sondakika.com
Son Dakika

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan savunma antlaşması imzalıyor... Bölgede yeni bir güvenlik ekseni mi kuruluyor?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yaklaşık bir yıldır müzakere edilen ortak savunma anlaşmasını bugün Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde imzalamaya hazırlanıyor. ABD-İran savaşının bölgesel dengeleri sarstığı bir dönemde gelen bu anlaşmanın, üç ülke arasındaki askeri iş birliğini yeni bir sevi…

Fotoğraf: Cumhuriyet

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Orta Doğu ve Güney Asya 'daki güvenlik dengelerini etkileyebilecek yeni bir üçlü savunma anlaşması için bir araya geliyor. Yaklaşık bir yıldır müzakere edilen anlaşmanın bugün Cidde'de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif 'in katılımıyla imzalanması bekleniyor. Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir 'in de Suudi Arabistan'daki temaslara katılması, anlaşmanın askeri boyutunun önemine işaret ediyor.

Diplomatik kaynaklara göre anlaşma; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma iş birliğinin farklı alanlarını kapsayan yeni bir üçlü çerçeve oluşturacak. İLK ADIM RİYAD VE İSLAMABAD'TAN Anlaşmanın temelini oluşturan en önemli gelişmelerden biri, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında Eylül 2025 'te imzalanan 'Karşılıklı Savunma Anlaşması' oldu. Söz konusu anlaşma, taraflardan birine yönelik saldırının iki ülkeye birden yapılmış kabul edilmesini öngörüyor.

Bu hüküm, NATO'nun kolektif savunma sistemindeki 'bir üyeye saldırı tüm üyelere saldırıdır' yaklaşımını hatırlatması nedeniyle uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Pakistan'ın, Müslüman dünyadaki tek nükleer silaha sahip ülke olması da anlaşmanın stratejik önemini artırmıştı. TÜRKİYE'NİN KATILIMI Türkiye'nin söz konusu güvenlik yapılanmasına katılabileceğine ilişkin işaretler ise yılın ilk aylarından itibaren ortaya çıktı.

Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Asıf , Mayıs ayında yaptığı açıklamada Türkiye ve Katar'ın Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşmasına dahil olmasından memnuniyet duyacaklarını belirtmişti. Asıf, görüşmelerin amacını benzer güvenlik kaygılarına sahip ülkeler arasında daha geniş bir iş birliği zemini oluşturarak 'bölgesel istikrarı ve kolektif güvenliği güçlendirmek' şeklinde açıklamıştı. O tarihte Türkiye , Suudi Arabistan , Pakistan ve Katar 'ı kapsayabilecek dörtlü bir güvenlik mekanizması tartışılırken, bugün gelinen noktada Ankara, Riyad ve İslamabad'ın üçlü bir anlaşma üzerinde uzlaştığı görülüyor.

KARŞILIKLI SAVUNMA Yeni anlaşmanın en kritik noktalarından biri ise karşılıklı savunma yükümlülüğü. Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki mevcut anlaşmada açık biçimde yer alan bu hükmün, Türkiye'nin de dahil olduğu üçlü anlaşmaya taşınıp taşınmayacağı henüz resmen açıklanmadı. Ankara'daki kaynaklar anlaşmanın savunma iş birliğinin geniş bir bölümünü kapsayacağını belirtirken, görüşmelere yakın bazı kaynaklar karşılıklı savunma hükmünün anlaşmada yer almasının kuvvetle muhtemel olduğunu ifade ediyor.

Ancak anlaşmanın nihai metni açıklanmadan, Türkiye'ye yönelik bir saldırının otomatik olarak Suudi Arabistan ve Pakistan'a yapılmış sayılacağı ya da bunun tersinin geçerli olacağı söylenemiyor. NATO'YA ALTERNATİF Mİ? Anlaşmanın niteliği, üçlü yapının ilerleyen dönemde NATO benzeri bölgesel bir kolektif savunma mekanizmasına dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu da beraberinde getiriyor.

Ancak mevcut bilgiler, böyle bir değerlendirme yapmak için henüz yeterli değil. Kaynaklar, anlaşmanın taraf ülkelerin mevcut ittifak yükümlülüklerini değiştirmeyeceğini veya zayıflatmayacağını özellikle vurguluyor. Bu durum, NATO üyesi Türkiye açısından kritik önem taşıyor.

Dolayısıyla yeni yapının ilk aşamada NATO'ya alternatif bir ittifaktan ziyade, Türkiye , Suudi Arabistan ve Pakistan arasında daha kurumsal ve derin bir bölgesel savunma koordinasyonu oluşturması bekleniyor. Öte yandan, son yıllarda Körfez’deki askeri yükünü azaltıp bölgesel ortaklara daha fazla sorumluluk devretmeye çalıştığı bilinen ABD’nin bu oluşuma yaklaşımı kritik önemde. Bu nedenle bazı uzmanlar, söz konusu yapının ABD’ye alternatif değil, ABD’nin bölgesel güvenlik stratejisini destekleyen bir tür 'yerel ortaklar ağı' şeklinde görülebileceğini düşünüyor.

İRAN'A KARŞI 'ÖRTÜLÜ DENGELEME' ABD-İran savaşı sonrası bölgede yükselen gerilim, Körfez ülkelerini yeni güvenlik arayışlarına yöneltti. Bu nedenle, olası savunma paktının açıkça 'İran’a karşı örtülü bir dengeleme hattı' oluşturabileceği yorumları yapılıyor. Özellikle İran’ın füze kapasitesi, vekil güç ağları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısı, enerji ihracatçısı ülkelerde ortak savunma refleksini güçlendirmiş durumda.

Öte yandan uzmanlar, gelişmelerin bölgede yeni bir Şii-Sünni eksenli saflaşmayı tetikleyebileceği uyarısında da bulunuyor. Her ne kadar taraflar 'kolektif güvenlik' ve 'istikrar' vurgusu yapsa da İran’ın bu oluşumu kendisine yönelik bir tür 'stratejik çevreleme girişimi' olarak algılayabileceği değerlendiriliyor. HANGİ ÜLKE NASIL TEPKİ VERİR?

Bu türden yeni bir güvenlik ekseninin yalnızca Orta Doğu’yu değil, Asya’daki güç dengelerini de etkileyebileceği belirtiliyor. Çin’in özellikle enerji güvenliği ve Kuşak ve Yol güzergâhları nedeniyle Körfez’de istikrarı öncelik olarak gördüğü biliniyor. Ancak Pekin’in, ABD’ye yakın ülkelerin oluşturacağı bu türden 'yeni askeri koordinasyon mekanizmalarına' temkinli yaklaşabileceği ifade ediliyor.

Hindistan açısından ise Pakistan’ın Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan ile daha yakın askeri entegrasyona gitmesi stratejik baskı unsuru olarak görülebilir. İsrail’in de İran karşıtı bölgesel dengeyi destekleyebileceği, ancak Türkiye’nin merkezi rol oynadığı bir askeri platforma mesafeli yaklaşabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre tüm bu gelişmeler, Orta Doğu’da yeni ve çok katmanlı bir güç rekabetinin işareti olabilir.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Aynı gelişmeyi verenler

7 kaynak

Gündem haberleri

Tümü