başına yarattığı tehlikeden çok, birbirlerini beslemeleri, uygarlık düzeyinde, bütünsel bir risk yaratıyor: Finansal, ekonomik, ekolojik, teknolojik ve jeopolitik krizler kesiştiğinde, sistemin krizleri absorbe etme kapasitesi üzerinde soru işaretleri oluşuyor. Acemoğlu bu “absorbe etme kapasitesi” üzerinde yoğunlaşıyor.

Financial Times bile sık sık egemen sermayenin yaklaşımını, liberalizmin, kapitalizmin uzun dönemli istikrarı adına sorgulamaktan çekinmiyor. “İşçi sınıfı için liberalizm” (serbestiyet) savından nem kapan Economist teknoloji oligarşisini savunmakla meşgul.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü