Deniz ekosistemlerini ve kıyı ekonomisini tehdit eden plastik kirliliğine karşı Akdeniz ve Ege hattında ortak kalkan kuruluyor.Türkiye’nin kritik sanayi, tarım ve turizm havzalarını barındıran Akdeniz ve Ege kıyılarında düzenlenen Şehir Koordinasyon Toplantıları, bölgesel atık krizini kaynağında durdurmak için tüm paydaşları aynı masada topladı. Adana ve Mersin’de başlayıp Muğla ve Antalya ile devam eden oturumlarda, bölgesel atık yönetimi ve deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik stratejiler ele alındı.Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda ve valiliklerin himayesinde düzenlenen buluşmalara; kamu kurumları, yerel yönetimler, sanayi ve ticaret odaları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ile özel sektör temsilcileri katıldı.Görüşmelerde, plastik kirliliğinin tek bir kurumun veya sektörün imkanlarıyla çözülemeyeceği vurgulanırken, sorunun sadece denizdeki atığı temizlemekle sınırlı kalamayacağı, karasal kaynaklı kirliliğin denizlere ulaşmadan kaynağında engellenmesi gerektiği kaydedildi.Adana’da habersiz denetimler devreye girdiAdana'daki toplantılarda, kentin sanayi ve tarım kapasitesinin yanı sıra Akdeniz Havzası ile olan bağlantısı nedeniyle plastik döngüsünde kilit bir noktada yer aldığına dikkat çekildi. Bu kapsamda atık yönetiminin yalnızca toplama ve bertaraf süreçleriyle sınırlı görülmemesi gerektiği vurgulandı.Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, toplantılarda sorunlara yönelik çözümün nasıl ortaklaştırabileceği üzerinde durulduğunu belirterek, "Çünkü plastik atık konusu tek bir kurumun veya tek bir sektörün kendi başına çözebileceği bir mesele değil.
Piyasada üretimden tüketime, toplamaya ve geri dönüşüme, yeniden kullanımdan kıyı ve denizlerin korunmasına kadar birbiri ile bağlantılı çok geniş bir döngünün parçası. Bu nedenle bizim yaklaşımımız da bütüncül olmak zorunda," dedi.Geçtiğimiz günlerde Akdeniz ve Ege'de milli deniz parkı ilan edilmesine de değinen Ağırbaş, bu girişimlerin doğal zenginliklerin korunması açısından kritik bir yaklaşım olduğunu söyledi. Ağırbaş, "Bu tür koruma adımlarının plastik kirliliği ile mücadele açısından da önemli bir tamamlayıcı olduğunu düşünüyoruz.
Denizleri korumak için denizdeki atığı temizlemek yeterli değil, karadan denize ulaşan kirliliğin de önüne geçmeliyiz," ifadelerini kullandı.Ağırbaş ayrıca, Adana gibi sanayisi ve altyapısı güçlü şehirlerde geliştirilecek çözümlerin Türkiye genelindeki plastik dönüşümüne rehberlik edeceğini vurguladı.Atık ithalatı ve yerel kaynaklı kirleticilere de değinen Ağırbaş, "İster yurt dışından plastik atıkları getirsinler, ister yerelden veya başka illerden temin etsinler, uygun bir arıtma sistemini kurmadıkları ve prosedürleri işletmedikleri zaman plastiğin nereden geldiğinin bir önemi kalmıyor. O zararı çevreye vermeye devam ediyor," uyarısında bulundu.Akdeniz genelinde tespit edilen mikroplastik kirliliği doğrultusunda adımların sıkılaştırıldığını aktaran Adana Valisi Mustafa Yavuz ise atık geri kazanım tesislerine yönelik habersiz denetimlere ağırlık verildiğini belirtti.Vali Yavuz’un paylaştığı verilere göre, 2026 yılı 15 Ağustos tarihine kadar il genelinde gerçekleştirilen bin 785 çevre denetiminin 487'si doğrudan atık yönetimi üzerine yapıldı. 27 Temmuz - 15 Ağustos tarihleri arasında ise tesislerde 159 habersiz denetim icra edildi.
Yavuz, denetimler sonucunda lisanssız faaliyet gösteren 4 tesisin kapatıldığını, mevzuata aykırı hareket eden işletmelere ise toplam 48,6 milyon TL idari para cezası uygulandığını belirtti.Yerel yönetimler tarafından atık getirme merkezlerinin kurulması, sanayi üniversite işbirliğinin güçlendirilmesi ve geri dönüşüm alanındaki ARGE çalışmalarının artırılması gibi çözüm önerilerinin gündemde olduğunu vurgulayan Yavuz, "Plastik ve mikroplastik kirliliği yalnızca çevremizi değil suyumuzu, toprağımızı, tarımsal üretimimizi ve gıda güvenliğimizi de yakından ilgilendiren çok yönlü bir mesele. Sulama suyumuzu ve tarım alanlarımızı mikroplastik kirliliğinden korumak için plastik ve mikroplastik atıklarının sulama kanallarını Akarsulara ve denizlere karışmasını hep birlikte ortak bir iradeyle önlemeliyiz. Bu amaçla atık su arıtma tesisleri düzenli olarak kontrol edilmeli ve denetlenmeli.
Arıtma, filtreleme ve ileri arıtma altyapılarını güçlendirmeliyiz," dedi.Kayıt dışı faaliyetler, ruhsatsız işletmeler ve şehir merkezine yakın kalan atık tesislerinin taşınması gibi konuların ele alındığı kentte; su arıtma tesisleri, sulama kanalları ve mikroplastik kaynaklarını kapsayan detaylı bir "İl Eylem Planı" hazırlığının sürdüğü ifade edildi.Mersin’de milyonluk cezalar ve saha kapatmalarıMersin’deki buluşmada ise 321 kilometrelik kıyı şeridine sahip kentin deniz ekosistemini koruma zorunluluğu öne çıktı. Kentsel atık su arıtma tesislerinden numuneler alınarak analiz süreçlerinin başlatıldığını aktaran Mersin Valisi Atilla Toros, çevreyi kirleten tesislere uygulanan idari yaptırımlara dair somut rakamlar paylaştı.İldeki 20 plastik geri kazanım tesisinin aralıksız denetlendiğini belirten Toros, mevzuata aykırı hareket eden 2 tesis hakkında idari yaptırım uygulandığını bildirdi. Çevre denetimleri kapsamında kesilen para cezalarının boyutu da açıklandı: Mersin’de 2025 yılında toplam 59 milyon 246 bin 75 TL, 2026 yılında ise şu ana kadar 49 milyon 395 bin 812 TL idari ceza uygulandı.Samed Ağırbaş ise burada yaptığı konuşmada, "Denize ulaşan plastik yalnızca bir çevre kirliliği meselesi değil, ekosistemimizi ve gelecek nesillerimizi ilgilendiren uzun vadeli bir sorun.
Bu nedenle Türkiye'nin deniz ve kıyı sistemlerini korumaya yönelik attığı adımları son derece kıymetli buluyoruz," ifadelerini kullandı.Muğla ve Antalya hattı: Turizm ve kıyı ekosisteminin korunmasıAdana ve Mersin’in ardından istişare sürecinin dâhil olduğu Muğla ve Antalya buluşmalarında da benzer bir yaklaşım sergilendi. Ege ve Akdeniz’in en hassas kıyı şeritlerine, koruma alanlarına ve yoğun turizm hareketliliğine sahip bu illerde, karasal atıkların denizle buluşmasının engellenmesi öncelikli gündem maddesi oldu. Yerel dinamiklerin ve bölge ölçeğindeki iyi uygulamaların paylaşıldığı bu toplantılar, turizm ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki dengenin kurulması açısından kritik bir zemin sağladı.Muğla’daki toplantıda, kentin plastik döngüsünün değerlendirilmesinde turizm sektörünün önemli bir paydaş olduğuna dikkat çekilirken, sürdürülebilir turizm anlayışının plastik kullanımının azaltılması ve kaynakların verimli kullanılmasıyla desteklenmesi gerektiği ifade edildi.Çalışmaların idari ve uluslararası çerçevesi, BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un liderliğinde yürütülen iklim eylemleriyle bağdaştırılıyor.Ağırbaş, toplantılarda yaptığı değerlendirmede, plastik kirliliği ile iklim krizinin birbirinden bağımsız ele alınamayacağını söyledi.
Ortak aklın sadece aynı fikirde olmak değil, eksikleri açıkça ortaya koymak anlamına geldiğini belirten Ağırbaş, dört ilden elde edilecek saha çıktılarının ulusal stratejiye temel teşkil edeceğini ifade etti.Saha verileri İstanbul’daki ulusal çalıştaya taşınacakAkdeniz ve Ege hattındaki dört şehirden elde edilen saha tecrübeleri ve yerel talepler; 31 Ağustos - 1 Eylül tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan Türkiye Plastik Atık Çalıştayı'na aktarılacak.17 bakanlık, 40’tan fazla genel müdürlük, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleşecek olan çalıştayda; plastik üretimi ve tasarımı, sürdürülebilir tüketim, atık yönetimi, geri kazanım, mikroplastikler, insan sağlığı, finansman ve uluslararası iş birliği gibi konular 15 ayrı tematik masada ele alınacak. Ayrıca deniz kıyısındaki illerin mülki idare amirlerinin katılacağı özel bir "Valiler Oturumu" organize edilecek. Çalıştayın ardından Türkiye’nin kıyı ve deniz koruma yol haritasını çizecek olan "Türkiye Plastik Döngüsü Sonuç Raporu" kamuoyuna duyurulacak.Atılan adımlar, bölgenin geçmişte maruz kaldığı ekolojik baskılar ve küresel yankılar açısından da kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Özellikle Adana, son yıllarda Avrupa ülkelerinden ithal edilen plastik atıkların kontrolsüz bir şekilde çevreye saçıldığına yönelik uluslararası araştırmalar ve uluslararası medyadaki haberlerle sıklıkla gündeme gelmişti. Kentte sıkılaştırılan denetimler ve kapatma kararları, bu "atık çöplüğü" imajını silmeyi ve kaynağı ne olursa olsun yasa dışı bertarafın önüne geçmeyi hedefliyor.Diğer yandan, Akdeniz ve Ege’nin mavi bayraklı plajlarına sahip Antalya ve Muğla gibi merkezlerde artan mikroplastik kirliliği, milyarlarca dolarlık turizm sektörü ve yerel balıkçılık için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Bölge ekonomisinin can damarı olan deniz turizminin sürdürülebilirliği, kıyıların temizliğine ve deniz canlılarındaki plastik birikiminin engellenmesine dayanıyor.
Sahada atılan adımlar, sadece bir çevre politikasını değil, Akdeniz ekoturizmini, gıda güvenliğini ve bölgesel ekonomik istikrarı koruma hedefini de bünyesinde barındırıyor.