sondakika.com
Son Dakika

TKDF’nin ağustos raporu: 'Koruma kâğıt üstünde'

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre ağustosta yardım hattına gelen başvurularda 48 yeni şiddet vakası kayda geçirildi. Şiddet türleri arasında yüzde 50,77 ile psikolojik şiddet ilk sırada yer aldı.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı, 1-31 Ağustos 2026 tarihleri arasında 195 çağrı aldı. Hatta yapılan başvurular kapsamında 48 yeni şiddet vakası kayda geçirilirken bunların 33’ü ev içi şiddet vakası, 22’si ise evli olunan erkek tarafından uygulanan şiddet olarak kayıtlara geçti. Ağustos ayında 15 kişi sığınma evi talebinde bulundu.

Rapora göre ağustos ayında hatta gelen şiddet ihbarlarında şiddete maruz kalanların yüzde 96.6’sını kadınlar, yüzde 3.4’ünü ise kız çocukları oluşturdu. Şiddete maruz kalanların yaşları 13 ile 46 arasında değişirken ortalama yaş 29 olarak kaydedildi. Şiddet türleri içerisinde ilk sırada yüzde 50.77 ile psikolojik şiddet yer aldı.

Bunu yüzde 32.31 ile fiziksel şiddet, yüzde 9.23 ile sosyal şiddet, yüzde 6.15 ile cinsel şiddet ve yüzde 1.54 ile ekonomik şiddet izledi. Raporda, kadınların çoğunlukla kendilerine en yakın erkekler tarafından şiddete maruz bırakıldığına dikkat çekildi. ‘BUZDAĞININ GÖRÜNEN KISMI’ Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, ev içi şiddet infografiklerinin, kadına yönelik şiddet konusunda “buzdağının görünen çok küçük bir kısmını” gösterdiğini söyledi. Güllü, “Hattan haberi olmayanların, korkudan başvurmayanların, eşitsizliği kabullenenlerin dışında yol bulmaya çalışanların adresinden yansımalar” dedi.

Türkiye’de kadınların yaşadığı şiddete ilişkin temel sorunun yeni bir kanun bulunmaması değil, mevcut yükümlülüklerin zamanında, bütünlüklü ve kararlı biçimde uygulanmaması olduğunu belirten Güllü, şiddetin çoğu zaman ilk başvuruda yüksek riskli bir insan hakkı ihlali olarak değil, “ev içi anlaşmazlık” olarak değerlendirildiğine dikkat çekti. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri konusunda kurumlar arasında ortak, ayrıştırılmış ve kamuoyuna açık bir veri sistemi bulunmadığını belirten Güllü, İçişleri Bakanlığı’nın oluşturduğu kadın cinayetleri verilerini uzun süredir kamuoyuyla paylaşmadığını ifade etti. Verilerin kamuoyuna açıklanmasının yalnızca istatistiksel bir gereklilik olmadığını belirten Güllü, bunun devletin soruna sahip çıktığını ve çözüm için çalışma yürüttüğünü göstermesi açısından da önemli olduğunu söyledi. ‘KESİNTİSİZ TAKİBİ YOK’ Kolluk, savcılık, aile mahkemesi, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), sağlık kuruluşları ve sosyal hizmetler arasında kesintisiz vaka takibi kurulamadığını ifade eden Güllü, kadınların her kuruma yeniden başvurmak zorunda bırakıldığını söyledi.

Güllü, tehdit, ısrarlı takip, silah bulundurma, ayrılma aşaması, geçmiş şiddet ve koruma kararının ihlali gibi ölüm riskini yükselten göstergelerin standart ve güncellenen bir risk değerlendirmesine dönüştürülmediğini belirtti. 6284 sayılı kanun kapsamında verilen uzaklaştırma ve koruma kararlarının uygulanıp uygulanmadığının yeterince izlenmediğini kaydeden Güllü, kararları ihlal eden failler hakkında hızlı ve caydırıcı işlem yapılmamasının koruma kararlarını “kâğıt üzerinde” bıraktığını söyledi.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü