Türkiye’nin Ukrayna’ya içerisinde balistik füzelerin de bulunduğu ağır mühimmat paketi satma girişimi ile ilgili yeni bir ayrıntıya ulaşıldı. FRENE BASILDI Cumhuriyet’in üst düzey bir kaynaktan edindiği bilgiye göre satış süreci uzayacak. Kaynak, satışla ilgili ABD Kongresi’nden ekstra bir karar çıkması gerektiğini, belirli prosedürlerin izleneceğini ve bunların vakit alacağını söyledi.
Oysa Kongre tutanağında “Öngörülen transfer tarihi: Kongre bildirim süresinin tamamlanmasının hemen ardından” yazıyordu. Bu süre 18 Ağustos’ta dolmuş ve Kongre süreci sonlanmıştı. Resmi evrak ile kaynağın söylemi arasındaki fark, Ankara’nın Moskova’yla denge kurma amacıyla frene bastığına işaret etti.
RUSYA'DAN TEPKİ GELMİŞTİ Mühimmat satma girişimi 6 Ağustos tarihli ABD Kongre tutanağı ile ortaya çıkmıştı. Türkiye, envanterindeki M270 MLRS çok namlulu roketatar sistemi, M26 DPICM güdümsüz çift amaçlı geliştirilmiş konvansiyonel mühimmat roketi, M509A1 203 milimetre çift amaçlı geliştirilmiş konvansiyonel obüs mühimmatı ve M39 ATACMS ordu taktik balistik füze sistemlerini Ukrayna’ya satmak için ürünlerin menşei olan ABD’den izin isterken, bu adım Moskova’nın tepkisini çekmişti. Rusya Dışişleri Sözcüsü Mariya Zaharova, “İkili ilişkilere ağır darbe” diyerek Türkiye’ye bu satıştan geri dönme çağrısı yapmıştı. 'ANKARA SINIRI AŞARSA...' Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında geçen hafta Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te gerçekleşen görüşmeye ilişkin açıklamalarda bu konudan bahsedilmezken, Rus devlet medyası RT’de görüşme öncesi, “Ankara'nın risk dengelerini soğukkanlılıkla değerlendirme vakti geldi.
ATACMS füze transferi, Rusya-Türkiye ilişkilerinin bütün yapısı için bir sınavdır. Silahlar Kiev'e ulaşırsa, önceki güven düzeyini korumak artık mümkün olmayacaktır. Moskova, Ankara'yı kabul edilebilir bir arabulucu olarak görmeyi bırakacak, bölgesel konularda Türk çıkarlarını dikkate alma isteği azalacak ve ikili ilişkiler daha katı ve tamamen pragmatik bir hal alacaktır” analizi yayımlanmıştı.
“Ankara sınırı aşarsa” tabiri de kullanılmıştı. Öte yandan Cumhuriyet, bu satışın normalde parçalara bölünerek, Kongre’ye ve dolayısıyla kamuoyuna duyurulmadan gerçekleşebileceğini, ancak olayın bürokratik “beceriksizlik” sonucu afişe olduğunu aktarmıştı.