sondakika.com
Son Dakika

Türkiye misket mühimmatı transfer etmeyeceğini açıklamıştı, Ukrayna için ABD’den izin istedi

ABD Kongresi kayıtlarına göre Türkiye, aralarında misket mühimmatı taşıyan 70 M39 ATACMS füzesinin de bulunduğu bir silah paketini Ukrayna’ya transfer etmek istiyor. ABD yönetimi transfere izin vermeye hazır olduğunu Kongre’ye bildirirken Moskova, Ankara ve Washington’dan açıklama talep etti.

Fotoğraf: Bianet

Rusya, Türkiye’nin envanterindeki ABD menşeli silah ve mühimmatların Ukrayna’ya gönderilmesi ihtimalinin Moskova’nın hem Ankara hem de Washington’la ilişkilerine “ciddi zarar” vereceği uyarısında bulundu.

ABD Kongresi kayıtları ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) incelediği transfer belgeleri, Türkiye’nin 70 M39 ATACMS füzesinin yanı sıra milyonlarca patlayıcı alt mühimmat içeren roket ve top mermilerini Ukrayna’ya transfer etmek istediğini gösteriyor. Plan, Türkiye’nin yıllardır misket mühimmatı transfer etmeyeceğine ilişkin beyanlarını da yeniden gündeme taşıdı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, 15 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, ABD Kongresi kayıtlarına yansıyan transfer planıyla ilgili Washington ve Ankara’dan açıklama istediklerini söyledi.

Rusya resmi haber ajansı TASS’ın aktardığına göre Zaharova, sevkiyatın savaşın seyrini ciddi biçimde değiştirmeyeceğini savunurken daha fazla can kaybı ve yıkıma yol açacağını, Rusya’nın Washington ve Ankara’yla ikili ilişkilerine de “ciddi zarar” vereceğini öne sürdü.

Zaharova ayrıca Washington ve Ankara’nın bir yandan siyasi ve diplomatik çözümden söz ederken diğer yandan Ukrayna’ya silah sağlamasının karşılıklı güveni zedeleyeceğini savundu.

Tartışmanın merkezinde yalnızca ATACMS füzeleri değil, 10 milyondan fazla patlayıcı alt mühimmat içeren misket mühimmatları da bulunuyor. Yeni gelişme bu nedenle Türkiye’nin Ukrayna’ya askeri desteğinin yanı sıra Ankara’nın Rusya-Ukrayna savaşındaki denge siyaseti ve misket mühimmatlarına ilişkin geçmiş beyanları açısından da dikkat çekiyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kongre’ye 3 Ağustos’ta ilettiği ve 6 Ağustos tarihli Congressional Record’da yayımlanan resmi bildirimde, Türkiye’nin 70 M39 ATACMS füzesini Ukrayna’ya kalıcı olarak transfer etmeyi önerdiği belirtiliyor. ABD yönetimi, siyasi, askeri, ekonomik, insan hakları ve silah kontrolüyle ilgili değerlendirmeleri dikkate alarak transfere izin vermeye hazır olduğunu Kongre’ye bildirdi.

Belgede transferi öneren ülke Türkiye, alıcı ise Ukrayna olarak gösteriliyor. Transferin Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) AŞ ile ABD merkezli Pansophico ve Patriot Defense Group üzerinden gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Türkiye’nin gerekçesi, eski savunma malzemelerinden oluşan envanterini azaltarak mali kaynaklarını mevcut sistemlerin modernizasyonu ve idamesine yöneltmek. Ukrayna’nın ise bu sistemlerle Rusya’nın işgaline karşı taarruz ve savunma ateş desteğini güçlendirmek istediği belirtiliyor.

Belge, transferin gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Kongre’nin süreci inceleme ve transfere karşı karar alma imkânı bulunuyor. HRW de 11 Ağustos’ta Kongre’ye transferi engelleme çağrısı yaptı.

ATACMS nedir?

ATACMS, ABD yapımı karadan karaya taktik balistik füze sistemi. M270 ve HIMARS sistemlerinden fırlatılabiliyor.

Türkiye’nin transfer listesinde yer alan M39 modeli yaklaşık 165 kilometre menzile sahip ve her füze hedef bölgesine 950 M74 patlayıcı alt mühimmat dağıtıyor. Bu nedenle M39, misket mühimmatı sınıfında değerlendiriliyor.

HRW’nin 11 Ağustos’ta yayımladığı incelemeye göre Türkiye’nin transfer etmek istediği 256 milyon dolarlık pakette 12 M270 çok namlulu roketatar sisteminin yanı sıra üç tür misket mühimmatı bulunuyor:

  • 70 M39 ATACMS füzesi:Her birinde 950 M74 olmak üzere toplam 66 bin 500 alt mühimmat.
  • 2 bin 524 M26 roketi:Her birinde 644 M77 olmak üzere toplam 1 milyon 625 bin 456 alt mühimmat.
  • 47 bin M509A1 203 milimetrelik top mermisi:Her birinde 180 M42 olmak üzere toplam 8 milyon 460 bin alt mühimmat.

Böylece paketteki misket mühimmatlarının taşıdığı patlayıcı alt mühimmat sayısı toplam 10 milyon 151 bin 956’ya ulaşıyor. HRW, mühimmatların onlarca yıllık eski sistemler olduğuna ve özellikle patlamadan yerde kalan alt mühimmatların siviller açısından uzun vadeli tehlike oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Misket bombası nedir?

Misket mühimmatları; füze, roket, top mermisi veya havadan atılan bombalar aracılığıyla çok sayıda küçük patlayıcı alt mühimmatın geniş bir alana dağıtılması esasına dayanıyor. Bazı alt mühimmatlar yere çarptığında patlamayabiliyor ve savaş sona erdikten yıllar sonra dahi mayın benzeri bir tehlike oluşturabiliyor.

2008 tarihli Misket Mühimmatları Sözleşmesi, taraf devletlerin bu silahları kullanmasını, üretmesini, stoklamasını ve transfer etmesini yasaklıyor. Türkiye, ABD, Rusya ve Ukrayna sözleşmeye taraf değil. Dolayısıyla sözleşmedeki yasak bu dört ülke açısından doğrudan antlaşma yükümlülüğü oluşturmuyor.

Türkiye’nin misket mühimmatlarıyla ilişkisi ilk kez tartışma konusu olmuyor.

HRW’nin Aralık 1994’te yayımladığı bir raporda, Türk Hava Kuvvetleri’nin PKK’ye karşı düzenlediği bazı operasyonlarda misket bombası kullandığına ilişkin dönemin Türkiye medyasında haberler bulunduğu aktarıldı.

Raporda özellikle Ocak 1994’te Kuzey Irak’taki PKK’nin Zaleh kampına yönelik hava harekâtına yer veriliyor. HRW’nin aktardığı bir televizyon haberine göre operasyona F-16 ve F-4 savaş uçakları da katıldı ve atılan toplam 132 bomba arasında misket bombaları da bulunuyordu. HRW, söz konusu bilgiyi dönemin medya haberlerine dayandırıyordu.

Kara mayınları ve misket mühimmatlarına ilişkin kullanım ve politika gelişmelerini izleyen Landmine and Cluster Munition Monitor (Kara Mayını ve Misket Mühimmatı İzleme), Türkiye’nin geçmişte misket mühimmatı kullanmış olabileceğine ilişkin kayıtları değerlendiriyor ancak Türkiye, 2005’ten bu yana bu mühimmatları kullanmadığını belirtiyor.

Türkiye daha önce ne demişti?

Ankara’nın bugünkü transfer planını dikkat çekici hale getiren unsurlardan biri, Türkiye’nin kendi resmi beyanları.

Türkiye’nin Cenevre’deki Daimi Temsilciliği, Misket Mühimmatları Sözleşmesi’nin 2023’teki toplantısında Türkiye’nin 2005’ten bu yana misket mühimmatı kullanmadığını, üretmediğini, ithal veya transfer etmediğini ve gelecekte de bunu yapma niyetinde olmadığını bildirdi. Türkiye aynı tutumu Eylül 2024’te yeniden açıkladı.

Türkiye sözleşmeye taraf olmadığı için bu açıklamalar sözleşmeden doğan hukuki bir yükümlülük niteliğinde değil. Ancak Ankara’nın yıllardır kamuoyuna ve sözleşmeye taraf devletlere açıkladığı resmi politikayı ortaya koyuyor.

2023’teki iddialardan farkı ne?

Türkiye’nin Ukrayna’ya misket mühimmatı gönderdiği iddiası ilk kez gündeme gelmiyor.

Foreign Policy, Ocak 2023’te isimleri açıklanmayan mevcut ve eski ABD’li ve Avrupalı yetkililere dayanarak Türkiye’nin 2022’nin sonlarında Ukrayna’ya ABD tasarımı DPICM tipi misket mühimmatı gönderdiğini yazdı. Türkiye iddiayı reddetti. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar da haberin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Ancak konu daha sonra da tartışılmaya devam etti. Cluster Munition Monitor 2024’e göre Ağustos 2023’te Ukrayna güçlarının elinde Türkiye’de üretilmiş M483A1 misket mühimmatlarını gösteren fotoğraflar yayımlandı. Aynı yıl açıklanan ithalat kayıtlarında ise Ukrayna’nın Türkiye yapımı mühimmat edindiğine ilişkin veriler bulundu, ancak kayıtlarda sevkiyatçı olarak Türkiye değil, Romanya Savunma Bakanlığı’na bağlı ticaret şirketi Romtehnica yer aldı.

Bugünkü durumun 2023’teki tartışmadan temel farkı ise transfer niyetinin artık yalnızca anonim kaynaklara dayanan bir habere konu olmaması. Türkiye’nin ABD menşeli silahları Ukrayna’ya yeniden transfer etme planı resmi ABD Kongresi kayıtlarına yansımış durumda.

ABD de Ukrayna’ya misket mühimmatı gönderdi

Cluster Munition Monitor’a göre Joe Biden yönetimi Temmuz 2023 ile Ekim 2024 arasında Ukrayna’ya en az yedi misket mühimmatı transferi açıkladı. ABD, gönderilen mühimmatların toplam miktarını kamuoyuyla paylaşmadı.

HRW’ye göre ABD savunma bütçelerinde 2009’dan bu yana belirli misket mühimmatlarının ihracatını sınırlayan hükümler bulunuyor. Biden yönetimi ise Ukrayna’ya yapılan transferlerde yasal istisna mekanizmasını kullandı. HRW, mevcut Türkiye-Ukrayna transferi için Trump yönetiminin benzer bir istisna kararı alıp almadığının kamuya açık olmadığını belirtiyor.

Moskova neden Türkiye’ye tepki gösteriyor?

Rusya’nın tepkisinin arkasında yalnızca silahların askeri kapasitesi değil, Türkiye’nin savaş boyunca sürdürmeye çalıştığı diplomatik denge siyaseti de bulunuyor.

Ankara, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteğini sürdürürken Moskova’yla doğrudan temas kanallarını da açık tuttu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 16 Temmuz’da Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ile düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine desteğini yinelemiş, aynı zamanda savaşın başından bu yana her iki tarafla doğrudan temas halinde olduklarını belirtmişti.

Bu nedenle Moskova’nın tepkisi, yalnızca olası sevkiyatın askeri sonuçlarına değil, Ankara’nın savaş boyunca korumaya çalıştığı arabuluculuk ve denge rolüne de yöneliyor. Türkiye’nin bir yandan Moskova’yla diplomatik kanalları açık tutarken diğer yandan Ukrayna’ya yönelik askeri desteğini genişletmesi, Rusya açısından bu denge siyasetinin sınırlarını yeniden tartışmaya açıyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü