Tıp ve biyokimya dünyasında, yaygın kullanılan kan sulandırıcı ilaçların nadir de olsa yol açtığı hayati risklere karşı tarihi bir keşfe imza atıldı. Kanada McMaster Üniversitesi uzmanlarının ortak yürüttüğü ve saygın bilim dergisi Nature Communications bünyesinde yayımlanan araştırma, heparine bağlı pıhtılaşma krizlerinin biyolojik haritasını çıkardı.
Tıpta "Heparine Bağlı Trombositopeni" (HIT) olarak bilinen ve müdahale edilmediği takdirde inme, kalp krizi, uzuv kaybı ile ölüme yol açabilen tablonun arka planında, kanda doğal olarak bulunan "Trombosit Faktör 4" (PF4) proteininin biçim değiştirmesi yatıyordu.
PROTEİN İÇİNDEKİ GİZEMLİ "MOLEKÜLER ANAHTAR" ORTAYA ÇIKARILDI
İleri düzey Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) spektroskopisi teknolojisini kullanan bilim insanları, PF4 proteini içinde daha önce bilinmeyen bir "moleküler anahtar" tespit etti. Normal şartlarda kapalı ve zararsız bir yapıda duran bu proteinin, kan sulandırıcı heparin ile temas ettiğinde açılarak şekil değiştirdiği saptandı.
Açılan protein yapısını zararlı bir yabancı madde gibi algılayan bağışıklık sistemi, antikolar üreterek kontrolsüz pıhtılaşmayı tetikliyor. Araştırma ekibi, tespit edilen moleküler anahtara müdahale edildiğinde PF4 proteininin kapalı formda kaldığını ve bağışıklık sisteminin saldırı yanıtını tamamen kaybettiğini deneysel olarak kanıtladı.
İNME VE KALP KRİZİNE KARŞI ERKEN TANI İMKANI
Disiplinler arası çalışmaya liderlik eden Prof. Giuseppe Melacini ve Dr. Ishac Nazy, keşfedilen bu hücresel mekanizmanın klinik rutinleri baştan sona değiştireceğini bildiriyor. Protein üzerindeki moleküler değişikliğin tespiti sayesinde; zararlı antikorları ve pıhtılaşma riskini önceden belirleyecek hassas tanı testlerinin geliştirilmesine başlandı.
Hekimlerin pıhtılaşma krizi gerçekleşmeden önce riski saptamasıyla birlikte, felç ve organ kayıplarının önüne geçilecek, tedavi maliyetleri belirgin şekilde düşürülecek.
DİĞER HASTALIKLARA DA YOL HARİTASI OLACAK
Bilim insanları, bu moleküler keşfin yalnızca kan bozuklukları ile sınırlı kalmayacağını vurguluyor. Proteinlerin biçim değiştirmesiyle tetiklenen diğer karmaşık bağışıklık ve otoimmün hastalıkların anlaşılmasında da NMR spektroskopisi tabanlı bu yöntemin yeni bir model oluşturacağı kaydediliyor.